DOLAR
32,5004
EURO
34,6901
ALTIN
2.496,45
BIST
9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
21°C
Salı Hafif Yağmurlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C

İnadına Kıvırcık Soruyor, ÇİĞDEM HASEKİOĞLU Cevaplıyor

İnadına Kıvırcık Soruyor, ÇİĞDEM HASEKİOĞLU Cevaplıyor

SENARİST YAZAR ÇİĞDEM HASEKİOĞLU RÖPORTAJI

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK: Merhabalar kıymetli ziyaretçilerimiz. ESANMEL, Edebiyat ve Sanat Meltemi Sitesi olarak yine edebiyat ve sanatla harmanlanmış harika bir röportaj ile yine karşınızdayız. İnadına Kıvırcık Soruyor adlı röportaj serimizin on yedincisi ile karşınızdayız. On yedinci konuğumuz benim lise sıralarından tanıdığım, birlikte Darağacında Üç Fidan kitabını okuduğum sevgili dostum senarist yazar Çiğdem HASEKİOĞLU. Evet… Şimdi sorularıma geçiyorum böylelikle Çiğdem HASEKİOĞLU ’nu hep birlikte daha da yakından tanımış olacağız. Tekrar, merhabalar sevgili dostum ve kalemdaşım Çiğdem HASEKİOĞLU. Öncelikle davetimizi kırmayıp röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Lütfen okuyucularımız için kendinizi tanıtır mısınız?
Çiğdem Hasekioğlu kimdir?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Tam zamanlı bir yazarım. Part time Senaryo yazarlığı öğretmeniyim. Sinema severim. Fotoğraf çekerim. Anneyim. Mevsimlerden bahar, filmlerden Zindan Adası, şairlerden Cemal Süreya severim. Bir de biyografi okumaya bayılırım.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Şairane bir cevap. Sıklıkla duyduğunuz bir sorudur belki ama izleyicilerimiz için bir daha cevaplarsanız seviniriz Çiğdem HASEKİOĞLU. Yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Sanırım ortaokulun ilk yılıydı. Bir günlük aldım. Uzun zaman da yazdım. Sonra okuduğum kitaplardan sevdiğim satıları not ederdim. Üniversiteden sonra öyküler, kısa film senaryoları yazdım. Anne olduktan sonra uzunca bir ara verdim. Neden bilmiyorum, ama yazmadım. Bir yanım eksik gibiydi. Ama o dönemde çok iyi filmler izledim, çok okudum, çevreme baktım, hiç tanımadığım insanlarla sohbetler ettim. Sonra bu dönemi yazmadığım bir dönem değil de yazacaklarıma hazırlık yaptığım bir dönem olarak düşündüm. Şimdi o dönem biriktirdiğim, öğrendiğim çok şey olduğunu fark ediyorum. Zaman hep ileri doğru akar ya; bence insan da hep çoğalarak, kendisiyle ve dünyayla olan ilişkisiyle ilgili yeni şeyler öğrenek ilerliyor. Yani kayıp diyebileceğimiz bir zaman ya da dönem yok aslında. Ne öğrenmeniz gerekiyorsa onunla sınanıyorsunuz kısacası.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Çok güzel birikimler inanılmaz bir kitaba dönüştü diyebiliriz o halde. Peki… Kitap yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Kitap yazma fikri hep vardı ama emeklilik hayali gibi bir şeydi. Öncelik senaryo yazmaktı. Yazdım da. İspinoz Kuşları adıyla tam 10 bölümlük bir senaryo yazdım. Sonra bir senaryonun dizi olması için nasıl da uzun ve meşakkatli bir yoldan geçtiğini öğrendim. Bu beni yıldırmadı ama ne yazarsanız yazın yazdıklarınızla, özellikle öykülerinizle duygusal bir bağ kuruyorsunuz. Kimsenin oradaki herhangi bir işleyişi, kişiyi ya da olayı değiştirmesini istemiyorsunuz. Ancak senaryo kısmında bu böyle değil. Çok belirli kalıplar var, kuralları belli, olacaklar ve anlatılacakların sınırları çoktan çizilmiş. Böyle olunca ben de senaryomu yeniden açtım ve kitabımı yazmaya başladım. Edebiyatın sinemadan üstün bir sanat olduğunu hep biliyordum ama onun bana tanıdığı özgürlük bambaşkaydı. Orada her şey, herkes benimle birlikte özgürdü. En çok da bu özgürlüğe bağlandım. Kitap yazma fikri hep vardı ama önce senaryoyu yazıp sonra kitabı yazacağım hiç aklımdan geçmemişti.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Sevgili Çiğdem HASEKİOĞLU yayınladığınız kitapların isimlerini nelerdir? Kitaplarınızla henüz tanışmamış okuyucularımız için içeriğinden bahseder misiniz Çiğdem Hanımcığım? Kitaplarınızda okurlarınızı neler bekliyor?