EN BÜYÜK NEFRETİM İnsanların kendinden nefret etmesinin sebebini hep merak etmişimdir. Acaba başkası sevmeyince mi insanlar kendini sevmez? Bunları düşününce cevabını da buluyoruz aslında. Hiç annesinin sevmediği çocuğu başkası sever mi? Yıllar önce gözlemlediğim, çocuklar üzerine bir tespitim vardı. Zaman geçtikçe bunu daha iyi anladım. Bir hanımefendi yaşadığı bir olayı...
Sevdiğim ,kardeşim gibi gördüğüm Ramazan titrek duygulu bir sesle aradı bir akşam üstü. Ali abi ,,”sayende çok mutlu ve huzurluyum” dünyanın en zengin insanı da malvarlığı ve parası çok olan değil ,elindekinden Allah rızası için infak edendir dedi. Dedim hayır olsun ne oldu ,sen gittiğin yerlerde yemekten arta kalanları toplar...
Sağır bir duvar Sığınmışım kör köşesine. Lal bir ışık… Çömelmiş kar, Karmaşık bir nefesin penceresine. Odanın tam ortasında topal bir vazo; Kim koymuş belirsiz, Soğuk almış mozayiğin üstüne… Vazoda çolak bir kelebeğin topladığı papatyalar… Kanadını gülde bırakmış kekeme bir bülbül Gelip konuyor fal bakma niyetine. Dışarıda aksak filbahri nağmeleri… İçinde...
BUNUN BİREBİR TANIĞIDIR! “Anlamlandırma işlemi-süreci(interpretation process)” kuşkusuz “bakışlarınız”da, “zihinsel & içsel bakış(mentis & introspectio visum)larınız”da saklıdır. Zaten “anlama-algılama” da “algoritmik” değil, “non-algoritmik”tir. “Paradigma(değerler dizisi)larınız” ve akabinde “seçimleriniz”dir sizi siz yapan…! “Genetik(kalıtsal)+epi-genetik yapı”ya sahip insanı diğerinden ayıransa “epi-genetik” yanıdır! “Konvansiyonel-tradisyonel(geleneksel) & banal(sıradan)” değil de, “non-konvansiyonel(geleneksel olmayan-alışılagelmemiş) bakışlar”la
“Hayata kendi cümlelerimle bakıyorum. Herkesin hayata karşı bir duruşu bir direnişi vardır. Bunu ifade ederken de kendi cümlelerini kurmalı insan. Sonuçta herkes kendi penceresinin manzarasını izler. Aforizma dolu, kimi zaman hüzün yumağı kimi zaman kırgınlık sandalı kimi zaman da haksızlıklara tavırlı olsak da her zaman insan olduğumuzu unutmamak gerek. Hayatta...