“Ah! Ah! Sen yok musun sen, ah!” … “Ah! Ah! Nerede o eski günler, ah!” … “Ah! Keşke o hatayı yapmasaydım.” … “Ah” var, “ah” var; değil mi? Bazen şikayet, öfke, bazen pişmanlık, acı, bazen de hüzün ve özlem… Derin bir duygusallık içeren bir nida kelimesi “ah”… “Keşke” ve “iyi...
Bir sonbahar ayıydı, yapraklar kahveydi, O gün her zerreni hafızama kazımıştım, Hastalığını öğrendiğim o gün de, Belli etmemek için sana sarılmıştım. Hayatımı iyi etmek için neler yapmıştın, Zar zor sevsem de seni, şimdi canımdın, Nasıl bana bu kadar acı yaşattın farkında mısın, Yazıktır günahtır ben seni hiç bırakır mıyım Sinem...
Erenler baktın olmuyor Boşver gitsin bırak gitsin Boş lafla desti dolmuyor Usta gitsin çırak gitsin Benden söylemesi bakın Kendini kendinden sakın Belki yakından da yakın Uzak gitsin ırak gitsin Değişmez cahilin huyu Çok sever zaten uykuyu İdareli kullan suyu Susuz gitsin kurak gitsin Yok mu senin kursun İbram Biraz hayal...
Derbeder bir yaşamım oldu. Başı kesik gençlikten sonra da derbederdim. Etrafımdaki herkes keyif ve yaşamın zevkindeydi. Herkes mutlu bir patron gibi para kazanıyordu. Ben sadece yalnız ve tek başına yaşıyordum. Ben tek başıma kalırken, hokkabazlar sıra gecelerinde dolaşıyordu. Birbiriyle yardımlaşıyor ve birbirine yardım için koşuyorlardı. Dışarı çıkmak… Dışarı çıkıp da...