Alıştık artık, köleliğe ve ümitsizliğe. Minarelerimizde ezan okunuyor. Camilerimizde ibadet ediliyor. Dualarla ibadeti yaşayanların hayatlarında bir değişiklik yok. Her şey eskisi gibi heyecansız ve soğuktur. Soğuk hayat; bütün çarpık hisleriyle donuktur. Donuk hislerle yabancının her telkinine kulaklarını açmışken, heykel daha çok taşlaşıyor. Mezar taşı gibi, sokaktaki heykel gibi. Endişe içindeyiz...
Bir başkasını değil sadece seni, Aradığımda sesini duyuyorum ya hani, O an zor tutuyorum kendimi, Ağlamamak için. Okumak istediğimde yazdığım şiirlerin herbir kelimesini, Yüreğime cam kırığı tanesi batıyor sanki. Sayfalar dolusu anlattım seni, Ve alıp hepsini koydum valizime, Bir de resmini. Yağan yağmurun altında yürüdüm ardıma bile bakmadan, Bu şehre...
Günler geçer aylar çıkar yıllara Çocuk oynar düşe kalka sokakta Siyah saçın beyaz olur zamanla Gençlik gider ihtiyarsın sonunda * Yazın sonu son bahar kış kapıda Karlar yağar tane tane başıma Soğuk gelir ayaz vurur bağrıma Yaprak solar ağacımda dalımda * Şimşek çakar sesi düşer dünyaya Rüzgar eser fırtınaya lodosa...
SİYAH ŞAPKALI ADAM BETÜL FIRAT 191 SAYFA Ruhumun dehlizlerinde ne kadar kaldım hatırlamıyorum. Kaç gündür uyuyorum acaba? Takvim yaprakları değişmemiş gibi. Ben kendimden geçsem de gün benden geçmemiş henüz. Hep aynı rüya. Hep aynı son. Sayın Ahmet Bilgehan Arıkan öncülüğünde #Gezenkitap etkinliği kapsamında sevgili TC Betül Fırat kaleminden #SiyahŞapkalıAdam kitabını...
Anladım ki senin aşkın bir yalanBu seven gönlümü eyledin talanBir avuç gözyaşı bana kâr kalan Gözümden yaşları süzerim şimdi. Kalmadı yâr sensiz dünyanın hazı Sen idin gönlümün baharı yazı Ne yapsam geçmiyor sol yanda sızıBağrımda sızıyla gezerim şimdi. Bir avuç kor verdin yüreğim yanarAçtığın o yara bak hâlâ kanarKurumuş dalıma...