Ant İçtim Bil ki senden önce sararmış solmuş kurumaya yüz tutmuş çiçektim Gelişinle yeniden yeşerdim rengarenk muhteşem bir bahara erdim Sen de beni sevince kalmadı gamım tasam kederim bir tek derdim Her sabah bahçelerden çiçekler topladım geçeceğin yollara serdim Senin aşkınla her zaman her yerde göğsümü gururla onurla gerdim Sen sevgi olsaydın ben seni gönül bağıma inan ki ömürlük ekerdim Senin yanında olsaydım güz mevsiminde bile harika bahara ererdim Ben bir sevda rüzgarı olsaydım senin gönül dağında delice eserdim Estikçe derin sevgimle efsanevi aşkımla ayaklarını yerden keserdim Ömrümce seni sevmeye ant içtim yemin ettim kendime söz verdim Ölünceye dek senden seni sevmekten vazgeçersem eğer namerdim
TOZ BASINCA… Bir çift öküzü ve kara sabanla ekim için hazırladı tarlayı. Umut ekti, teri ile sulayıp; Ürün verip gönendire Kadir’i. Tohumu komşudan ödünç almıştı Yüreğinde pek çok ukte kalmıştı Yavruyu da ilk mektebe salmıştı ”Bu senin kısmetin kuzum” diyordu. 1962 senesi Üç gün oldu altı, üstü süresi Ne tepesi...
SÖZ BULAMAM Yüreğim bir yangın yeri, Şu gönlümde köz bulamam. Acılar yakar ciğeri, Anlatacak söz bulamam. Ne yapayım çaresizim, Ne yolum var,nede izim, Halimiz perişan bizim, Bakıp gören göz bulamam. İçin için yanıyorum, Düşmanı dost sanıyorum, Ben beni zor tanıyorum, Kabuğum var,öz bulamam. Düştüğüm şu hale bir bak, Anlım kara...
*iyi ki doğmuşum ve iyi ki sizleri tanımışım. Kocamustafapaşa’da bir apartman, apartmanın çatı katında rutubetli küçücük bir ev, evin oturma odasında eski bir divan, eski divanın üstünde ben. Daha çok küçüğüm ve yaralarımı sayacak kadar büyümemişim. Her akşam, uyumadan önce, annem bana yastığımı öptürüp “Ya Hızır, zor anımda yetiş, beni...
Her ömrün bir hazanı vardır. Güneş yanığı, küf kokan yapraklar; yaşamın yokuşlu yollarında nefessiz kalanların yüreğine çöreklenir. Üstelik bu yüreğin ayakları, ayazda kalmıştır. Üstlerine örtecek merhametli bir yürek eli beklerler kapı aralığında. Oysaki sevgiyle bakan bir çift göz, yorgandır ayakları ayazda kalmış ihtiyar yüreklere. Bu boynu bükük yüreklere işte huzur...
Sen de gözlerine ağlamak öğret, Yığılıb kalmasın yaş yüreğinde. Çok büyük bir derttir ağlayamamak, Ona direnci yok taş yüreğin de. Akıt gözyaşınla derdi gözünden, Hazin taliine, kendine ağla. Utanma kimseden, bırak görsünler, Sakın ha! Yüzünü-gözünü bağla. Niye korkuyorsun? Bunda ne var ki? Ağlamak zayıflık, güçsüzlük değil. Çocukken o kadar ağlamışız...