D E R M İ Y D İ N ? AKITTIM İÇİME BEN, ONCA AĞI’YI Ne oldu sevdiğim, sana DER MİYDİN? BUNCA ELEM KEDER, AH İLE VAHIM Ne oldu sevdiğim ! Sana DER MİYDİN? ⚘️ Ne eylül’e baktım ben, ne hazanına Ne yazılanlara baktım ! Ne yazanına Bilmem; ne çıkarsa...
Lal olmuyor mu diliniz bazen sizin de. Anlatacak çok şeyiniz var ama kelimeler yetersiz kalıyor… Bazen anlatsanız da anlayanınız olmayacak diye ziyan etmek istemiyorsunuzdur sözcükleri de nefesinizi. Karabasanlar çökmüş gibi üzerinize, söylemek isteseniz de sesiniz çıkmayacakmış gibi olmuyor mu size de? Elinizden gelen bir şey olmaz ya hani, diliniz de...
ANTON ÇEHOV Yazardan daha önce Üç Yıl ve Kara Keşiş kitaplarını okumuştum. Şimdi Altıncı Koğuş için yorum biraz tüyo içermektedir. Saygın ve hali vakti yerinde olan bir memur olan Ivan Dimitriç Gromov’un hayli trajik bir geçmişi vardır. Sonradan üstüne yapışan takip edilme takıntısı dolayısıyla akıl hastanesine kapatılır. Doktor Andrey Yefimiç’in...
Sen kendini tilkiden Kurnaz sandın galiba… Unutma tilkinin dönüp dolaşacağı kürkçü dükkanıdır Postuna saman doldurup Ya duvara asarım Yada yere pas pas diye sererim Ayak kokumla oraşırsın Yüreğimin demiyle değil Hak ettiğin yeri bulursun…! Canbaz gibi her ipte oynarım sanıyorsun… O ipin ham mattesi benim Benim tezgâhımdan geçer İlmik ilmik...
“İnsanlar hayat içerisinde hem hayatla ilgili hem de insanlar tarafından yorulmakta. ‘Yorgunlar Rıhtımı’ da bu yorgunlukları dile getiren bir eser niteliğinde olabilir. Yorgunlukları alır mı bilinmez ama dile getirebilir. Hayat yerine göre meşakkatli bir yolculuk. Bu yolculukta illaki yorgunluklarımız, kırgınlıklarımız ve hayal kırıklıklarımız oluyor. İnsanın kalbine ağır gelen her şey...
İkinci el, tuzsuz aşklara razı edemediniz ama Uzağa gidemeyecek pulsuz mektuplar yazdırdınız bana. Sanırım, beni ayakta tutanlar, Şu kursağımda kalanlar… Çok sigarayı bana tersten yaktırdınız, Ümitlerim, hayallerim, aşklarım… Hiç gelmeyecek trenler beklettiniz bana. ALP ARSLAN