DOLAR
18,5187
EURO
18,2373
ALTIN
990,91
BIST
3.146,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Cumartesi Hafif Yağmurlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
21°C

Halk Ozanı Orhan ÜSTÜNDAĞ Röportajı

Halk Ozanı Orhan ÜSTÜNDAĞ Röportajı

B.F. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Merhaba ben Orhan ÜSTÜNDAĞ. 1956 Yılı Ardahan’ın Göle İlçesinde Dedekılıç Köyünde doğdum efendim. Ailenin 3. çocuğuyum. Evliyim ve 4 çocuk babasıyım; iki oğlum iki kızım bulunmakta. 1992 Yılında İstanbul’a yerleştik.

B.F. Sanatınıza nasıl başladığınızdan ve ne kadar zamandır bu sanatı icra ediyorsunuz bahseder misiniz biraz?

Aşıklığa 1970 Yılında başladım. İstanbul’da Ali DEVRANİ saz ustası vardı; onun yanında yetiştim. Sonrada Ardahan Değirmen Köyünden Kemal DERUNİ Ustanın yanında Aşıklık geleneğini, göreneğini, törelerini öğrendim.  52 yıldır severek Ozanlığı sürdürmekteyim.

B.F. İcra ettiğiniz sanatla ilgili biraz bilgi verir misiniz? Sanatınızla ilgili eserlerinizden bahseder misiniz?

1970’den bu yana 25 tane albüm yaptım. 2000 Yılında Ozanlar Yaylası Filminde Gani Rüzgâr ŞAVATA’NIN senarist olduğu rol aldım. Çeşitli bayram etkinliklere katılıyorum. Televizyon ve üniversite programlarına katılıyorum. Aynı zamanda 3 tane kitap çıkardım. “Duygu Seli”, “Şiir Pınarı, “Nur pınarı” kitapları. Kitaplarımın adını kızlarımın isimlerinden yola çıkarak koydum. Büyük kızımın ismi Pınar, küçük kızımın adı Duygu, torunumun adı da Nur; kızlarımın adıyla oluştu kitaplarımın adları.

B.F. Sanatınızı icra ederken karşılaştığınız zorluklar oldu mu?

Aşıklığı icra ederken çok zorluklarla karşılaştık. Eskiden Aşıklar köyleri, kasabaları, kentleri dolaşırlardı; turnelere çıkardık. Bazen araç bulamazdık yaya giderdik bazen de at ile giderdik. O zamanlar çok tanınmış olmadığımız için misafir kalmada sorunlar yaşardık. Uzaklarda olunca çok hasret, gurbetlik çekerdik. Şu anda tanındığımız için hemen tanıyıp yanımıza geliyor insanlar sevgi gösterileriyle.

B.F. Sanatınızda sizi besleyen kaynaklar nelerdir, ilham kaynaklarınızdan bahseder misiniz?

Aşıklar için bir söz vardır “Ya okuyup yazacaksın ya da dünyayı gezeceksin.” derler. Bizim de payımıza bu düşüyor. Her gittiğimiz yerde gördüğümüz duygulara göre çalıyoruz. Ya kederli ya neşeli ya taşlamalı oluyor. Biz de gazete gibiyiz, gezdikçe daha fazlasını görüp yazan.  Bazen insanların garibanlıklarını görüp duygulanıyoruz bazen çok garip ama bize insancıl yaklaşıyorlar bazen de insanlar çok zalim, gaddar, yüksekten bakıyor bize. Biz de bu duygularla kâğıt kalemi alıp yazıp söylüyoruz.

B.F. İcra ettiğiniz sanatta benzer eserleri takip eder misiniz? Bulunduğumuz dönemde yapılan eserlerle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Aşıklık sanatını icra edenleri takip ediyoruz. Mesela Türk Halk Müziği ile Aşıkların okuması farklı olsa da hem söylüyoruz hem de seve seve dinliyoruz.

Efendim şimdiki türküler hayatın zorluğunu gösteriyor, daha çilekeş olduğunu, aşkı sevdayı dile getiriyor. Bizde gurbeti, ayrılığı onlardan biraz farklı olarak çalıp söylüyoruz. Aşıklar daha çok sılayı, hasreti dile getiriyor. Bizimkinden biraz farklı olarak şimdikiler ise hayatın zorluğunu, aşk acısını anlatmakta.

B.F. Sanatınızın sizin için ne ifade ettiğini öğrenebilir miyiz?

Efendim biz sanatımızı çok seve seve yapıyoruz; aşk ile yapıyoruz. Hani derler ya “Aşk olmazsa meşk olmaz.”. Onun için yıllardır severek yapıyorum. Hiçbir zaman bıkmadım, usanmadım sanatımdan. Bu bir duygu meselesidir, bu bir sevidir bir aşktır.

B.F. Eserlerinizde sanatınızı icra ederken daha iyi olmak için bir formül var mıdır size göre?

Evet, tabi ki olmaz mı? Günden güne çeşitli eserler yazarak kendimizi tazeliyoruz. Bir şeyin üzerinde kalırsak nasıl bir su gölde kalır kokarsa o sanatta öyle kokar; biz de bunu öyle çalışıyoruz, güzelleştiriyoruz elimizden geldiği kadar. Karınca kararınca… Denilir ya bir demir ne kadar çalışırsa ışıldar, çalışmayan demir paslanır kalır. Onun için elimizden geldiği kadar daha yüksek mertebelere getirmeye çalışıyoruz sanatımızı.

B.F. Eser çıkarmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Eser yapmak duygu meselesi, bir an meselesidir. İnsanın içinden gelirse bir Fırat Nehri gibi bir Aras Nehri gibi coşar, yazar, söyler. Ama içinden gelmeyince bir kelime bile yazamaz. O yüzden bir an meselesidir, duygu meselesidir. Durup dururken çıkmıyor ortaya.

B.F. Buradan dinleyicilerinize (izleyicilerinize) mesajınız nedir, ne söylemek istersiniz?

Dinleyici ve izleyicilerimize her zaman sevgimiz ve saygımız sonsuzdur; selamlarımı iletiyorum. Yalnız bizi unutmasınlar. Hani bir bülbül gül olursa öter; ondan bir tat alır. Gül olmayınca o bülbül ötemez. Sivil kuruluşlarımız, belediyelerimiz, derneklerimiz, vakıflarımız bize sahip çıkmalı çünkü bu bir ata, ecdat, dede geleneğidir sadece bir türkü söylemek değildir. Bir yerde bir harp olur ülke savaşa girer, toprağını kaybederse toprağını geri alır ama kültürünü ecdadını kaybetti mi ebediyen onu geri alamaz. Kültürümüzü kaybetmeyelim. Bu bir kültür meselesidir. Etkinliklerin sık sık olmasını diliyoruz.

Bir Azerbaycanlı bir sözünde “Ata toprağını gidip görmezsek tarih yaprak gibi kurutur bizi, bizler ataları dile almazsak yarın da torunlar unutur bizi.”. Yani bizi unutmasınlar.

Yorumlar