Kasım Kara
…
Yüreğim üşür, kalbim buz keser,
Ruhum paramparça, nereden geliyorum?
Nereye gidiyorum, ben kimim, ben neyim?
Sorularıyla kendimi arıyorum.
…
Kimsesizler rıhtımında,
Karanlık geceden ürperiyorum.
Kendi sessizliğimi dinliyorum,
Demli çayımı yudumlarken gözüm dalıyor geçmişe öylece.
…
Yılların yükü omuzlarımda,
Yalnızlık kapımı çalıyor her gece.
Dünya gürültülü, ben ise yorgun,
Uzaklarda bir umut ışığını arar gözlerim.
…
Bulutların ardında saklanmış yarım ay,
Bu karanlık limanda zaman akıp gider parmaklarımın arasında.
Ruhumun derinliklerinde yankılanır fısıltılar,
Bir ömür harcadım bu yoldan, geriye kalan sadece silinmeyen hatıralar.
…
Toprak kokar rüzgâr, üşütür tenimi,
Sokaklarında kaybolur ruhum, ararım kendi kendimi.
Gurbet ellerde tüylerim diken diken olur,
Yağmur cama vurur, gök gürültüleri arasında irkilince.
…
İçimde dinmeyen bir sızı, gizli bir yara,
Yıllar yılı dost bildiğim yalan yabancı.
Beni böyle kim bıraktı bu kuytu yollara?
Bir türkü tuttururum ince bir sızıyla.
…
Taş plaklar çalar eski günlerin ezgisini,
Gidenler dönmez asla sılayla.
Anlatır bu akşam rüzgâr bana,
Yürek burkan o eşsiz ezgisini.
…
Yıldızlar şahittir çileli ömrün her anına,
Bir ömür adadım hakikatin aslına.
Vardım artık bu yalan dünyanın sonuna,
Yazdım yüreğime kalbimin eşsiz faslını.