Bazı sabahlar, dünya sessizliğe uyanır. Kuşlar ötmez, rüzgâr esmez, insanlar konuşmaz. Her şey yerli yerindedir ama bir şey eksiktir: sesin kendisi. O an anlarsın ki sessizlik, sadece bir eksiklik değil; bir varlıktır. Kendi dili, kendi ritmi, kendi rengi vardır. Ben sessizliği gri sanırdım. Ne siyah kadar keskin, ne beyaz kadar...
Katre katre sızarken ışığın nuru içime,Günün ilk ışıkları bu, nasıl bana neşe!Güne umutla başlıyorum, yok hiç endişe,Hüzünde neymiş, ruhum kavuştu sevincine, Bugünün mutluluğu oyalarken beni,Evimin yaramazı Tırmık yanıma geldi,Pamucacık tüyleri dokunurken ayağıma,Başıyla bir şey anlatıyor sanki bana! Şirin yüzüyle gösterir bana mahzeni,Ne olabilir ki orada, ne bekler ki beni?Oraya gitmeye...
Bakma gözlerime dünün tortusu Yüreğim artık yanmıyor biçareliğimi bölüşemediğim Dünler elimde liğme liğme paramparça olmuşken nasıl yarınlara bir tebessüm olsun Halbuki nasıl çaresizce aradım bilemezsin bu günde çaresizim hâlâ çocukça bulutlardan ilendim seni dilim varmıyor unuttum demeye yalan sende bil Hâlâ dualar gönderirim kim bilir kafdağına’da ulaşır, diye Hâlâ mevsimler...
“İki çocuklu dört kişilik bir aile ve bahçesinde salıncak kurulu dut ağacına sarılmış kollarıyla üzüm asması olan ahşaptan iki katlı köy evi. Henüz beş yaşında annemizin bizi terk edeceğini bilmeden mutlu mutlu sallanırdık üç yaşındaki kardeşim ve ben” Bu sözler, telefonun öbür ucunda, abi yurt çocuklarının dertlerini, yaşadıklarını ve çile...
“Dünya yaşamak için kötü bir yer… Belki de bu kadar derin, bu kadar hassas olmamalıydım… “ Bu sözler 2020 yılı Eylül ayında, Kocaeli Darıca’da, kayalıklardan denize atlayarak yaşamını sonlandıran bir gence ait. Ve efendisine, “… Satın aldığınızın ne olduğunu size öğretmek istiyorum. Bir köle olarak hizmet etmek...
Denizin kalbi, dikenli tel gibi gerilmiş,Ufukta zincirli bir sabah bekliyor.Her dalga, yasaklanmış bir ekmek kırıntısı,Her rüzgâr, yoksulluğun bileğine bağlanmış düğüm. Ama gemiler çıkar,İnancın tahta kaburgalarına sığınarak.Onlar, taşımaz sadece un ve ilaç,Taşır:İnsanın inadını,Çocuğun gözlerindeki su damlasını,Bir annenin kırılmayan duasını. Sumud…Bir kelime değil,Küller içinden yeniden doğan nefes.Yeryüzünün en sessiz çığlığı,Engelleri yaran kararlılık....