İNSANLIĞIN BEDELİ
Arkasına takılmışlar çerçinin;
köyün yeni yetmeleri pür neşe.
Tanımadığımız biri değildi çerçi
Hemen yanı başımızdaki köyden.
Altında irice kır eşeği,
eşeğin rengine uygun
kirli beyaz amerikan bezinden şalvarı vardı.
Şalvar ve solgun kahve tonundaki ceketi yegane giysisi idi garbimin.
Çerçi dedimse,
öyle incik,boncuk gelmesin aklınıza.
Bağından, bahçesinden dişinden, tırnağından arta kalan
el emeği ürünlerini satardı.
Zerdalisi, eriği, elması, armudu… dolu olurdu heğbesinde.
Yaşı epeyce vardı
ve adı gibi ”Civan” dı.
Herkesin emmisi idi,
”Civan Emmi”
Yumurta, buğday, para
ne verirsen hayır demez alırdı.
Çocukça bir istekle baktın gözlerine
Arkadaşların almış,
yiyorlar meyvelerini
ve senin almak için,
paran, yumurtan, buğdayın yok.
Anlardı halinden fukara çocuğunun
Nasıl anlamasın ki;
zaten kendisi fukaraydı.
Civan Emmi’nin.
Değilse gezermi idi,
o köy senin, bu köy benim,
bu yaşlı halinde.
Hem de, eşşek üzerinde.
Görmeye, görsün böylesi acınası
bir durum.
Sallardı kolunu düşünmeden,
meyve yüklü heğbesine.
O, iri ayalı eller;
yüreğinden gelen coşku ile verirdi
bin emekle yetiştirdiği meyvelerini
Masumca bakan gözün,
yumucuk ellerine.
Yanaklar nasıl da gül açardı,
gözler nasıl da parıldardı.
Ah bir bilebilseniz..
Sevgi bu…
Mutluluk bu…
”Sevgi, gönül aynasıdır,
her insan da bulunmaz.
Zira görüntüsü yoktur,
ne vermişsen, karşılığını alırsın.”
Nasıl mihnet duyar,
küçücük yürek.
Biraz mahçup, biraz ürkek ve
sevinerek.
Öper susuz toprak gibi yarılmış eli
Ve parlar o an; yaşlı ve donuk gözlerin feri.
Okşar kocaman eller ,
tomurcuk açmış gülü.
Irmak olur akar,
iki gönül haznesinden sevginin
coşkun seli.
İşte bu kadar basit,
bu kadar sadedir
insan olmanın bedeli.
Söyler misin, daha ne demeli?
3 ŞUBAT 2023 AKBÜK
Necati Açıkgöz