Renklerin de bir dili vardır yaşamda
Her biri insanın yüreğine bırakılmış
Sessiz bir mektuptur
Kimi sevdayı anlatır
Kimi hüznü
Kimi yeniden doğmanın cesaretini
Beyaz
Kar tanelerinin masumiyetidir
Kirlenmemiş bir vicdanın
Sabaha karşı açılan penceresidir
Bir annenin duası kadar temiz
Bir çocuğun düşü kadar saf
Kırmızı
Yürekte tutuşan sevdanın ateşi
Damarlarımızda dolaşan hayatın sesidir
Bir gülün yaprağında saklanan
Ömrün en tutkulu çarpıntısıdır
Aşkın rengidir kırmızı
Yanmanın da yaşamanın da
Siyah
Gecenin omzuna çöken yas
Söylenmemiş sözlerin gölgesidir
Ama her karanlığın içinde
Bir sabah saklıdır
Siyah bazen de
Küllerinden yeniden doğan
İradenin rengidir
Yeşil
Toprağın bereketi
Baharın ilk nefesi
Yorgun ruhlara uzanan
Sessiz bir huzur dalıdır
Bir yaprağın damarlarında
Hayatın yeniden yazılan hikâyesidir
Mavi
Ufuklara kanat açan umut
Gökyüzünün sonsuzluğunda
Parlayan gelecektir
Denizin sabrında
Çocuğun gözlerinde
Yarınlara kurulan düşlerin rengidir
Sarı
Sonbaharın sessiz vedasıdır
Solgun bir yaprağın
Rüzgâra bıraktığı son cümle
Eski bir şarkının uzaklardan gelen sesi
Hafızanın en kuytu yerinde
Usulca sızlayan melankolidir
Ve mor
Mor kadının direncidir
Asaletidir
Bilgeliği ve susmadan var olma gücüdür
Kırılmış dallardan yeniden filizlenen
Bir gonca gibi
Fırtınalara rağmen açan
Yıkılsa da yeniden doğrulan
Bir ruhun rengidir
Belki de bu yüzden
Hayat yalnızca siyah ve beyaz değildir
İnsan
Biraz kırmızı sevda
Biraz mavi umut
Biraz sarı hüzün
Biraz yeşil bahar
Biraz siyah gece
Biraz beyaz başlangıç
Ve biraz da mor dirençtir
Çünkü renkler yalnızca görülmez
Hissedilir yaşanır
Her renk insanın ruhunda
Başka bir hikâyeye dönüşür
Ve bazı renkler vardır ki
Bir kez dokundu mu yüreğe
Ömrün sonuna kadar silinmez