Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
16°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
13°C
Cuma Az Bulutlu
12°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
12°C

İnadına Kıvırcık Soruyor Sevinç Pulat Cevaplıyor

İnadına Kıvırcık Soruyor Sevinç Pulat Cevaplıyor
A+
A-

Röportaj: İnci Yılmaz Şimşek
…

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Merhabalar kıymetli ziyaretçilerimiz. İnadına Kıvırcık Soruyor adlı röportaj serimizin yeni konuğuyla karşınızdayız. Konuğumuz, klinik psikolog ve çocuk kitapları yazarı Sevinç Pulat. Sorularımıza geçmeden önce davetimizi kabul ettiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Sohbetimizin sonunda hem değerli konuğumuzu daha yakından tanımış hem de edebiyat yolculuğuna birlikte tanıklık etmiş olacağız. Merhabalar Sevinç Hanım. Öncelikle Edebiyat ve Sanat Meltemi internet sitemizde yayımlanacak röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Okuyucularımız için kendinizi tanıtabilir misiniz?

SEVİNÇ PULAT: Ben teşekkür ederim İnci Hanım. Okurlarınızla buluşmak benim için çok kıymetli. Ben Sevinç Pulat; klinik psikolog ve çocuk kitapları yazarıyım. Mesleğimle yazarlığımı birleştiren şey, insanı ve özellikle çocuğun iç dünyasını anlama isteği. Bir çocuğun davranışının ardındaki duyguyu, söyleyemediği bir cümleyi ya da kendini anlatmak için bulduğu yolu merak ediyorum. Kitaplarımda da bu bakışı korumaya çalışıyorum. Çocukların kendilerinden bir parça bulabildikleri, yetişkinlerin ise çocuklara biraz daha dikkatle bakabildikleri hikâyeler yazmak istiyorum. Benim için bir çocuğun kitabı kapattığında kendisini daha az yalnız hissetmesi çok değerli.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Aldığınız ilk kitabı hatırlıyor musunuz? Ya da sizi derinden etkileyen ilk okuduğunuz kitap hangisiydi? O eser sizde nasıl bir iz bıraktı? Ne düşündünüz, ne hissettiniz?

SEVİNÇ PULAT: İlk aldığım kitabın Paulon Coelho’ nun Simyacı adlı eseri olduğunu hatırlıyorum. Bir kitabın insanda bıraktığı izi düşünürken yalnızca konusuna bakmıyorum. Bazen bir karakterin anlaşılma isteği, bazen tek bir cümle uzun süre bizimle kalıyor. Benim önemsediğim de o yakınlık: Hiç tanımadığınız birinin yazdıklarında kendi duygunuza rastlamak. Çocuk okurun da böyle bir karşılaşma yaşayabilmesini, “Bunu hisseden yalnızca ben değilmişim.” diyebilmesini çok anlamlı buluyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Geçmişe dönüp baktığınızda o ilk kitabını eline alan çocuk hâlinize ne söylemek istersiniz? Siz o çocuğun hayallerini gerçekleştirebildiniz mi?

SEVİNÇ PULAT: O çocuğa, “Merakını koru ve aklına gelen soruları küçümseme.” demek isterdim. Büyürken bazen doğru cevabı bulmaya o kadar odaklanıyoruz ki soru sormanın değerini unutuyoruz. Oysa bir hikâye de çoğu zaman küçücük bir merakla başlıyor. Hayallerin gerçekleşmesini tamamlanmış bir liste gibi görmüyorum. Bugün yazabiliyor, hikâyelerimi çocuklarla buluşturabiliyorum; bu benim için çok kıymetli. Ama hâlâ öğrenmek, denemek ve anlatmak istediğim şeyler var. Sanırım o çocukla konuşacak çok şeyimiz olurdu.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Belki de en çok duyduğunuz sorulardan biridir. Ancak okuyucularımız için bir kez daha sormak isteriz. Yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız?

