Sabah yıldızı gömülürken aydınlıklara Kalkar ufka bakar mısın Bulutlar arkasından güneş ilerledik çe Umutla yaşadığımı hatırlar mısın Bir ağacın gölgesinde birini görsen Gölgene ihtiyacım olduğunu düşünür Hiç beni anar mısın?
Yağan yağmurda Çağlayan derelerde Hatta su içtiğin çeşmelerde Göz yaşımı arar mısın Gördüğünde yaylalarda meleyen kuzuları Bir tatlı sese hasret kaldığımı Sesinle kulaklarımın çınladığını Hatırlar mısın?
Rüzgarlarla saçların dalga dalda savrulunca Benimde şefkatle okşanmak istediğim Hiç gelir mi aklına Sende aynı özlemle yanar mısın Aynı duyguyu yaşar mısın Hıçkırarak ağlar mısın
Her karıştırdığın hatırada Benim seni hatırladığım gibi Sende beni hatırlar mısın
Bir dünya istiyorum Baharı yorgun olmayan İnsanı dargın olmayan Dağlar talan edilmemiş *** Ormanı üzgün olmayan Bir dünya istiyorum Kırlar bayırlar yemyeşil Kuşlar daldan dala uçan *** Dereler çağlayıp coşan Bir dünya istiyorum Güneş aya kucak açmış Yıldızlar halaya durmuş *** Bahar yağmur ile coşmuş Toprak sevgiliye doymuş Bir dünya...
Evrene dair bilgilerimiz çoğaldıkça – Mevcut dinlerin söylem ve uygulamalarına da – Mevcut dinlere bakarak “Tanrı” kavramına bile tahammül edemeyip reddedenlere de bir “One minute! Kral çıplak” diyerek yola çıkan kitap Protİslâm. İnsanın fıtratından olsa gerek ki aklı selim ile düşünmek yerine abartıp hayal aleminde yaşamayı tercih ediyor. Akıl da kaşla göz...
Hani diyorum şöyle bir tokatlamalı sensizliği, Gece şamar oğlanı olmalı, Bitirilmeli ahlı vahlı tümceler! Herkesten başka, Kendimden bir başka kaçmalıyım derken, Sıkılıyor özlemelerin imiği. Kimseden kaçamıyorum kendimden başka, Özümsemelerimle dolu vitrinim. Pasaklı yalnızlıklar … maske ve tertemiz ben Bitmez bir başlasam sözcükler Sûkutlar bit yeniği. Sensizlik daha bir yakışıyor sanki...
Ayşe Can İnsan ruhu, bazen kendi inşa etmediği sarayların bodrum katlarında, tozlu hatıraların arasında hapsolur. Birinin bakışında, bir cümlenin ağırlığında ya da cevapsız kalan bir çağrının boşluğunda “değersizlik” denilen o soğuk sızıyla tanışırız. Bu sızı, ilk başta keskin bir sitem gibi gelse de zamanla ağır bir yas havasına bürünür. Ancak...
Sana ettiğim bu sitemim nazım Ay değil yıl değil an davasıdır Vuslata ermektir benim niyazım Senin ki sadece şan davasıdır Aşka feda ettim uykularımı Yıldızlar anlamaz kaygılarımı Şafağa sakladım duygularımı Geceyle duruşmam tan davasıdır Yürek bir deli tay laftan anlamaz Haylaz çocuk olur aftan anlamaz Dost düşman tanımaz saftan anlamaz...