UNUT DEME Ali Akın … Sildim desen bile, seni gönlümden, Sakın beni unut deme, bana ha. Ben unutmam, sen de bana ölmeden, Sakın beni unut deme bana ha. Seni bilmem, ben kendimi bilirim, Kırk yıl sonra gel de, koşar gelirim, Dua eder, sana hayır dilerim, Sakın beni unut deme bana...
YUTKUNMAK YUSUF GÖKBAKAN … Hep, hiç ile yutkunmak Acıyı acıyla yutkunmak.. Meramsızlık , tırmık ucunda Ya da gümanı olmayan Meram faslında. Kedergâhtan kadergâha, Enseye vuran hu’ya banmış yel ile Bir teslim odasında; Kaşkolüne doladığı aşkı, aşkla titreten, Bir dileniş çatılı yüreği, küp dolusu hüzün.. Öylece, öylesine korunda çabalamak; Ateşbaz olmak....
İNSAN BU İbrahim AYĞIRCI … Doğumu ebenin elinde, İlk ağlaması, kanla yıkanan bebe, Ruhlar besleniyor ince damar bezde Ölümü haber veriyor doğumundaki çizgide. Hangi çocuk ağlamaz bezi kanlı, Uçurdu kocakarı ebe elindeki kuşları, Doğru olan böyleydi acaba yalan nasıl idi? Yalan dünyada insanın ağlaması ta başındaydı. Neyle karşılaşacağı belli, Göğsünü...
Bayramlar vardı Bayramların tadı damağımda Çocukluğumun ülkesinden Mazilerin ocağında İnsanların ülkesinde Yöresel ocakların otağında Bir heyecan bayram öncesinde Çocukların düşlerinde Annemin evinde misafir Büyükbabamın cebinde Küçük külahların içinde Kırmızı yeşil sarı Dişkıran şekerleri Koca sofralarda yere serilmiş Örtülerin üstünde Şehirden uzak köylere Insan toplulukları Köyleri ziyeret ederken Kızlar pencere önlerinde...
^^^ Ali Rıza Navruz Türkülerimiz bazen kara tren olur; Yeniköy’ün yokuşunu, Kardeşler’in büküşünü aşarak gurbet ele yâr götürür. Bazen yeşilbaşlı ördek olur türkülerimiz; gönülcüğümüzü göle düşürür. Çoğu kez Mecnun kılar âşığı ve çöller ardındaki Leylâ serabına salar… Ve yine bazen Erciyes’te duman olur bir türkü ve ardından Gazi’nin Boğazı’nda yitik...
Not: Bir gece Messenger’da bir muhabbet faslı sırasında; bir dörtlük Ali Rıza Navruz, bir dörtlük Köksal Akçalı şeklinde İşte böyle bir şiir doğdu. Her dörtlük 20 saniye içerisinde irticaĺen düşmüş oldu gönülden.. “””” (Navruz) Gurbet düşlüyorsan yoldaş olalım. Koluma girecek kol gerek bana. Boştan boşalalım, dola dolalım; “Ucu yâr zülfünde...
Erenler baktın olmuyor Boşver gitsin bırak gitsin Boş lafla desti dolmuyor Usta gitsin çırak gitsin Benden söylemesi bakın Kendini kendinden sakın Belki yakından da yakın Uzak gitsin ırak gitsin Değişmez cahilin huyu Çok sever zaten uykuyu İdareli kullan suyu Susuz gitsin kurak gitsin Yok mu senin kursun İbram Biraz hayal...
Kalbimi soruyorsunuz ya…! Doluyum; Anne yokluğuna, baba yokluğuna, kardeş hasretine, dost yokluğuna… Doluyum; Çocukluğuma, anılara , aşka…. Kısacası herşeye doluyum… Sormayın, umut etmeyin. Siz bilmezsiniz beni…. Yarını düşünmüyorum ! En bunaldığım zamanlarda dün kü duygularıma atıyorum kendimi… Evet; Dün de bıraktıklarım var..! Kalbim ayaklanıp o güne koşmak ister hep…. Bir...
Unutmak…Unutulmak diye bir şey yok. ALIŞMAK diye bir şey var. Bazı geceler sabah olmak bilmiyor Olsunda istemiyoruz zaten. Gündüzünü görmek istemediğimiz geceler de var. O geceleri unutamayız… Bir de… o geceleri yaşatanları. Canım dediklerimiz… Canımızı verdiklerimiz Bir bir gidiyor… Ve gitmekte. Giderken boşta gitmiyorlar. Canımızdan can, Kanımızdan kan götürüyorlar. Anlayacağınız...