Biz çocukluğumuzda saygı, sevgi hâk, hukuk, adalet gibi büyük değer kavramlarıyla yetiştirildik.Söze ne hacet, büyüklerimizin kaş göz işaretlerinden anlardık nasıl davranmamız gerektiğini.Büyüklerimiz bizim oturduğumuz odaya geldiğinde ayağa kalkar, yayılıp oturmazdık oturduğumuz yerde. Misafiri güler yüzle kapıda karşılar, o içeri girerken ayakkabılarını çevirirdik giderken kolayca giyebilsin diye. Oturacağı yeri gösterir el...
Sokağın başındaki ulu dut ağacı, yazın kızıl karışımı mor yemişleri olgunlaştıkça ağırlaşır, geniş, yemyeşil yapraklı dalları kaldırıma serin, hareketli bir gölge halısı dökerdi. Mahallenin cıvıl cıvıl çocukları, o gölgenin altında renkli cam misketleri dizer, çıtırtılı iplerle atlar, cevizden topaçları çevirir; okuldan dönenler kitaplarını buz gibi taşlara dizlerine koyup ödev yetiştirirdi....
Neden?Madem ki bırakacaktın neden tutmuştun ki benim üşüyen ellerimi?Neden ılık etmiştin niye sımsıcacık ısıtmıştın duygu yüklü yüreğimi?Niçin sevgi ışığı yakmıştın benim durgun solgun bakan gözlerimde?Neden benimle el ele gezmiştin dolaşmıştın parklarda bahçelerde?Niye güzel olan her şeyin en’lerini coşkulu yaşamıştık gündüz gece?Gidişinle gündüzümü bile kapkaranlık zifiri bir zindana döndürdünEy genç güzel...
AGATHA’NIN ANAHTARI AHMET ÜMİT 142 SAYFA #AhmetÜmitokuyoruz #Ortakokuma #Okudukbitti Evet, evet bundan eminim, bence kusursuz cinayet yoktur. 15 kısa öyküden oluşan harika bir ortak okuma yaptık sevgili Azime ablam, Nebahat ablam ve Bahar ‘cığım ile. Birbirinden bağımsız bu öykülerin her biri hem kurgusu hem akıcı anlatımı ile aldı götürdü bizi....
NE AŞK KALDI NE MUHABBET Bozuk numunelerden örnekler ala alaKıymete değer bir söz ne de özümüz kaldıHak yolunu terk edip yanlışta kala kalaOcakta pişen ne aş ne de közümüz kaldı Maskeli haydutlarla arkadaşlık ederekAklımızla değil de nefsimizle bilerekİşi gücü bırakıp doğrusu bu diyerekYanımızda ne bir dost ne de arkadaş kaldı...