SEVİNÇ PULAT: Yazarlığımı besleyen en güçlü kaynak, çocukların iç dünyasına duyduğum merak. Bir çocuğun ne hissettiğni, kandini nasıl anlattığını ve yetişkinlerden ne beklediğini düşünmek, hikayelerimin temelini oluşturuyor. Klinik psikolog kimliğim de bu sorulara farklı yönlerden bakmamı sağlıyor. Hiperaktif Koala’ da bu yaklaşımı Hipoko’nuın dünyası üzerinden anlatmaya çalıştım. Hareketleriyle dikkat çeken bir karakterin duygularına da bakabilmek, onu tanımak için zaman ayırmak istedim. Yazarken beni heyecanlandıran, çocukların severek okuyacakları bir hikayede kendilerinden bir parça bulabilmeleri. Bugün yazarlıkta beni en çok ilgilendiren şey, bir duygunun hikâyeye dönüşürken kazandığı ifade alanı. Psikolojiyle ilgilenmek, davranışların ardında neler olabileceğine bakmayı gerektiriyor. Edebiyatta ise o merakı bir karakterin dünyasına taşıyabiliyorsunuz. Çocuklara ulaşan bir metinde, anlatmak istediğim düşünceden önce onların merak edeceği, seveceği ve inanacağı bir hikâye kurmayı önemsiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Okuyucularımız için bugüne kadar yayımlanan kitaplarınızın isimlerini paylaşır mısınız? Kitaplarınızla henüz tanışmamış okurlarımız için içeriklerinden de kısaca söz eder misiniz? Sayfalarını açan okuyucuları neler bekliyor?

SEVİNÇ PULAT: Hiperaktif Koala ve Ters Uçan Kelebek, çocukların farklı deneyimlerine dikkatle bakma isteğimin öne çıktığı kitaplarım. Hiperaktif Koala’da Hipoko üzerinden hareketliliğe ve anlaşılma ihtiyacına yer açıyorum. Okurun, hemen bir yargıya varmadan karaktere yaklaşabilmesini önemsiyorum. Ters Uçan Kelebek ise disleksiyi anlamaya dair bir hikâye. Öğrenmenin herkes için aynı biçimde ilerlemediğini, bir çocuğun yaşadığı güçlüğün onun bütününü anlatmadığını düşündürmek istiyorum. Her iki kitapta da çocukların kendilerine ya da arkadaşlarına daha anlayışlı bakabilmelerini önemsiyorum. Her iki kitabımın İngilizce yayınları da bulunuyor. Ayrıca, kurucusu olduğum Perspektif adlı psikoloji dergisinin yayın çalışmalarını sürdürüyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazarken sizi besleyen ilham ve motivasyon kaynaklarınız nelerdir? Yazı masanıza oturduğunuzda sizi harekete geçiren duygu nedir?

SEVİNÇ PULAT: Bir duygunun görünür olduğu küçük anlar bana ilham veriyor. Bir çocuğun bir soruyu soruş biçimi, bir oyunda kurduğu dünya, bir resimde özellikle seçtiği renk… Yetişkinlerin hızla geçebildiği ayrıntılar, bir hikâyenin kapısını açabiliyor. Yazı masasında beni harekete geçiren duygu merak. Bu karakter ne hissediyor, neye ihtiyaç duyuyor, onu anlamak için neyi henüz görmedim? Bunları soruyorum. Mesleki bakışım bu merakı besliyor. Hikâyede ise karakterlerin kendi dünyalarını kurmasına, duygularının olayların içinde anlaşılmasına dikkat ediyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Bir kitabınızı tek bir cümleyle anlatmanız gerekse, okuru o kitabı almaya ikna edecek cümleniz ne olurdu?

SEVİNÇ PULAT: Ters Uçan Kelebek için şöyle derdim: “Bir kelebeğin farklı uçuşuna eşlik ederken, öğrenmenin herkes için aynı yolu izlemek zorunda olmadığını keşfetmeye var mısınız?”

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazdığınız bütün eserler bir masanın üzerine bırakılsa, hangisi sizi en doğru anlatır? Neden?

SEVİNÇ PULAT: Hiperaktif Koala’yı seçerdim. Hipoko’ya bakarken, bir davranışın görünen tarafının ötesine geçme isteğimi de görüyorum. Çok hareketli bir karakter hakkında hemen bir şey söylemek kolay; onun dünyasını merak etmek ise biraz durmayı gerektiriyor. Kendimi bu anlama çabasında buluyorum. Hipoko’nun hikâyesinde de okurun karaktere yaklaşmasını, onu tanımak için biraz zaman ayırmasını isterim.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Hiç “Bu metni yazmasaydım içimde kalacaktı.” dediğiniz bir yazınız oldu mu? Ya da mutlaka anlatmam gerekiyordu dediğiniz bir karakter oldu mu? Okuyucularımıza biraz bahseder misiniz?

