Dil Aver Karagöz
..
Bu sabah şiir kokuyor yüreğim.
Balkon;
hatıraların biriktiği, bir sığınak gibi.
Neyse ki oturacak ufacık bir köşe kalıyor bana.
Evet, hatırlıyorum:
İlk kez anneme baktığım günü,
babamın kara gözlerini.
Ama biliyorum;
o günkü gün, bugünkü pazartesi değil.
O günkü bakışlar, bugünkü bakışlar değil.
Şimdi,
zihnimin içinde oturan bir öpme hissi,
bir hayal köşesi var.
Kalemime bakıyor, dalıyorum.
Duraksıyor, duygularımı cilalıyor.
Tekrar,
tekrar geçmişimi parlatıyorum.
Ve bahçede;
mavi, yer yer sökük kazağım,
yamalı pantolonumla,
yaz bitimi,
yaprakları sonbahara direnen dut ağacına asılı salıncakta sallanıyorum.
Birazdan kendimi sokağa atacağım.
Gün akşam olacak,
bitkin, yorgun, tahtadan evime döneceğim.
Şimdi,
“Hayır, ne gerek var buna,” diyorum.
Keşke…
Keşke…
Dakikalar ne kadar değerliymiş.
Bir daha hiç görememek varmış.
Özür dilerim,
annem, biriciğim.
Babam, direğim.
Hani o kısacık birlikte geçen zaman dilimleri var ya;
ömre bedelmiş.
Ben yine kendi içimde ağır bir savaştan çıkmış gibiyim.
Her seferinde mağlup oluyorum.
Ama biliyorum;
bu kalbim attığı sürece,
yine,
yine savaşacağım.
Şimdi vedalaşma zamanı.
Mısralarımın sonuna geliyorum.
Yine,
yine özür dilerim, anneciğim.
Yine,
yine özlüyorum, babacığım.
Bu balkon var ya…
Buradan nereye kaçarsan kaçayım,
özlem kulaklarıma yine uluyacak.
Kaçamazsın.
Parmaklarımı yazmaktan yorulduğunda,
o ağrılar bile sizi hatırlatacak bana.
Annem, biriciğim.
Babam, direğim.
Sizlerden başka sığınak var mı ki bana?
Sevmek için ölümden başka yol var mı ki bana?
Yenildim ben.
Her savaşımda yenildim ben.
Yazdım bu mektubu.
Çünkü;
bari dünyaya bir miras bırakayım, dedim.
Adı anne olsun.
Adı baba olsun.
Anlamı;
yaşarken değer olsun,
vakit olsun,
sevgi olsun.
İnsanlar yanlıştan dönsün yaraları sarsın,
Yar olsun.
Su gibi aksın yolunu bulsun.