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Henüz sadece ilk polisiye romanım yayınlandı. İlk romanım benim için bir çeşit sınırlarımı kavradığım bir yolculuktu. Katmanlı öyküleri, özellikle TV dizilerinden hep çok sevmişimdir. İspinozların Ölümü bu açıdan katmanlı bir öykü. Aynı zamanda geçmiş, şuan ve gelecek iç içe geçmiş durumda. Okuyucu şuanda olanları okuyor, katilin peşinden giden bir polisle o yolculuğa çıkıyor ama geçmiş, hiç kimsenin geçmişi bugününden bağımsız olamayacağı için en derin yaralarına geçmiş günlerinde dokunuyor. Gelecek ise okuyucunun yeni sorular sorması, merakını körüklemesi görevini üstlenmiş durumda. Polisiye türünde kavramların ve karakterlerin derin sorgulaması genel olarak maceranın gölgesinde kalır ya ben ikisini dengede tutmayı yeğledim. Evet, önümüzde çözmemiz gereken kocaman bir bulmaca var, o katilin peşimde tüm hüneriyle bir komiser var ama olayın gizemi, maceranın çetinliği komiserin ve diğerlerinin insan tarafını domine etmiş değil. Bu bakımdan sanırım benim romanımda okuyucuyu hem bir katilin peşinden soluksuz bir maceraya davet edilirken hem de her bir karakterin insan tarafıyla, yani yenildiği, hayallerinden vazgeçtiği, hatalar yaptığı zamanlarını da görecek. Yalın bir polisiyeden biraz daha derin bir öyküye hazırlıklı olabilirler.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Dram ile polisiye arasında bir kitap diyebilirim ben de bir okudunuz olarak. Yazarken zorlandığınız anlar oldu mu? Kendinizi nasıl motive ettiniz Çiğdem Hanım?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Yazmak evet başlı başına zorlayıcı bir süreç. Her gün o masaya oturmak, bilgisayarı açıp tuşlara basmak hele dışarda taze, kıpır kıpır bir bahar aklını çelerken zor. Bir eşik var, oradan itibaren yazar artık o hikayenin aracı haline geliyor, öykü kendi kendine ilerliyor ve gözlerimin önünden film gibi akıp gidiyor. O eşikten sonrası kolay, keyifli. Gün be gün büyüyen bir çocuk gibi, en yakın arkadaşınla dertleşmek, gülüşmek, en derin yaralarını iyileştirme gibi. Bir yerden sonra yazar olarak ben öyküye yetişmek zorunda kaldım. En zoru ise başlamaktı, o ilk cümle her zaman en zoru oldu benim için. Bu yazmak dışında da geçerli bence, neye başlıyorsanız başlayın ilk gün, ilk anlar hep en zorudur.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
En büyük keşifler bir adımla başlar diyebiliriz bu durum için. Yazılarınızı kaleme alırken ne tür okumalar yapıyorsunuz? Yazılarınızı üretim esnasında özellikle okuduğunuz bir tür var mı?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Benim masamda Thomas Harris’in Kızıl Ejder kitabı vardı. Kitap bitene kadar orada durdu. Olağanüstü bir kitap. İlk romanımda danışmanım oydu diyebilirim. Gönül senaryo yazmaktan yana ya geri kalanları izleyip etkisinden çıkamadığım polisiye diziler ve kitaplar vardı. Ama Kızıl Ejder el fenerim, pusulam oldu.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Biraz ipucu verdiniz bu soruya ama yine soracağım. Kendinize örnek aldığınız, idol olarak gördüğünüz yazar ve şair kim ve neden?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Thomas Harris listenin başında yer almalı, Grange, ve Brown’u da çok severim. Türk edebiyatında İskender Pala listenin başında yer alıyor diyebilirim. Ahmet Ümit’in açılışları ve tempoyu son ana kadar zirvede tutuşu harika. Arif Ergin de ilk romanıyla çoktan en sevdiklerim listesinde yerini aldı.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK: Hepsi çok kıymetli isimler. Çiğdem Hanım şu an aramızda olmayan edebiyat duayenlerinden biri ile tanışma imkânı bulsanız bu kim olurdu ve kendisine ne sormak isterdiniz?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Yaşar Kemal’le tanışmak istedim ama sormak istediğim soru yok. Romanları zaten onun hakkında merak ettiğim her şeyin anahtarı. Ahmet Arif okusun isterdim, ben de öylece dinlerdim.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Ne mutlu ki bize hasretinden prangalar eskittiğimiz bir Ahmed Arif’imiz var. Yazarken ilham veya motivasyon kaynağınız nelerdir? Biraz bahseder misiniz Çiğdem Hanım ?