Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
15°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
10°C
Perşembe Açık
13°C
Cuma Çok Bulutlu
17°C

Fenerin İndirilişi

Fenerin İndirilişi
16 Şubat 2026 14:01
18
A+
A-

Bir kış gecesi, eski bir liman kasabasında, fenerin soluk ışığı altında bir adam oturuyordu. Yüzü rüzgarın ve tuzun yıllarla oyduğu gibiydi; gözleri ise denizin ötesine, kimsenin göremediği bir ufka bakardı hep. Kasaba halkı ona “kaptan” derdi, çünkü gençliğinde gemiler yönetmiş, fırtınaları aşmış, kıyılara yol göstermişti. Ama artık gemisi yoktu; sadece eski bir sandalye ve elinde tuttuğu, sararmış bir defter. Meydandaki kahvede her akşam toplananlar, onun hakkında fısıldaşırdı. “Kaptan eskiden dua ederdi,” der biri. “Camiye gider, minberde konuşurdu.” Başka biri gülerdi: “O günler geçti. Şimdi dua etmiyor, dua edenlere de bakmıyor bile. Maske takmış gibiydi eskiden, şimdi maskeyi attı.” Bir akşam, gençlerden cesareti olanı yaklaştı. Elinde bir fincan çay, sesi titreyerek sordu: “Kaptan, neden sustun? Eskiden herkesin önünde söz söylerdin, şimdi susuyorsun. Sanki inandığın her şeyi terk etmişsin gibi.” Adam defterini kapattı, denize baktı uzun uzun. Sonra usulca konuştu: “İnanç,” dedi, “bazen bir fener gibidir. Karanlıkta yol gösterir, ama fırtına estiğinde sönmez; sadece yön değiştirir. Ben gençken, fırtına kopmuştu. Halkımın gemisi batıyordu. O zaman feneri herkesin görebileceği yere koydum; dua ettim, ellerimi açtım, ‘birlik olalım’ dedim. Çünkü o fırtınada birlikten başka kurtuluş yoktu. Kimse “kaptan dua etmiyor” demesin diye, ettim. Ama dua etmek, her zaman aynı şeyi demek değildir.” Genç sustu, dinledi. “Fırtına dindiğinde,” diye devam etti kaptan, “feneri indirdim. Çünkü artık ihtiyaç yoktu ona. Deniz sakindi, yol açıktı. Bazıları şaşırdı: “Ama sen dua ediyordun!” dediler. “Evet,” dedim, “gemiyi kurtarmak için. Şimdi kurtardık, yolumuza bakıyoruz.” Onlar ise gemiyi değil, feneri sevmişlerdi. Fener sönünce, beni değil, kendi karanlıklarını gördüler.” Bir başkası araya girdi, sesi biraz öfkeli: “Peki ya onlar? Seni “habersiz” diye suçluyorlar. “Bizi kandırdın” diyorlar.” Kaptan gülümsedi, ama gülümsemesi acıydı. “Habersiz olan bendim sanıyorlar,” dedi. “Oysa ben hep aynı rotadaydım: milletimin aydınlık yarınları. Onlar ise rotayı değil, fenerin rengini sevmişler. Fener değişince, “kaptan değişti” dediler. Halbuki kaptan değişmedi; sadece feneri indirdi. Çünkü gerçek yol, fenerin ışığında değil, geminin pusulasındadır. Pusula ise akıldır, vicdandır, milletin geleceğidir.” Rüzgar esti, dalgalar kıyıya vurdu. Kaptan kalktı, defterini cebine koydu. “Gidin uyuyun,” dedi. “Yarın yine kahvede toplanırsınız, beni konuşursunuz. “Kaptan maskesini çıkardı” dersiniz. Ama bilin ki, maske taktığım yıllarda da bendim, çıkardığım yıllarda da. Siz neredeydiniz o yıllarda? Fenerin ışığında mı, yoksa geminin rotasında mı?” Ve yürüdü. Fenerin ışığı sırtına vurdu, gölgesi uzadı. Meydandakiler birbirine baktı. Kimse konuşmadı o gece. Yalnızca deniz, dalgalarıyla usulca fısıldıyordu: “Gerçek kaptan, feneri söndürmez; sadece yol bittiğinde ışığı keser. Çünkü yol bitmez, sadece ışık değişir.” Kasaba, bir kış gecesi daha sessizce uyudu. Ama ertesi sabah, gençlerden biri pusulasını kontrol etti. Ve ilk kez, rotanın fenerden bağımsız olduğunu fark etti.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.