SEVİNÇ PULAT: Anlatmak istediğim karakterler arasında, duygusunu sözcüklere dökmekte zorlanan bir çocuğun dünyası benim için özel bir yerde duruyor. Sessizliği Çizen Kirpi üzerinde düşünürken de en çok bu ifade yollarıyla ilgileniyorum. Bir resim, seçilen bir renk ya da kâğıtta tekrar edilen bir şekil, bazen konuşmaya açılan ilk kapı olabilir. Bu hikâyede çizmenin önemli bir yeri var. Karakterin yeşil kalemiyle gördüklerini ve hissettiklerini anlatması, üzerinde çalışmayı sevdiğim ayrıntılardan biri. Her çocuğun kendini aynı biçimde ifade etmesini beklemeden onun dilini merak etmek istiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Karakterlerden bahsetmişken, aklıma takılan birkaç soru daha var. Bazı karakterler yazarı seçer derler. Sizi seçtiğine inandığınız bir karakteriniz var mı? Bunun yanı sıra yazarken karakterlerinizi siz mi yönetiyorsunuz, yoksa bir noktadan sonra onlar mı sizi yönlendiriyor?

SEVİNÇ PULAT: Hipoko, üzerinde düşünürken bana yeni sorular açan karakterlerden biri. Yazarken yalnızca hareketlerini anlatmakla yetinemiyorum; neyi fark ettiğini, nerede zorlandığını, ne zaman rahatladığını da düşünmem gerekiyor. Böylece başlangıçta tasarladığım sahne değişebiliyor. Karakterleri kuran elbette yazar. Ama karakter tutarlı bir kişilik kazandığında, ona istediğiniz her şeyi yaptıramıyorsunuz. Bir davranış hikâyeyi ilerletse bile ona ait hissettirmiyorsa durup yeniden bakmak gerekiyor. Karakterin yazarı yönlendirmesini biraz böyle anlıyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazmak çoğu zaman sancılı ama bir o kadar da büyülü bir süreç. Siz eserlerinizi kaleme alırken zorlandığınız dönemler yaşadınız mı? Bu zorluklarla nasıl baş ettiniz?

SEVİNÇ PULAT: Çocuklar için yazarken en zorlayıcı bulduğum nokta, anlatmak istediğim konuyla hikâyenin akışı arasındaki denge. Bir şeyi çok önemsediğinizde onu açıklama isteğiniz artabiliyor. Oysa çocuk okurun karakteri tanımaya, sahneyi görmeye ve kendi bağlantısını kurmaya da ihtiyacı var. Bu yüzden metne dönerken “Burada karakter mi konuşuyor, yoksa ben bir açıklama mı yapıyorum?” diye bakmayı önemsiyorum. Bir cümleden vazgeçmek ya da bir sahneyi yeniden kurmak da yazının parçası. Bazen metni biraz dinlendirmek, fazlalıkları görmeyi kolaylaştırıyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazmak sizin için daha çok iyileşmek mi, hesaplaşmak mı, yoksa yeniden doğmak mı? Bir de hiç yayımlamaya cesaret edemediğiniz bir metniniz oldu mu?

SEVİNÇ PULAT: Yazmak benim için en çok anlamaya çalışmak demek. Bir duyguyu kelimelere taşırken onunla arama biraz mesafe koyabiliyor, daha önce göremediğim yanlarını düşünebiliyorum. Bazen bu süreçte rahatlama oluyor, bazen yeni sorular doğuyor. Her metnin yayımlanması gerektiğini düşünmüyorum. Bir metni okura açmak, onun olgunlaşması kadar kişinin kendi sınırlarıyla da ilgili. Şuan yayınlamaya cesaret edemediğim bir psikolojik gerilim roman kitabım da bulunuyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Okurlarımız yazma sürecinizde nasıl okumalar yaptığınızı da merak ediyor. Yazarken özellikle beslendiğiniz türler veya vazgeçemediğiniz yazarlar var mı?

SEVİNÇ PULAT: Çocuk edebiyatına psikolojiyle yan yana bakmak, yazı üzerine düşünürken benim için verimli bir alan. Psikolojik bir kavramı doğru ele almak kadar, onu hikâyenin içinde doğal biçimde işlemek de önemli. Bir karakterin ne hissettiğini bilmek yetmiyor; okurun bunu hangi sahnede, hangi ayrıntıyla hissedebileceğini düşünmek gerekiyor. Çocuk kitaplarında dilin ritmine, resimle metnin ilişkisine ve çocuğun kendi yorumunu katabileceği boşluklara dikkat ediyorum. Psikoloji ve çocuk edebiyatı, okumalarımda ağırlık verdiğim alanlar. Psikoloji kitapları  insanın iç dünyasını anlaaya yönelik sorularımı beslerken çocuk edebiyatı da bir duygunun sad eve etkileyici biçimde nasıl anlatabileceğini düşündürüyor. Yazarken yalnızca konuya değil, yazarın diline ve karakterini nasıl kurduğuna da dikkat ediyorum. Özellikle çocuğunmerakına güvenen, ona kendi yorumunu yapabileceği alan bırakan metinleri önemsiyorum. Bir hikayeyi bitirdikten sonra hala karakteri düşünüyor olmak, benim için o metne yeniden dönme sebebim.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Kendinize örnek aldığınız ya da edebî anlamda size ilham veren yazar veya şair kimdir? Onu sizin için özel kılan nedir?

