ALLAH KURTARSIN (Kader mahkumlarına ithaf olunur) Karar vermiş hakim basmış mührünü Uzak etmiş kasabanı şehrini Fitil fitil şu mahpusun kahrını Çeken bilir gardaş ALLAH kurtarsın Çatmışsın ki belaların sertine Onca yılı yüklemişler sırtına Yel eserken geleceğe fırtına Eken bilir gardaş ALLAH kurtarsın Mahpus olmak zordur gider ağrına Dellenip de taşlar...
Aşk yüreğimin taa derinine öyle bir dokundu ki, Sarhoş olmuş gibiydim sanki, Ama nerden bilebilirdim birgün gideceğini, Unutmadım o günleri biliyor musun yıllar geçmiş olsa bile. Kalbim kabullenmek istemedi gidişini, İçtiğim hep hüznün acı kahvesiydi, Beklemek yoruyor aslında hiç gelmeyecek birisini, Yeni bir sayfa açamam seninle artık özür dilesen bile....
Bugüne kadar uzanan insanlık tarihine baktığımızda yaşamı doya doya sevdirecek, hayatın kıymetini gösterip mutluluğu yaşatacak, tüm insanların kalbini huzurla, tebessümle dolduracak bir sevgi dünyasının yaratılamadığını görürüz. Bu konuda fazla söze gerek! İnsanlık, mutluluk yaratmada yetersizdir. Birinci yüzyılda; açlık, sefalet, kaba kuvvet, tecavüz, kaçırma, kıskançlık, yaralama, öldürme, hırsızlık, hile, haksız kazanç...
Derdine meftun bir yüreğim var,, Aşkına bizar olmuş kocaman bir sevda.. Gittiğin yerlerde bir yâd’ına eremedik,, Sevsende sevmesende ne anlamı var..? Derdi sükûta son söz/ vurgun ise Feryadı figana çaremi var..? Beklemek umut mu sanıyorsun Mevsim döndü hazana,, Seviyorum demenin ne faydası var..? Mahkûmiyetimi aşkına ödülmü sandın,, Prangalar çoktan pas...
Geceye yaslan … Geceye yaslan, kapat gözlerini… Bir deniz düşün, masmavi bir gök yüzü , Bir sandal da uzandın sırt üstü… Tüm arzu ettiğin her şey , huzur dediğin şey , böyle bir an işte mutluluk böyle bir büyü… Ya da bir hayaldesin bir akşam üstü , göz kapaklarında tatlı...