Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
8°C
İstanbul
8°C
Yağmurlu
Pazartesi Çok Bulutlu
10°C
Salı Hafif Yağmurlu
12°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
12°C
Perşembe Az Bulutlu
12°C

ŞAİRİ ŞAİR YAPAN AŞK MIDIR?

ŞAİRİ ŞAİR YAPAN AŞK MIDIR?
5 Nisan 2025 14:58
7
A+
A-

Ben şiir yazanları seviyorum.

Kitap okuyanları…

Çünkü sanatın içinde olmak önce insanın iyi olmasından geçiyor.

Kendimden biliyorum…

Ben de iyi insanım ve kendimi,

İnsanları, canlıları, ağaçları ve hayvanları çok seviyorum..

Yazarın kalemi demek, derin özlemleri içinde taşıyan demektir.

Şiirler, öyküler ve romanlar öyle kolay kolay ortaya çıkmaz, bunu da çok iyi biliyorum..

Sanat dediğimiz olayın temelinde insanın paylaşmak isteği yatar; derin aşkların, derin özlemlerin, merak etmenin sonunda ortaya çıkar…

Ve derin bir yalnızlığın,

Dolu dolu hissetmelerin ve ağız dolusu gülüşlerin sonunda

Ve bir uçurumun kenarında yürüyüp geçtikten sonra dökülür o mısralar…

Öyle düz yolda yürümekle sanatın derinliği gün yüzüne çıkmaz.

Güzel hatunlar,

Kırmızı rujlu dolgun dudaklar,

Mini etekler,

Kışkırtıcı yan bakışlar

Alımlı kravatlar, yağız delikanlılar…

Bunların ve benzerlerin şiir yazdırması, yazı yazdırması asla söz konusu değildir…

Ama şu doğrudur; edebiyat, sevmeyi bilenlerin, sevgiyi tam içinde hissedebilenlerin işidir.

Bunu da kendimden biliyorum, aşk acısını çeken yüreğim dile gelse de bir konuşsa neler yaşadığını.

Sarı saçlı bir dilberin aşkı yüzünden duygularımın nasıl darmadağın olduğunu bir anlatabilse yüreğim…

Çok özlediğim halde, buluşma gününde gelmeyip ertelediğinde hissettiğim o acıyı…

Ve buluştuğumuzda zamanın durması için dua ettiğimi,

Ayrılırken perişan olan yüreğimin acısını

Seviyorum deyip sevgisini göstermeyen sevgiliyi,

Bir masal gibi, bir hikaye gibi anlatabilir misin yüreğim?

Hiç sanmıyorum.

Anlatamazsın…

Yaptığın en iyi iş, uzaklara bakman olur sadece

İçini dökecek kadar güçlü değilsindir

Kıyamayan, acıya dayanamayan bir yanın vardır.

Gökten yıldız düşerken bile, düştü diye ağlayacak kadar duygulu bir yürek o kadar acıyı anlatamaz.

Ne kadar anlatsa da kalır bir şeylerin eksiği,

Gözyaşları eksik kalır,

Hiçbir şeyin anlamı kalmadığında bu şehrin gecelerine sitemin eksik kalır.

Yollarını gözlediğin yolların hatırı eksik kalır.

Kendiliğinden sönen sokak lambalarının sitemi eksik kalır.

Doya doya yaşadığın hüznünü anlatsan da, sevinçlerin eksik kalır.

Gülüşlerin eksik kalır.

*

Tabii bu işin romantizm tarafıdır, bireysel çırpınışlardır,

Aşkın yazarlığa, şairliğe katkısı farklıdır.

İlham gereklidir, aşkın da beslenmesi gerekir…

İlham dediğimiz de pazardan alınan sebze gibidir.

Pazardan aldığın sebzenin yemeğini yapmak ise bilginin işidir.

Ne kadar besleyici olursa olsun, lezzeti tencerede pişmeden anlaşılmaz, servis edilmeden karın doymaz.

Çimentonun su ile buluşmadan sert yapı olamayacağı gibi..

Bu anlamda insanı şair yapan kadının güzelliği, erkeğin yakışıklı olmasından daha önemlisi yazarın bilgi gücünde saklıdır.

Aşkın öyle marifeti yoktur, gizem bilgidedir..

Karşıdan duygusal anlamda aldığın hisle pişebilmektir.

İlham denen şey, yemeğin tadı tuzu olabilmekle aynı anlama gelir.

Burada yazarın gücü ise, herkesin bildiğini, herkesin yaşadığı ve herkesin şahit olduğu yaşamları kelimelerin gücüyle, 

Sevda özlemini, hayalini, sevinç ve üzüntüsünü yazıya dökebilmenin, 

İçindeki gücünü bilgiye çevirebilmenin marifetidir.

Yazabilmek, aynı zamanda acının, hüznün, neşenin, daha doğrusu sarsıntısı bol bir dünyanın içine girmektir. Gecenin karanlığında o saydam, o duru, o doyumsuz yarı aydınlıkta uzun bir yolculuğa tek başına çıkabilmektir. İçsel cesarettir yazabilmek…

Kitap okuyabilmekte farklıdır mesela, diğer yaşamlara tanık olmak gibidir. Bilmediği ve tanımadığı insanların yaşamlarına arkadaşlık etmektir. Başka hayatların öykülerini okurken uzun bir yolculuğa çıkmak ve duygu seli içinde bir nehir gibi akabilmektir. Ve o sayfalarda kimi zaman kendinden örnekler bulduğunda ağlamak isteyip de ağlayamamak gibi bir şeydir kitap arkadaşlığı ve dostluğu. 

AŞK YAZARI MUSTAFA ÇİFCİ

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.