SEVİNÇ PULAT: Antoine de Saint Exupery ve Küçük Prens. Bir yazarda beni etkileyen özellik, insanı bütün karmaşıklığıyla görebilmesi. Karakteri tek bir davranışa indirgemeyen, okuru da aceleyle hüküm vermeye çağırmayan bir anlatımı önemsiyorum. Özellikle çocuklar için yazarken, sade görünen bir cümlenin ne kadar özen isteyebildiğini düşünüyorum. Okurun duygusuna ulaşan o sadelik benim için kıymetli.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK:  Günümüz edebiyatında kalemini beğenerek takip ettiğiniz yazar ve şairler kimlerdir?

SEVİNÇ PULAT: Behiç Ak, Gülten Dayıoğlu ve Şermin Yaşar. Bir metinde beni tutan şey, yazarın kendine ait bir bakışının olması. Gündelik hayatın içinden küçük bir ayrıntıyı fark ettirebilen, okuduktan sonra bir insanı ya da bir durumu yeniden düşünmemi sağlayan metinleri değerli buluyorum. Çocuk edebiyatında da çocuğun merakına ve yorum yapma gücüne güvenen bir anlatımı önemsiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Edebiyat tarihi boyunca yaşamış isimleri düşündüğünüzde “Keşke tanışabilseydim.” ya da “Bir gün tanışmayı çok isterim.” dediğiniz yazar veya şairler kimlerdir? Onları diğerlerinden ayıran özellikler nelerdir?

SEVİNÇ PULAT: Antoine de Saint Exupery ile tanışmayı çok isterdim. Böyle bir buluşmada en çok yazarken neyi değiştirdiğini sormak isterdim. İlk taslakla son metin arasında neler oldu, hangi cümleden vazgeçmek zor geldi, bir karakteri ne zaman daha iyi anladı? Yayımlanmış kitabın arkasında görünmeyen bir emek var. O emeği, kararsızlıkları ve küçük keşifleri dinlemek benim için çok ilgi çekici olurdu.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Kütüphaneniz yansa ve yalnızca bir kitabınızı kurtarma şansınız olsa, hangisini alırdınız? Neden?

SEVİNÇ PULAT: Paulo Coelho’nun Simyacı kitabını seçerdim. İlk adlığım kitap olduğunu hatırlıyorum; bu nedenle benim için okurluk yolculuğumun başlangıcını temsil ediyor. Onu kurtarmak, kitaplarla kurduğum bağın ilk izlerinden birini korumak gibi olurdu. Bu soruda edebî değerle kişisel hatıra birbirine karışıyor. Bir kitabı özel kılan yalnızca metni olmayabiliyor; kimden geldiği, hangi dönemde okunduğu ya da kenarına düşülen küçük bir not da ona başka bir anlam katabiliyor. Bu nedenle cevabım, kitapla aramda kurulan kişisel bağla ilgili olurdu.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Edebiyat tarihimiz harika eserlerle dolu. Bazen imrenerek bazen de aşkla bakıyoruz kitaplara. Sizin hiç “Bu kitabı aslında ben yazmalıydım.” dediğiniz bir eser oldu mu? Bize bahseder misiniz?

SEVİNÇ PULAT: Bir kitabı hayranlıkla okuduğumda “Ben yazmalıydım.” Düşüncesinde çok, “Bu duyguyu ne güzel anlatmış,” diye düşünüyorum. Her yazarın kendi sesi, yaşantısı ve gördüğü ayrıntılar var. Beni etkileyen bir eser, kendi anlatmak istediklerime yeniden bakmamı sağlıyor. O hayranlık, kendi hikayelerimi yasmak içinde bana ilham veriyor. Bir kitap üzerine düşünürken beni asıl heyecanlandıran şey, yazarın bir duyguyu nasıl yakaladığı. Aynı konuyu pek çok kişi yazabilir ama her birinin gördüğü ayrıntı, seçtiği ses farklı olur. Bir esere duyulan hayranlığın, insanı kendi anlatma biçimini aramaya da teşvik edebileceğini düşünüyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK:  Yazmak sizin için ne ifade ediyor? Hayatınızın hangi noktasında duruyor?

