

DÖVÜŞ KULÜBÜ
CHUCK PALAHNIUK
224 SAYFA
Dövüş bittiğinde hiçbir şey çözülmemişti, ama hiçbir şeyin önemi yoktu.
Uzun zamandır okumayı ve izlemeyi reddettiğim bir eser “Dövüş Kulübü”. Hani hep deriz ya, zamanı gelmemiş diye. Sanırım bende hep bu nedenle erteledim ve harika bir ekiple okuma şansı buldum kitabı. Sonrasında da filmini izledim elbette.
Pek çoğunuz biliyorsunuz eminim; izlediniz, okudunuz yada her ikisi de. Bir yeraltı edebiyatı eser. Adından da anlaşılacağı gibi bolca dövüş, yanında da elbette argo. Rahatsız edici bir hikaye. Ama bu rahatsızlığın yanında düşündüren de bir hikaye. “Ne kadarını ben yaşıyorum bu hayatın yada ne kadarı bana dayatılıyor” diye sorduran, günümüz toplumuna bir başkaldırı.
Yaşadığı hayattan memnun olmayan, uykusuzluk çeken, işinden, patronundan hoşlanmayan, evinin eşyalarını tamamlama çabasında olan bir adam. Teselliyi yardım toplantılarında arıyor kahramanımız. Hastalıkla, bağımlılıkla mücadele eden insanların yanında kendi dertlerinden biraz uzaklaşma şansı buluyor. Bir iş seyahati sırasında oldukça farklı bir adamla, Tyler Durden’le kesişiyor yolu. Tyler hayatına girince bir “Dövüş Kulübü” kuruluyor ve zamanla genişliyor bu kulüp. Gündüz bambaşka hayatlar yaşayan insanlar, geceleri biraraya geldiklerinde farklı kişiliklere dönüşüyorlar. Yaşadıkları kölelik düzenine karşı bir başkaldırı yaratıyorlar farkında olmadan. Birey olmaktan çıkıp, birer tüketim makinesine dönmelerine isyan ediyorlar dövüşerek. Tüm topluma olan öfkelerini çıkarıyorlar bu sayede. Kazanmak yada kaybetmek değil önemli olan, fiziksel acıyı tadarak tüketen toplumun uyuşturucu etkisinden kurtulmak tüm amaç. Sonuda oldukça ters köşe.
1999 yapımı olan film, David Fincher tarafından yönetilmiş ve başrollerde Brad Pitt, Edward Norton ve Helena Bonham Carter rol alıyor. Oyunculukları beğendiğimi söylemeliyim, özellikle Marla karakterine hayat veren Helena Carter müthişti bence. Film ve kitabın sonları biraz farklı, söylemeden geçmeyeyim.
Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar, neden? Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için.
Düşün. Bir grev başlatıyoruz ve dünyadaki servet dağılımı yeniden düzenlenene dek hiç kimse çalışmıyor.
Peynir satıp alıp televizyon seyretmeye yetecek kadar para kazandıran boktan bir işte çalıştığını görmektense, seni öldürürüm daha iyi.
Biz tarihin ortanca çocuklarıyız. Bizi bir gün milyoner olacağımıza, film yıldızı, rock yıldızı olacağımıza inandıran televizyon programlarıyla büyüdük; ama bunların hiçbiri olamayacağız. Ve bu gerçek kafamıza ancak dank ediyor. O yüzden bize karşı dikkatli ol.
Uykusuzluk sadece bir semptomdur, daha önemli bir şeyin işaretidir. Gerçek sorunu araştır. Bedenini dinle.
LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!
Arzu ORTAÖREN