Seher yelinden kopup bir el yukarıyerden fırlamış dirseğe kadar nâr içinde! Koşar bir ayak, yaralı ve çıplaktabanı bulutlara dayalıdize kadar çekilmiş har içinde! Bir baş, utanca gömmüş yüzünüparmaklarını, gözlerini silmiş termit, napalm belki de misketgövdesi kalmış intizar içinde! Kısık bir ses yayılıyor boşluğa sekiyor damdan dama çocuklar Açılıyor kapı oda oda yarılıyor...
DİLSİZ ACILAR Doğduğu günden başlamıştı bu dünya ile olan sınavı çünkü hiçbir türlü derdini anlatamıyordu ve anlatamadığı bu dertler de içine attığı için yaşamış olduğu acı tarifsiz oluyordu çünkü o dilsizdi. Bu dilsizlik bazen çaresizliği bazen de hüznü simgeliyordu bu simge onun boynuna asılmış bir kolyeydi bu kolyenin ham maddesi...
Tam uykuya dalmıştım ki, yatağından fırlayan, kardeşim kalkıp gece lambasını yaktı.Etrafı aydınlatan kırmızı ışık gözlerimi kamaştırmıştı. Elimi alnıma koyup bakabildiğimde,karşımdaki dolabın yanında buldum onu. Kulağını duvara yaslamıştı ve hiç kıpırdamadan, nesöylediklerini dinliyordu. Bir süre sonra bana doğru dönüp “Bak konuşuyorlar işte.” dedi.“Hem de heykel konuşuyor!”Onu kafasına taktığını biliyordum. Haksızda sayılmazdı....
1 Karar veren vermiş, sol bağrıma saltanatını kur Şartsız/ kuralsız, göz göze geldik , Nefesin/ nefesime hep çarptı… Tek parçaydık , sonra iki olduk , Ait bedende , sana ait ben var . Bin yıl öteden bakan gözlerim, Gözlerine bin yıllık bakacak. Doğduğu gün ruhun , gözlerime baktı… Bin sebep...
O şiir gibi gözlerini, Şen şakrak kahkahalarını, Dalgalı saçlarını, Nefes aldığım sürece, Asla unutmayacağım. Beni terkedişini, Gölgenin bile kaçışını, Asla geriye bakmayışını, Nefes aldığım sürece, Asla bağışlamayacağım. Yağmur altında ki arsız dansını, Herşeye azıcık surat asışını, Masum ve çocuksu yaramazlıklarını, Nefes aldığım sürece, Her zaman seveceğim. Sahte yemin ve vaatlerini,...