Salgından bu yana yılın büyük bir bölümünü çocukluğumun geçtiği topraklarda geçiriyorum. Elli yıl öncesine kadar buralarda yaşardım. Çam ormanlarıyla kaplı bu bölgede koyunlarımı kuzularımı otlatır, mevsimine göre gündüz veya gece avlarına çıkardım. Yürüyüşlerim sırasında hep ormanların içerisinden geçen patikaları kullanırdım. Tıpkı bir ülkenin karayolları ağı gibi, ormanların içerisinde de bir...
Ben hep neşeliyim Daima güler yüzüm Hep sizi güldürürüm Komiklik yaparım Hoplarım zıplarım Yerlerde yatarım Yüzümü boyarım Renkli elbiseler giyerim Büyük ayakkabılar giyerim Hep şarkı söylerim Hem çocukları Hem büyükleri güldürürüm Sizi güldürmek için gülerim Yüzümde gülen yüz vardır Kimse bilmez yüzümün ağladığını Çünkü ağladığı mı anlamaz kimse Hep gülen...
İnsan melekten afzal isyani olmassaydı Yetişir kabe kavsin nuksani olmassaydı Allah takvimin yapmış insanın o sırtında Alırdı yüksek makam Şeytanı olmassaydı *** Gönlün verse mürşide her çiğini pişirir Ummanlara dalırdı yalanı olmassaydı Hizmeti hakk’a olsa alınırdı itibar İlmi lezun bulurdu figanı olmassaydı *** Canın bir cana verse muradları verilir Muradına...
Bağırdı Roman kadın, Ağustos ayının kavurucu sıcağında, Körfez’in Ağustos ayına olan korkusuna aldırmadan, aldırış etmeden, oysa halk, yaklaşmakta olan 17 Ağustos Büyük Marmara depremini hala unutmuş değildi, onca yıl geçmişti üstünden, her Ağustos ayı geldiğinde, yine depreşirdi duyguları, hatırlanırken anıları, tazelenirken acıları. 1999 dan evveli bir rüya gördü, o zamanlar...
6 Ekim 1923 sabahı İstanbul’un üzerine bir sessizlik çökmüştü; o sessizlikten beslenen bir beklenti vardı. Sis, Boğaz’ın sularını ve Haliç’in kıyılarını sararken, minarelerden yükselen ezan sesi ve Galata’dan gelen adım sesleri bu sessizliği delinmişti. Şehrin her köşesinde farklı bir hayat, farklı bir heyecan, farklı bir hafıza vardı. Her ev, her...