ANAYURT OTELİ
YUSUF ATILGAN
128 SAYFA
Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak.
Çağdaş edebiyatın ünlü karakterlerinden Zebercet’e ve işlettiği otele konuk olduk bir süre önce okuma grubumuzla. Yorumlamakta bugüne kaldı. Pek çoğumuzun bildiği, okuduğu bir eser eminim. Hatta baş rollerinde Macit Koper, Serra Yılmaz ve Orhan Çağman’ın rol aldığı, Ömer Kavur’un yönetmenliğindeki (senoryalaştırılması da Ömer Kavur’a ait) 1986 yapımı filmi de izlemişsinizdir.
Küçük bir Anadolu kasabasında geçiyor hikayemiz. Babasından kalan oteli işleten Zebercet; içine kapanık, sosyal ilişkileri olmayan, yalnız bir kişilik. Bir konaktan otele dönüştürülen işyeri evi aynı zamanda. Zebercet’in dünyasında ölü tanıdıkları ve yaşayan yabancılar var. Annesi, babası, pek çok akrabası ölmüş olmasına rağmen kafasının içinde onunla yaşamaya devam ediyor. Kendine ait bir dünyası da yok aslında. İletişimsizlik en büyük sorunu. Sıradan biri Zebercet; sıradan, sakin, nazik, kendi halinde, sade, ürkek ve saplantılı bir karakter.
Mutlu olamamış, hayallerini ve hayatını yaşayamamış, hayata tutunamamış, birey olamamış Zebercet’in hikayesi oldukça yorucu aslında. Kısa sayfa sayısına rağmen kolay okunan bir kitap olmadı benim için. Bastırılmış cinsellik, hayata tutunamamış insanların profili, Zebercet olarak can bulmuş, psikolojik ve felsefik yönüyle de zor bir kitap. Kendine ait bir dünyası olmamasına, insanlarla iletişim kuramamasına rağmen Zebercet’in farkedilme isteği, yalnızlığı, takıntıları, bir yere ait olamaması gibi pek çok duyguyla başbaşa bırakıyor yazar bizi. Ne sağ ne ölü aslında Zebercet.
Biraz karanlık biraz iç karartan bir hikaye. Nefret ediyorsunuz bir an Zebercet’ten sonra bir bakmışsınız acıma duygunuz ağır basmış. Sevgisizlik…
Yalnızlık…
Hayal kırıklıkları…
Sözün özü kasvetli bir hikaye Zebercet ve işlettiği otelin öyküsü.
LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!
Arzu ORTAÖREN