Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Az Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
21°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
18°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C

İSTANBUL GİBİ

İSTANBUL GİBİ
20 Eylül 2026 14:05
3
A+
A-

“Gecenin en sessiz saatinde geçtim Galata’dan,

Adımlarım taşlara da zamana da çarpıyordu.

Bir martı kanat çırptı içimde,

ben sustum, o hâlâ çırpınıyordu…

Sokak lambaları sarkıyordu gökyüzünden,

Kimi eski, kimi kırık dökük…

Bir köşebaşında kendime rastladım,

Gözlerim buğulu, ellerim cebimdeydi.

Beyoğlu yorgundu,

Kadıköy dargın,

Üsküdar sessizliğe durmuştu,

Sanki herkes birini bekliyordu,

Bir vapur yanaştı iskeleye,

İçinden yalnızlık indi,

İstanbul…

Ve sen, tam ortasından ikiye bölerken insanı,

Kimi zaman kendini bile tanımaz hâle getirirsin.

Şimdi bir sokak lambasının altında susuyorum yine,

Ne söyleyecek sözüm kaldı

ne dönecek bir yönüm.

Kaldırımlar ezberimde artık,

Hangi taşın altından hangi ses çıkar, biliyorum.

Her köşe başı bir ihtimaldi eskiden,

Şimdi hepsi, dönülmeyen bir yolun hatırası.

Bir simitçinin çanı çalıyor uzaktan,

Zamanı da acıyı da

bölüyor sanki.

İnsan, bu şehirde yürümekten değil,

 hatırlamaktan yoruluyor…

İstanbul,

Sen sadece bir şehir değilsin,

Sen bir suskunluğun coğrafyasısın.

Adınla başlayan her cümle,

Bir yorgunlukla biter içimde.

Bir banka oturdum,

Yanıma geçmişim ilişti.

Hiç konuşmadık,

Ama çok şey anlattık birbirimize.

Köprülerin altından sadece su geçmez,

Geç kalmışlıklar da geçer,

Keşkeler de, anılar da,

Ve en çok da “belki”ler.

Bu şehir,

İnsanları biriktiriyor ama tamamlamıyor.

Herkes yarım,

Herkes biraz geç,

Herkes biraz başka birini bekliyor.

Ve sen İstanbul,

Ne zaman içimde sussan,

Dışımda başlıyorsun konuşmaya.

Karşı kaldırımda,

Çocukluğum geçti önümden.

Eli yüzü toz içinde,

Ama gülümsüyordu hâlâ.

Ne çok sustum ben bu şehirde,

Ve ne çok şey söyledim aslında,

Bir bakışla,

Bir kalışla,

Bir gidişi yarım bırakışla…

Dalgalar kıyıya değil,

İçime vurdu bu sabah.

Balkonlardan dökülen çamaşır ipleri gibi

Sarkıyordu hayat;

Ne zaman çeksem kendime,

Bir tarafı kopuyordu.

İstanbul,

Seninle yaşamak,

İyileşmeyen bir yarayı taşımak gibi.

Kanamasına izin veriyorsun,

Ama saramıyorsun da…

Ve ben,

Ne zaman seni unutsam,

Bir çınar ağacı çıkar karşıma,

Altında yılların öyküsü

Bir tramvay çınlar içimde hâlâ,

Kimse binmez,

Ama hep biri iner gibi…

Ve ben bir durakta değil,

Bir hatıranın kenarında kaldım.

Ne tam içinde ne de dışında,

Ama hep orada,

İstanbul gibi…”

Hale Aşkın

ETİKETLER: , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.