Ant İçtim Bil ki senden önce sararmış solmuş kurumaya yüz tutmuş çiçektim Gelişinle yeniden yeşerdim rengarenk muhteşem bir bahara erdim Sen de beni sevince kalmadı gamım tasam kederim bir tek derdim Her sabah bahçelerden çiçekler topladım geçeceğin yollara serdim Senin aşkınla her zaman her yerde göğsümü gururla onurla gerdim Sen sevgi olsaydın ben seni gönül bağıma inan ki ömürlük ekerdim Senin yanında olsaydım güz mevsiminde bile harika bahara ererdim Ben bir sevda rüzgarı olsaydım senin gönül dağında delice eserdim Estikçe derin sevgimle efsanevi aşkımla ayaklarını yerden keserdim Ömrümce seni sevmeye ant içtim yemin ettim kendime söz verdim Ölünceye dek senden seni sevmekten vazgeçersem eğer namerdim
Öz aile; anne, baba, kardeş ve çocuktur. Eşten ayrılıp kopabilirsiniz ama öz ailenin mezarları bile aynı yerdedir. * Evlilik, romantizm ve sosyal bağ olarak gelişebilir. Yol arkadaşlığı demek, maddi imkanların varlığıyla yapılan her şey kadar duygusal dünyanın bağı da çok önemlidir. Duygusal bağlılık yoksa eş, bir oda arkadaşlığı olmaktan öte...
Akdeniz’de bizim Toros dağları Göksu nehri ile sulanır gelir Ceviz bahçeleri üzüm bağları O köy yollarında dolanır gelir Yaktı bizi ağustosun sıcağı Arıyoruz kıyı köşe bucağı Biz istemiyoruz mermer ocağı Bu işe aklımız bulanır gelir Ağalar beyler bak iyi mi etmiş Eskisi gibi yok üretim bitmiş Mozot gübre almış başını...
Sus! Sus ve Dinle!.. ÷ Artık yağmurlar yağsa da hoş, yağmasa da! Esrik bulutlara da sözüm yok!.. Ötesini bilmem ama; berisinde yarına düşlediğim önemi vermek var, onu yok etmemek var… Öfkeleneceksin biliyorum, ya da çıldırmalar için bahaneler üreteceksin ey çılgın ruh! Kendini sezgilere açarken yumacaksın gözlerini. Yine kara bulutlardan berrak...