Öğretmensen ilim öğret Bol keseden akıl verme Tarih öğret bilim öğret Onu bunu şunu yerme * Ne bu çekiç ile orak Bence sen bu işi bırak Görmez misin tarla çorak O tarlada ekin derme * Nefistir içinde ki put Birazda ilim yala yut O diline sahip ol tut Her sırrı...
Beğeni meğeni boş iş Bunun görülmesi yeter Bilmem nereye bu gidiş Çorap örülmesi yeter *** Yalan dünya kime kalmış Boşa hayallere dalmış Gitmiş kimden akıl almış Devran sürülmesi yeter *** Gösteriş peşinde kimi Boşuna suladı çimi Aslan mı yoksa kedi mi Sırra erilmesi yeter *** Harla sen ateşi harla Gümüş...
Her neyim var ise silip defterden O yarin adını başa yaz kader Ayrılığı alıp özlemi çıkar Hasret sancısını taşa yaz kader Kırma kalemimi yazıktır bana Yanıktır bu canım sevdadan yana Sahrada kumlara dağda ceylana Aşkımı göklerde kuşa yaz kader Doldur dividini aç defterini Şu zalim feleğin boz ezberini O hayırsız...
Sevmek, görmektir: Gözlerde sevgiyi, Merhameti, kalbin sıcaklığını… Hayatın ışığını, Annemizin çıkar beklemeyen vericiliğini, Kuşların sesindeki doğallığı, Şükredecek ne kadar çok şey olduğunu, İnanmanın muhteşem büyüsünü… Ve hayatın her gününün Bize bir armağan olduğunu — Görmek, işte tam da budur. Şebnem ARICI
Kuşlar havada uçuyor Çiçekler bir bir açıyor Günler çok güzel geçiyor Bahar neşe verir bize. Yeşilendi toprak ana Huzur verir inan cana Soğuk sudan kana kana Bahar neşe verir bize. Dört taraftan kelebekler Neşeyle güler bebekler Aşıklar bugünü bekler Bahar neşe verir bize. Her yer ne güzel kokuyor Nehirler coşup...
Çok…çok yakınında olduğumu biliyor musun? Hiç sanmam, nereden bileceksin! Belki de benim için, -Nerede olursan ol, be adam! Bana ne nerede olduğundan. Attırma kafamın tasını. Çek git başımdan. Şeytan görsün yüzünü. Diye düşünüyor olabilirsin de. Derdi, tasası ben mişim gibi; uzaklarda mıyım, yakınlarda mıyım diye düşünecek hali yoktu her halde....