Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
18°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Çok Bulutlu
15°C
Cuma Çok Bulutlu
15°C

ZAMANA DİKİLEN KURBAN

ZAMANA DİKİLEN KURBAN
13 Nisan 2026 11:18
11
A+
A-


​KADİFE KARANLIK Gençlik, insanın kendi derisinin içinde en rahat ettiği mevsimdir. Elara için bu mevsim, şehrin uğultulu sokaklarından kaçıp o sessiz, ucuz pansiyon odasına adım attığı gün son buldu. Akademik hırsları ve kısıtlı bütçesiyle seçtiği bu oda, ağır rutubet kokusu ve gün ışığını reddeden kalın kadife perdeleriyle onu bir koza gibi sarmıştı. Ancak bu koza, bir kelebek yaratmak için değil, taze bir ruhu sindirmek için örülmüştü. Odayı sahiplenme çabaları, eşyanın sessiz isyanıyla karşılaştı. Elara’nın duvara sürdüğü fildişi rengi boya, o arkasını döndüğü an sanki görünmez bir el tarafından kazınıyor, yerini küf lekeli, çatlak sıvalara bırakıyordu. Masasına bıraktığı taze elmalar, saniyeler içinde büzüşüp simsiyah bir kömüre dönüşürken, zamanın bu odada farklı bir ritimle raks ettiğini anladı. Saatin tik-takları, normal bir dünyadan gelmiyordu; sanki devasa bir kalbin yorgun atışlarıydı.
​DERİNİN ALTINDAKİ SIR Dehşet, bir sabah aynada karşılaştığı yabancıyla somutlaştı. Elara’nın pürüzsüz teni, sadece bir gecelik uykunun ardından yerini derin vadilere, yaşlılık lekelerine bırakmıştı. Gözlerindeki o genç parıltı, yerini yüzyıllık bir yorgunluğa teslim etmişti. Pansiyonun sahibi Bay Silas, kapının eşiğinde duran gölgesiyle bir cellat gibi fısıldadı: “Bu oda bir aynadır evlat. Sen ona gençliğini verirsin, o sana duvarlarını. Buradan çıkışın tek yolu, anahtarı senin yerine tutacak taze bir kurbandır.” Elara, çaresizliğin doruğunda kendi bedenindeki değişimi izledi. Kolundaki derinin bir parşömen kağıdı gibi inceldiğini fark etti. Hafif bir dokunuşla teni yırtıldı; ancak altından kan değil, parlak kırmızı ve yeşil nakış iplikleri fışkırdı. Parmaklarını oynattığında, derisinin altındaki bu iplikler bir kukla mekanizması gibi geriliyor, onu odanın bir parçası haline getiriyordu. Artık bir insan değil, odanın en pahalı mobilyası, yaşayan bir dekoruydu.
​VİCDANIN ZAFERİ, Hikayenin kırılma noktası, kapının o tiz sesiyle geldi. Yıllar önce kalbini bıraktığı Kaan, yanında yeni bir hayat kurmak üzere olduğu genç bir kadınla içeri girdi. Elara, tozlu koltuğunda bir heykel gibi sessizce izledi onları. Tek bir kelime etmese, sadece sessiz kalsa, Kaan o lanetli kontratı imzalayacak ve Elara eski gençliğine kavuşarak özgür kalacaktı. Lanet, bir başkasının omuzlarına binerek ondan uzaklaşacaktı. Fakat Elara, Kaan’ın gözlerindeki o saf umudu gördüğünde, içindeki insanlık kırıntısı odanın karanlığını yırtıp geçti. O bitkin, iplik iplik dökülen bedeniyle yerinden fırladı. Kaan’ın elindeki kalemi bir hançer gibi kapıp parçaladı ve onları dehşet içinde odadan dışarı itti. Kendi kurtuluşunu, sevdiği adamın geleceği için ateşe atmıştı.
​ EBEDİ TERZİ Bu fedakarlık, odanın karanlık fiziğini bozdu. Bir başkasını kurban etmeyi reddeden ruh, odanın sindiremeyeceği kadar büyüktü. Oda sarsıldı, iplikler koptu ve zaman tersine akmaya başladı. Elara özgür kalmıştı ama artık eskisi gibi değildi. O artık “Zamanın Terzisi”idi. Yıllar boyunca ara sokaktaki dükkanında, insanların yırtılmış kaderlerini ve sökülmüş umutlarını dikti. Hiç yaşlanmadı; çünkü zaman artık onun damarlarında bir nehir gibi değil, dikiş kutusundaki bir iplik gibi duruyordu. Kaan yaşlanıp öldüğünde bile Elara, onun anısını taze tutan o son dikişi atmak için oradaydı. Sonunda, tüm borçlar ödenip tüm sökükler dikildiğinde, Elara bir toz bulutu gibi havaya karıştı.

TUĞBA GÜNDÜZ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.