SARAY EVLERİ Ramazan Aras … Yine, uykusuz bir gece daha kaldı , geride.. Yorgun göz kapakları Yılgın bir ruh Gecelerse bi çare.. Ağlayışlarımı, çaresizce gizlemekte Uzaklardan, haberler geliyor Mehmet’ler , Mehmetçikler Analarının kuzuları Babalarının gururları. Ağlıyor yine ruhum Dalga geçercesine Aymaz , söylemlere. Zindanlarda , müebbet yemiş insanlık Korkudan ses...
Hayatımızda her birimizin “astronomi” denen bu şeyin ne zaman farkına vardığını söylemek zor. Ancak, hayatımızın bir noktasında, her birimizin, gece gökyüzünde gördüğümüz evrenin muazzamlığıyla yüz yüze geldiğimizde aniden şaşkına döndüğümüz o an olduğunu söylemek güvenlidir. Şehirde yaşayan çoğumuz için, oradaki gökyüzünü rutin olarak gerçekten fark etmiyoruz. Şehrin ışıkları, her zaman...
Gözlerini gönlümde geceye yaslanırken Ben umutla bekleyen sahil oldum Rüzgâr adını fısıldarken yıldızlara Sessizliğin içinde yankılanan sesinle yaralandım Olsaydı bakışların serin bir bahar Gönlümde yeşeren sonsuz çağrılar Ayrılık hançer olsa da içime sığar Ben sevdana düğümlenmiş yıllarım Olsaydı tebessümün güneş gibi vuran Gecelerin sitemi dağılsaydı birden Sevdan ömrüme mühürlenmiş...
Unutma diyordu, gün görmüş Koca ninem. Mart ayının biri ila Aprıl ayının beşi arası (tabiatın) toprağın yep yeni bir güne uyanışıdır. Çalışmaya müsait bulduğun her an için, ahırında hazır tut atını, öküzünü. Fırasıtını yakaladın mı derhal işine koyul. İhmale gelmez toprağın tavı. Oyalanır, “aman…boş ver ne zaman olursa yaparım” der...
“İki çocuklu dört kişilik bir aile ve bahçesinde salıncak kurulu dut ağacına sarılmış kollarıyla üzüm asması olan ahşaptan iki katlı köy evi. Henüz beş yaşında annemizin bizi terk edeceğini bilmeden mutlu mutlu sallanırdık üç yaşındaki kardeşim ve ben” Bu sözler, telefonun öbür ucunda, abi yurt çocuklarının dertlerini, yaşadıklarını ve çile...
Bizler, çocukluğunu doya doya yaşayan, sokaklarda top oynayan, mahalle kültürünü soluyan, komşuluk ilişkilerinin sıcaklığını hisseden bir neslin son halkalarıyız. O günlerde, teknoloji bugünkü kadar yaygın değildi, fakat hayatımızda eksik olan bu teknolojiye rağmen daha zengin ve dolu dolu bir yaşantımız vardı. Güneşin ilk ışıklarıyla sokaklara dökülür, akşam ezanıyla evlere geri...