Ant İçtim Bil ki senden önce sararmış solmuş kurumaya yüz tutmuş çiçektim Gelişinle yeniden yeşerdim rengarenk muhteşem bir bahara erdim Sen de beni sevince kalmadı gamım tasam kederim bir tek derdim Her sabah bahçelerden çiçekler topladım geçeceğin yollara serdim Senin aşkınla her zaman her yerde göğsümü gururla onurla gerdim Sen sevgi olsaydın ben seni gönül bağıma inan ki ömürlük ekerdim Senin yanında olsaydım güz mevsiminde bile harika bahara ererdim Ben bir sevda rüzgarı olsaydım senin gönül dağında delice eserdim Estikçe derin sevgimle efsanevi aşkımla ayaklarını yerden keserdim Ömrümce seni sevmeye ant içtim yemin ettim kendime söz verdim Ölünceye dek senden seni sevmekten vazgeçersem eğer namerdim
Tuz koktu diyorlar,doğru ve gerçek, İnsanlık yok artık,ne demek lazım. Hırsızlar dürüstlük dersi veriyor, İnsanlık yok artık, ne demek lazım. Yitirdik doğruyu,eğri yollarda, Tat bulamaz olduk,sahte ballarda, Ahlak laf olarak kaldı kullarda, İnsanlık yok artık, ne demek lazım. Sahtekar dürüste atar iftira, Eşşek rakip çıkar,oldu katıra, Bu günden yarına,ne var...
Bir Oy Deposu Sanıldı Yoksul Hiç yılmadı devam etti yoluna İş yükledi bileğine koluna Acınmadı nasırlaşmış eline Irgat pazarında anıldı yoksul Acından ölmedi, tok da olmadı Hak yemedi, aldatmadı, çalmadı Dürüst kaldı, hiç aferin almadı Herkesi dost bilip yanıldı yoksul Emek verdi, ter akıttı işinde Asla haram olmamıştır aşında Aç...
“Krallar gibi yaşamak… Kral gibi…” Yukarıdaki sihirli sözcükler yüzyıllardır söylenen, yaşamın içinden süzülüp gelen önemli bir gerçeğe tanıklık ederler. Krallar gibi yaşamak demek: Keyfince, canının istediğini yaparak, emrinde birilerini çalıştırarak, kimi zaman savaştırarak kimi zaman boyun eğdirerek, kendi kuralları dâhilinde zorlanmadan, kısıtlanmadan, düşünce ve davranışta serbestçe yaşamaktır… Kral...
Ay aydınken, Belli belirsiz bir vapur geçiyordu Boğazın mavi sularında. Ve kımıl kımılken yakamozlar Rahat bırakmıyordu kendini zihnindeki Düşler. Derin derin iç geçirip Kırgınlığını Kızgınlığını Pişmanlığını Aldanmışlığını İçini yakan sırrı anlatmak dertleşmek için Martı aradı gözleri gecenin bir saatinde. Söylemez kimseye kimsenin sırrını Çünkü gizdir martı O yüzden çığlık çığlığadır...
ŞAŞIRDIK Ali Akın (Albazoğlu) … Bir çıkmaz sokağa düştük, Şaşırdık ne yapacağız. Yol aradık, bulamadık, Şaşırdık ne yapacağız. Yol sorarız, yol bilen yok, Doğru dürüst kul bilen yok, Sağ bilen yok, sol bilen yok, Şaşırdık ne yapacağız. Cahiller akıl satıyor, Yükü üstünden atıyor, Her işe hile katıyor, Şaşırdık ne yapacağız....
Hakverdi Emmi Yusuf İPEKLİ … Oraktan, düvenden, patozdan geçtin, Ağustos ayında çok tırpan biçtin, Yandı kara bağrın, kor gibi yandı Kesekli ayranı tasınan içtin. Omcaya vurmadan bağı belledin, Göze açtın; otu, çöpü elledin, Kuşluk ile ikindinin arası Yorulunca bir cuvara telledin. Dağda gezdin, örüm güttün, yabanda, Kesilmedik yer kalmadı tabanda,...