ZEYTİNDAĞI (176 sayfa) Adını duymuştum, çoktandır okumayı hep istiyordum. Bir hazan mevsimine denk gelmesi de ayrı bir tesadüf. Bu kitap özetle: ‘’Koca bir imparatorluğun çöküş öncesi öyküsü.’’ Hem de olayları bizzat yaşamış Falih Rıfkı Atay’ın kaleminden. Anadolu halkı Arap’a, Arapçaya o denli inanmıştı ki, onların yalanları bile ‘’Ayet tesiri’’ yapmıştı,...
Nelerden vazgeçtik biz hayatlarımızda? Ne heveslerimiz ne hayallerimiz vardı oysa. Daha küçücük çocukken oynadığımız sokaklarda mı kaldı umutlarımız? Bir sokak kedisi misali kimse sahip çıkmadı mı onlara? Pırıl pırıl gözlerimiz vardı her şeyden önce, gülünce güller açan yüzlerimiz. Elimiz ayağımız toza toprağa bulansa da, tertemiz coşkun akan kanla dolu yüreklerimiz...
Hocam gelmiş bana vaaz veriyor Ben dinsiz değilim dini bilirim O hakkın sırrına eren eriyor Şeytanı periyi cini bilirim E insan insandan kaçar bıkınca Geriye ne kalır gönül yıkınca Bak ortaya cahilliği çıkınca Cahilin güttüğü kini bilirim Siz çorak tarlada ekin derenler Bana bol keseden akıl verenler Ben sadece şiir...
Aslımız astarsız kumaş iken Şimdi her yerden yama yedik. Yırtık pırtık kara lastik üstüne Keten çuvaldan hırka giydik Türlü türlü cefa içinde iken Ne kadar yaşadık ki sefa Çırpınıp dururken dertlerde Ömrüm geçti, oldu heba Benim boğazıma düğüm olanlar Şimdi her iki boğaza köprü olur Yutkunup, tutamadığım gözyaşlarım Deryalara doğru...