Sen gülüp oynarken ben hep tükendim Hal hatır sormaya gelme boşuna Direndim sabrımla kahrını yendim Umudu kırmaya gelme boşuna * Günü düne sordum haftayı aya Bana ettiğini unuttun güya Sen beni ben seni sevmiştik baya Teselli vermeye gelme boşuna * En güzel baharda elini tuttum Sen yağmur idin ben kara...
Sana öylesine alıştım ki her gece başımı yastığıma koyunca Yokluğun hasretin aklıma düşer gözlerim buğulanır yaşlanır Şair seni bir gece düşünde göremese merak eder telaşlanır Sabah olunca uyanınca kalkınca sağıma soluma da bakınca Seni göremeyince yanımda arayınca odalarda bulamayınca Gönlüm tasalanır sıkıntı basar yüreğim hüzünlenir dertlenir Salondaki ikili koltuğa oturup...
Benim ülkemde de kanunlar vardır Yapanın yaptığı yanına kardır Hakim için karar vermesi zordur Geciken adalet yerini bulmaz O koç yiğitlerde vatan sevdası Oğlunu yitirmiş şehit anası Bu yüzden tutuyor bir ömür yas’ı Gecikir de Yanar sineleri sönmez Af kanunu canileri salıyor Analarsa oğul diye ağlıyor Ölüm haberleri yürek dağlıyor...
Derin uykulardaSessiz çığlıklarımDuyan, gören bilen yokHabersizdi gidişlerinHayal meyal bilen yok Bu ne acele!Bu nasıl meseleGelipte gitmeEzipte geçmeİçine sıçıpta etmeEtme gayrı ayrılık etme… Ah ahhhhArtıkYıkık bir viraneyimYolu olmayanBir avareyimDolaşmaktan bir hal oldumSonu olmayan,Bir divaneyim. Emrah Elitaş
Saat dokuzu beş geçe Atam gitti gelinmeyen yere Bıraktı bizi bizimle Cumhuriyeti teslim etti bize Dokuzu beş geçe saatler durdu Atam teslim etti ruhunu Bir anda yasa boğdu yurdumuzu Göz yaşları sel oldu Saat durdu dokuzu beş geçe Gömdük atamızı gönüllerimize Ölmedi yaşıyor hepimizin kalbinde Gitsede gelinmeyen yere Ağlayarak dalgalanıyor...