Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
18°C
İstanbul
18°C
Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C
Cumartesi Çok Bulutlu
17°C
Pazar Az Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
19°C

ADMİN

   

AY IŞIĞIMIN SÖNDÜĞÜ GECE

29 Ekim 2026 17:45
5
A+
A-

Mehmet Sebih Altun

…

Ayrılık, insanın sandığı gibi her zaman bir veda cümlesiyle başlamıyor.

Bazen önce sesler azalıyor.

Sonra sorular…

Ardından meraklar…

Bir zamanlar günün en küçük ayrıntısını bile anlatmak istediğin insanla, bir süre sonra günlerin nasıl geçtiğini konuşamaz oluyorsun.

Bir şeyler eksiliyor ama kimse eksilen şeyin adını koyamıyor.

İşte en ağır ayrılık, insanın henüz birlikteyken yalnız kalmaya başlamasıdır.

Ben o yalnızlığı geç anladım.

Belki de anlamak istemedim. İnsan, kaybetmekten korktuğu şeyin değiştiğini fark ettiğinde bile ona eski adıyla seslenmeye devam ediyor. Bir zamanlar sevgi olan yere alışkanlık, bir zamanlar yakınlık olan yere sessizlik yerleşiyor. Ama kalp, gerçeğin kapısını açmamak için kendine bin türlü mazeret buluyor.

Yorgunsundur, geçer.

Üzgünsündür, geçer.

Bir yanlış anlaşılmadır, düzelir.

Biraz zamana ihtiyaç vardır, her şey eskisi gibi olur.

İnsan, umut etmek için bazen kendi kendine bile inanamayacağı hikâyeler anlatıyor.

Ben de anlattım.

Her sessizliğin ardında bir sebep, her uzaklığın sonunda bir dönüş, her suskunluğun içinde söylenmemiş bir sevgi aradım.

Sonra bir gece geldi.

Ne gökyüzü farklıydı ne sokaklar ne de pencereme vuran rüzgâr. Her şey bildiğim gibiydi. Ama içimde bir şey, geri dönmemek üzere yerinden ayrılmıştı.

O gece anladım.

Bazı kapılar, insanın yüzüne kapanmadan da kapanabiliyormuş.

Bazı vedalar, dudaklardan çıkmadan yaşanabiliyormuş.

Bazı insanlar, bir gün ansızın gitmiyor; yavaş yavaş, her gün biraz daha uzaklaşarak hayatımızdan çekiliyormuş.

Ve geride kalan insan, en son bunu öğreniyormuş.

Ay ışığım söndü karanlık gecelerde.

Oysa ne çok güvenmiştim o ışığa.

Dünyanın bütün yolları karanlığa çıksa bile senin bulunduğun yerde bir aydınlık kalacağına inanmıştım. İnsanlardan yorulduğumda sana sığınabileceğimi, hayat beni hırpaladığında senin sesinde dinlenebileceğimi düşünmüştüm.

Ben seni bir insan olarak sevmiştim ama zamanla seni bir sığınak hâline getirmiştim.

Belki de bu yüzden gidişin yalnızca bir ayrılık olmadı.

İçimdeki evin çatısı çöktü.

Pencerelerim kırıldı.

Duvarlarına asılmış bütün yarınlar birer birer yere düştü.

Bir zamanlar seninle yaşlanmayı hayal ettiğim kalbim, şimdi sensiz yaşayabilmenin yolunu arıyordu.

İnsanın başına gelen her acının bir sesi olsaydı, belki benimkini kimse duymazdı.

Çünkü bazı yıkımlar sessiz gerçekleşiyor.

İnsan işe gidiyor, görevini yapıyor, insanlarla konuşuyor, gülümsüyor. Kimse onun içinde hangi odanın karardığını bilmiyor. Kimse, geceleri başını yastığa koyduğunda hangi hatıranın kapısında beklediğini görmüyor.

Dışarıdan bakıldığında hayat devam ediyor.

İçerideyse bir ömür, tek bir gecenin içinde yaşanıp bitiyor.

Yazarın Diğer Yazıları
7 Mayıs 2026 13:05
15 Mart 2023 13:54
19 Mayıs 2022 15:07
8 Mart 2024 22:56
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.