SEVİNÇ PULAT: Yazmak, hayatın içinden geçerken gözden kaçabilecek şeylere yeniden bakabilmek demek benim için. Bir duyguyu adlandırmaya, bir davranışın arkasındaki ihtimali düşünmeye, bazen de cevabı hemen bulmadan sorunun yanında kalmaya alan açıyor. Mesleğimle yazarlığımın buluştuğu noktalardan biri de bu dikkat. Çocuklar için yazarken, onların dünyasına dışarıdan bir açıklama getirmekle yetinmek istemiyorum. Hikâyenin içindeki merakı, oyunu ve duyguyu kurabilmek önemli. Bu arayış, yazmayı hayatımın önemli bir parçası hâline getiriyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK:  Kitaplarınızın yayımlanma sürecinden biraz bahseder misiniz? Bu süreçte karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Size destek olan kişiler kimlerdi? Bugün bulunduğunuz noktaya gelmenizde emeği geçenlere buradan neler söylemek istersiniz?

SEVİNÇ PULAT: Bir kitabın hazırlanması, son cümleyi yazdıktan sonra da devam ediyor. Özellikle çocuk kitabında sözcüklerle görsellerin ilişkisi çok önemli. Sayfanın nasıl açıldığı, karakterin yüzündeki ifade ya da bir ayrıntının yeri, hikâyenin duygusunu etkileyebiliyor. Buradan, kitapların hazırlanmasına emek veren herkese ve onları okuyarak kendi dünyasına alan çocuklara teşekkür etmek isterim. Bir hikâyenin okuruyla buluşması, yazarı da yeni sorulara ve yeni hikâyelere açıyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK:  Yazarlık yoluna yeni çıkacak isimlere neler tavsiye edersiniz? Sizce yazmanın bir formülü var mı? Yazar adayları nelere dikkat etmeli, nelerden kaçınmalıdır?

SEVİNÇ PULAT: Önce, anlatmak istedikleri şeyi neden önemsediklerini kendilerine sormalarını öneririm. Bu soru, metnin sesini bulmaya yardımcı olabilir. Ardından okumak, yazmak ve yazdığını yeniden okumak geliyor. İlk taslağın tamamlanmış eser olmasını beklememek, düzeltmeye alan açmak önemli. Çocuklar için yazacaklara da çocukların merakını ciddiye almalarını söylemek isterim. Hikâyenin her boşluğunu açıklamayla doldurmak gerekmiyor. Çocuk okurun fark etmesine, şaşırmasına ve kendi yorumunu yapmasına izin vermek değerli. Herkes için geçerli bir formül olduğunu düşünmüyorum; ama özenli çalışmanın ve geri bildirimi değerlendirebilmenin yazıyı geliştirdiğine inanıyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Basılı eserleriniz dışında üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz var mı? Okuyucularımız için küçük ipuçları paylaşabilir misiniz?

SEVİNÇ PULAT: Çocukların duygularını ve kendilerini ifade etme yollarını konu alan yeni hikâyeler üzerinde çalışıyorum. Bunlardan biri Sessizliği Çizen Kirpi. Bu hikâyede çizmenin, renklerin ve bir çocuğun kendini anlatabilmesi için ihtiyaç duyduğu zamanın üzerinde duruyorum. Yeşil bir kalem küçük bir ayrıntı gibi görünebilir; ama bir karakterin dünyasında çok özel bir yere sahip olabilir. Şimdilik okurlara verebileceğim ipucu bu olsun. Yeni çalışmalarda da çocukların kendi deneyimlerinden bir şey bulabilecekleri hikâyeler kurmak istiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Gerçekten çok keyifli bir sohbet oldu. Değerli röportajınız ve samimi cevaplarınız için sizlere teşekkür ediyoruz. Son olarak okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

SEVİNÇ PULAT: Ben teşekkür ederim İnci Hanım. Sorularınız, yazarlığım ve kitaplarım üzerine yeniden düşünmeme fırsat verdi. Okurlarımıza, özellikle de çocuklarla birlikte okuyan yetişkinlere şunu söylemek isterim: Bir hikâyeyi bitirdikten sonra çocuğun aklında ne kaldığını merak edin. Bazen sizin önemsemediğiniz küçücük bir ayrıntıda uzun süre durabilir. Onun sorusunu dinlemek, kendi düşüncenizi hemen söylemeden biraz beklemek güzel bir sohbetin başlangıcı olabilir. Kitaplarımın böyle karşılaşmalara vesile olması beni çok mutlu eder. Hepinize sevgilerimi iletiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK:  Veda vakti geldi sevgili okurlar.  Sanatla, edebiyatla kalın, hoşça kalın… Edebiyat ve Sanat Meltemi yuvanızda essin…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.