“Hayatınıza başka bir bakış açısı getirecek, çevrenizi ve insanları sorgulayacağınız ve çevrenizde görünmez gibi duran ama aslında hep var olanları fark edebileceğiniz bir öykü seli sunuyor size usta yazar İnci YILMAZ ŞİMŞEK. Keyifle okumanızı dilerim.” Yazar ve Şair Betül FIRAT
“Yazar İnci YILMAZ ŞİMŞEK, öykülerinde çarpık kentleşmenin içinde boğulan insanları usta kalemiyle resmediyor. Her öyküsünde değişen dünyamızda kangren haline gelen kadına ve çocuklara yapılan taciz ve şiddete, toplumun yozlaşan ilişkilerine usta kalemiyle ve usta bir ressamın dokunuşuyla aktarıyor tuvale. Öyküleri okurken, düşünüyor ve sorguluyorsunuz. Ben öykülerini severek okudum. Eminim sizler de çok severek okuyacaksınız.” Yazar Nermin Güday Kaçar
Seni ömrüm boyunca düşlerinde bile sevgi yağmurlarımda sırılsıklam ıslatacağım Delice bir sevda rüzgarı olacağım senin gönül dağında delicesine esip duracağım Sevgili seninle aşkı her sabah uyanınca fotoğraflarına bakınca yeniden vuracağım Havalar sisli puslu olsa da bir Güneş olup dünyana aydınlık sımsıcacık doğacağım Yer yüzünde her yerde hazan yaşansa kuraklık olsa...
Betül FIRAT: Öncelikle hoş geldiniz diyorum. Biz sizi ekranlardan tanıyoruz ancak bilmediğimiz nice yönlerinizin olduğunu da biliyoruz. Bize kendinizden bahseder misiniz, sizi daha iyi tanımamız için? Tayfun SAV: Evet, Betül Fırat Hanımefendi’nin, güzel Ankaralı gazetecinin röportajında kendimden bahsedebilirim. 45 yılı arzu ederseniz bir anda anlatmak kolay değil, 45 dakikada da...
Anne gökyüzünden dökülen bu ışıklar nedir? Yıldızlar mı düşüyor dünyaya? Sana bir yıldız yakalamak için koştum Toz duman ve çığlıklar arasında Anne çıplak elle tutulmuyor yıldızlar Keşke bana ördüğün eldivenim olsa Anne ne bu gözündeki yaşlar? Yıldız toplayamadığım için mi sana? Bir dahaki sefere söz annem Daha hızlı koşacağım, Sana...
Niğde Bor’un geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye sözüyle ünlü olan pazarının ortasından geçen Özden Deresi ilkbaharda iyice çağıldar. Isınan havayla birlikte dağlardan inen kar suları bereketini her yana saçar. Kuşlar cıvıldar doğa gittikçe ışıldar. Pazarın yukarısına doğru su seslerini dinleyerek yürürsünüz. Dere üzerinde iki yolu birleştiren çok sayıda şirin...
Adamın birinin arabasının lastiği tam da tımarhanenin önünde patlar. Adam aracı zor şer kenara çeker ve lastiği değiştirmeye koyulur. Hava da yağmurludur. Adam bijonları söker bir kenara koyar. Ama bijonlar yuvarlanıp mazgala düşer. Adam kara kara ne yapacağını düşünürken, tımarhanenin penceresinden deli seslenir: “A be salak, sen orada ne yapıyorsun?”...