Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C
Cumartesi Az Bulutlu
20°C
Pazar Parçalı Bulutlu
20°C

UMUT UÇAR

20 Mart 1990 Ankara’da doğdum Çankaya İlköğretim Okulu’nda İlk Özel Jale Tezer Kolejin’de orta Özel Aydın Anadolu Kolejinde hazırlık ve lise öğrenimimi tamamladıktan sonra Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Bölümüne girdim, kendi isteğim ile bu bölümden ayrılarak siyaset ve kamu yönetimindeki eğitiminden sonra, Uğur Dündar’ın teşviki ile ve özellikle Müjdat Gezen’in okuluna gittikten sonra onunda desteği ile gazeteciliğe başladım. Bir süre Anons 35 TV ‘de sabah gazete manşetlerini yorumlayarak görev aldım. 11 Kasım 2016’da Radyo 1919 Fm’i kurdum. Çeşitli kişilerle, ünlü sanatçı ve siyaset adamları ile röportajlar yaptım. Doğan Haber Genel Koordinatörlüğü görevinde bulundum. Şu an Tuvana Medya Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, İzben Medya Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Ayrıca Gençlik ve Spor Konfederasyonu Genel Sekreteri, Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu Genel Başkan Başdanışmanı, Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkan Başdanışmanı, İç Anadolu Gençlik Federasyonu Genel Başkanı görevlerini sürdürmekteyim.

TENEKEYİ PARLATMAKLA ALTIN OLUNMAZ!

1 Ekim 2026 01:52
2
A+
A-

UMUT UÇAR

…

“Tenekeyi parlatsan gümüş etmez, altını çöpe atsan değer kaybetmez.”

Hayatta bazı insanlar vardır; kendilerini olduğundan daha değerli göstermek için sürekli bir şeylerin parıltısına ihtiyaç duyarlar.

Kimi makamıyla övünür, kimi çevresiyle…
Kimi sahip olduklarıyla, kimi de başkalarının gözündeki görüntüsüyle kendisine değer biçer.

Ama hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır:

Tenekeyi ne kadar parlatırsanız parlatın, altın olmaz.

Parlaklık başka şeydir, değer başka…

İnsan da böyledir.

Üzerine güzel sözler söyleyebilirsiniz.
Onu övebilirsiniz.
Kalabalıkların arasına koyabilirsiniz.
Hatta bir süreliğine olduğundan çok daha önemli biriymiş gibi gösterebilirsiniz.

Fakat insanın gerçek karakterini, zamanı geldiğinde yine hayat ortaya çıkarır.

Çünkü gerçek değer, gösterişle değil; duruşla anlaşılır.

Bir de bunun tam tersi vardır…

Bazen gerçekten değerli insanlar sessiz kalır.
Kendilerini anlatma ihtiyacı duymazlar.
Her ortamda öne çıkmaya çalışmazlar.
Kendilerini ispat etmek için başkalarını küçültmezler.

Hatta zaman zaman hayat onları bir kenara iter.

Kimileri onların kıymetini bilmez.

Kimileri “Artık bitti” zanneder.

Kimileri de değerli olanı çöpe atılacak bir şey sanır.

Ama unutmayalım:

Altını çöpe atsanız da altın olmaktan çıkmaz.

Onu bulacak göz varsa yine değerini görür.

Tıpkı insan gibi…

Gerçekten iyi, dürüst, vefalı ve karakter sahibi bir insan; bulunduğu ortamdan, makamdan, paradan veya alkıştan bağımsız olarak yine aynı insandır.

Çünkü onun değeri vitrinden değil, özünden gelir.

Bugün alkışlanan yarın unutulabilir.

Bugün herkesin peşinden koştuğu biri, yarın yalnız kalabilir.

Ama karakter sahibi insan, yalnız kaldığında bile kendisini kaybetmez.

İşte asıl mesele de budur.

İnsan, kimse bakmıyorken nasılsa aslında odur.

Bu yüzden hayatım boyunca şuna inandım:

İnsanları söyledikleri sözlerden çok, zor zamanlarda aldıkları tavırlar anlatır.

Dostluğu, iyi gününde yanında duran değil; kötü gününde elini bırakmayan gösterir.

Vefayı, herkes konuşurken güzel sözler söylemek değil; kimsenin görmediği yerde sahip çıkmak gösterir.

Karakteri ise insanın kendisinden güçlü olana nasıl davrandığı değil, kendisinden güçsüz olana nasıl davrandığı gösterir.

Çünkü altının değerini onu taşıyan kutu belirlemez.

Ve tenekenin parlaklığı da onun içindeki gerçeği değiştirmez.

Hayat bazen bize insanları yanlış tanıtabilir.

Birilerini olduğundan büyük, birilerini olduğundan küçük gösterebilir.

Ama zaman çok iyi bir terazidir.

Kim gerçekten altın, kim sadece parlatılmış teneke…

Zaman mutlaka ortaya çıkarır.

O yüzden kimsenin parıltısına fazla aldanmamak gerek.

Bazı insanlar ışık saçmaz; sadece ışığı yansıtır.

Bazıları ise sessizdir ama karanlıkta bile değerini kaybetmez.

Ve belki de hayatın en güzel tarafı şudur:

Gerçek değer, geç fark edilse bile değerinden hiçbir şey kaybetmez.

Çünkü…

Tenekeyi parlatsan gümüş etmez.
Altını çöpe atsan değer kaybetmez.
İnsanı da kalabalıklar değil, karakteri değerli kılar.

Gerisi sadece görüntü…

Ve görüntünün ömrü,
gerçeğin karşısında her zaman kısadır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.