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Bütün güzel kitaplar, filmler ilham kaynağım diyebilirim. Ben yazmaya başlarken aklımda tek bir sahne beliriyor, final sahnesi. Yani daha tek satır yazmamışken bir son sahnem oluyor ve o sahneye ulaşmak için yol alıyorum. Motivasyon kaynağımın bu olduğunu söyleyebilirim. Bir de o öyküyü yazarken aslında tüm dünyaya inandığım bir doğruyu savunuyorum, tek bir cümle var içimde tutamadığım, söylesem olmaz, söylemesem ölürüm dediğim, işte o cümle motivasyonum oluyor. Şimdilerde bir çocuk kitabı yazıyorum onun motivasyonu ve ilham kaynağı ise oğlum.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Evlatlarımız gözümüzün nuru. Sağ olsunlar nefesleri bile ilham oluyor bize. Peki… Yazmak sizin için ne ifade ediyor? Hayatınızın neresinde yer alıyor Çiğdem Hanım?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Ben dünyada olan her bir kimsenin bir sebeple burada olduğuna inanıyorum. Yani milyonlarca diğer ihtimal varken eğer sen, ben ve bizler bu yarışı kazandıysak boşuna değildir. Ayrıca her bir kimsenin buraya gelişinin bir amacı olmalı. Her birimizin sanatçı yada CİO olması da gerekmiyor bence. Daha mütevazi roller de önemli. Benim amacım, dünyaya geliş sebebim yazmak olmalı. Bazı hikayeler vardı evrenin bir yerinde asılı kalan, ben o öykülerin yoluyum.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Gerçi o zorlu süreci ben yakinen biliyorum ama okuyucularımız için cevaplarsanız sevinirim. Kitaplarınızın yayınlanma sürecinizden bahseder misiniz? Yaşadığınız zorluklar nelerdi? Bu süreçte size kimler destek oldu?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Kitap bitene kadar yayın sürecinin böylesi zorlayıcı ve bir anlamda gaddar olduğunun farkında değildim. Neyse ki yakın arkadaşım İnci Yılmaz Şimşek, Arif Ergin, Hocam Erkan Büker, abim Ali Tekin Çam ve ailem yanımdaydı. Kültür Bakanlığının “İlk eserim” desteğini de alınca ben görece daha kolay bir yayın süreci geçirdim ancak hala reklam, tanıtım süreci aşılması gereken kocaman bir iş. Eğer ülkedeki büyük birkaç yayınevinden biriyle yola çıkmadıysanız, influencer desteğiniz yoksa bu işe olan tutkunuz devam etmenizdeki itici güç oluyor.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Kitabı kaleme alıyoruz almasına ama yayınlandıktan sonraki durum hepimiz için güç, diyebilirim. Siz farklı bir yol izlediniz gerçi; önce senaryo sonra kitap… Normalde yazdıktan sonra senaryoya çevirmek ister yazarlar. Yine de yazmak isteyenlere önerileriniz nelerdir? Bizimle paylaşır mısınız?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Yazmaktan vazgeçmesinler. Aşmaları gereken yığınla engel var ama bu yol bir şekilde iyi olmaya giden bir yol. Edebiyat yaşamın bir yerlerinden tutunup öğrenerek büyüdüğünüz, büyürken onlarca kimsenin farkına varmadığı tonlarca duygunun, sebebin farkına vardığınız bir süreç. Yabana atılamayacak kadar da kıymetli.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
Röportajımıza katıldığınız ve verdiğiniz samimi cevaplar için çok teşekkürler sevgili Çiğdem HASEKİOĞLU. Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Çiğdem HASEKİOĞLU: Kanımca her bir öykü, şiir, senaryo, kitap yazarın kendi sorularının cevaplarını aradığı, kendisiyle yüzleşip sır gibi saklaması gerekenleri açık ettiği bir süreç. Okuyucununsa kendisi hakkında yanıldıklarını anlamasına sebep olan; bu kocaman, onu köşeye sıkıştıran dünyadan kaçması için bir yol. Ben yazarken aradığım cevapları buldum, yüklerimden kurtuldum. Şimdi sıra sizde.

İnadına Kıvırcık İnci YILMAZ ŞİMŞEK:
İnadına Kıvırcık Soruyor adlı röportaj serimizin on yedincisi ile karşınızdaydık. On yedinci konuğumuz kıymetli kalemdaşım Çiğdem HASEKİOĞLU idi. ESANMEL Edebiyat ve Sanat Meltemi sitesinin sevgili ziyaretçileri, şimdi veda vakti geldi ama yazarlarımızı sizlerle tanıştırmaya devam edeceğiz. Sanatla, edebiyatla kalın, hoşça kalın….

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.