Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Çok Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Hafif Yağmurlu
17°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
16°C
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C

Masalların Gölgesinde

Masalların Gölgesinde
1 Nisan 2026 20:54
0
A+
A-

Bir varmış, bir yokmuş

Evvel zaman içinde, masallar diyarında birbirini hiç tanımayan üç genç kız yaşarmış: Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel ve Rapunzel. Hikayeleri ayrı ayrı anlatılsa da kaderleri tuhaf bir biçimde birbirine benzer, yolları ise görünmez bir yerde kesişirmiş.

Bu hafta o masallardan birine, Pamuk Prenses’e biraz daha yakından bakalım.

Pamuk Prenses, güzelliği dillere destan, talihi ise bir o kadar kırılgan bir genç kız. Annesini küçük yaşta kaybeder ve babası yani kral yeniden evlenir. Yeni gelen kraliçe ise bir anne olmaktan çok uzaktır. Kıskançlıkla beslenen kalbi, sarayın duvarlarını bile soğutur.

Şimdi burada durup düşünmek gerekir.

Neden masallarda üvey anneler hep kötüdür?

Ya da üvey anne olunca kötü mü olmak gerekir?

Annesiz kalmış bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey şefkat değil midir?

Bir kadın nasıl annesi olmayan çocuğu sevmez?

Ve bir baba nasıl olur da evladını kötü niyetli bir yabancıya teslim eder?

Yeni kraliçe o yanındayken iyi davranıyorsa bile çocuğunun mutlu olup olmadığını nasıl anlamaz? Hayır bir de kralsın yani!

Kıskanç kraliçe, güzellik kavramı ile öyle bozmuştur ki kafayı sihirli aynasına sorup durur; “Dünyanın en güzeli kim?” diye. Sihirli aynanın dürüstlüğü ise Prenses’in kaderini belirler. Kötü üvey anne, Pamuk Prenses’e birçok eziyet yaptıktan sonra onu öldürmesi için bir avcı gönderir. Ne var ki, avcının kalbi kraliçeninkinden daha merhametlidir. Genç kızı öldürmeye kıyamaz ve onu serbest bırakır.

Pamuk Prenses ormana kaçar ve yedi cücenin mütevazı evinde yeni bir hayat kurar. Cüceler, masalların alışıldık erkek kahramanları gibi gösterişli değildir ama yine de iyi kalpli ve sevecendirler. Prensesi korur, onunla sofralarını paylaşırlar. Ama unutmayalım sonuçta onlarda erkektir!

Avcının yapamadığını kendi yapmaya karar veren üvey anne, zehirli bir elma hazırlar ve yaşlı bir kadın kılığına girerek Pamuk Prenses’in kapısını çalar. Prenses’e “Tanımadığın insanlardan yiyecek alma” diyen olmadığından sanırım, sanki daha önce hiç kıpkırmızı bir elma yememiş olan Prenses, yabancı kadının verdiği elmayı alır ve olan olur…

İşten dönen cüceler, Prenses’i derin bir uykuya dalmış bulur, camdan bir tabut yaparak onu muhafaza ederler. O sırada gezintiye çıkmış yakışıklı bir prens hikâyeye dahil olur. Tabuttaki genç kıza âşık olur. Prens, cüceleri aşkına ikna eder ve tabuttaki prensesi yanında götürür. Tabutu kendi taşımıyordur tabii ki.

Uşaklar ormanda ilerlerken tabutu düşürür, Pamuk Prenses’in boğazına takılan zehirli elma parçası düşmenin etkisiyle çıkar ve genç kız uyanır. Evlenirler, düğüne çağırdıkları üvey anne cezalandırılır, prensesin babası yani kral sonunda gerçekleri görür. Pamuk Prenses, kocası ve 7 tane cüce arkadaşı ile mutluluk içinde yaşar.

Masaldaki asıl sorunlar ise görmezden gelinir. Prensin yakışıklı olması, olay anında orada belirmesi tabutta yatan belki de ölmüş olan kıza âşık olması detayını görmezden gelmemize neden olur. Çünkü güzellik kavramı başka her şeyden önemlidir.

Yedi tane insanın, Prenses’in nefes almadığını fark edip, “Boğazına bir şey takılmış olabilir mi?” diye düşünmemiş olmasını da cüceliklerine vereceğiz muhtemelen. (Ben cüce olmanın konumuzla ilgili olmadığını düşünüyorum bu arada. Bunu iddia eden bence Grimm Kardeşler!)

Devamı haftaya…

Ayşe Can

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.