

İçimde bir şey kırıldı… Yeni gördüm gerçekliğimi. İnsanları daha önce net görememiş olsam gerek ki yeni yeni anlıyorum sanırım. Çekilmek gerekmiş geri, bakmak gerek kimde ne kadarım diye…
Kırgınlık da geçmez şimdi, öyle kızgınlığın saman alevi değil ki. İçinde yara açar, iz bırakır; bir daha kimseye güvenmezsin mesela kırıldıktan sonra. Ne gönlünü açarsın ne derdini. Gönül de benim dert de der devam edersin ervah-ı ezelden, ebediyete.
Evet, kırgınlığın sesi bu… İçimde ezilen bir şeyler var, bir yerlerde unutulan eski bir bebek gibi kalmışsın. İnsanların işi bitmiş demek ki seninle, dersin. Bitmiş oyunları artık, belki de büyümüşlerdir; ihtiyaçları kalmamıştır sana. Kaldığın yerden değil kırıldığın yerden devam edersin. Sen de eskisi gibi olmazsın artık. Kapatırsın kapını değmemiş hiç, diye.
İçimde bir şey koptu. Bu seferki diğerleri gibi değil, baya sarsmış olsa da yolundasındır. Yolunun başka olduğunu, amacının olduğunu hatırlarsın. Geriye de dönüp bakmaya gerek yoktur artık. İsteselerdi yanında olurlardı zaten, bilirsin.
Düzeltip saçlarını, esen rüzgârda; toplayıp kırgınlıklarını gitmeyi de bilirsin. Her zaman güçlüydün zaten. Her türlü yalanda, riyakârlıkta, nankörlükte yaptığın gibi toplarsın saçlarını, bir daha hiçbir rüzgârda dağılmasın diye ve toplarsın kalbini.
Her kırgınlık kalıcı da değil, bilirsin. Bir yerden sonra hatırlamazsın bile, gerçekten ne yapmıştım bunu hakkedecek de demezsin artık. Tasaların, güzelliklerin değişmiştir artık değişen yolunla beraber. Sen yine burnunun dikine gidersin.
Kalmasın da zaten hiçbir kırgınlık. İnsanın kalbine de aklına da zarar, yük bir kere. Taşımaz senin ruhun bu kadarını, bilirsin. Yüklerinden kurtulma vakti de gelir bir zaman sonra. Yaş tahtaya basmamayı da öğrenirsin artık. Sadeleşir çevren, gerçekten sevenler yeter de zaten.
Geçer gücenmen de bir zaman sonra. Gerek yokmuş fazlasına, dersin. Aradığın tek şeyin huzur olduğunu anlarsın. Telaşsız, tasasız; samimiyeti ile geleni ararsın. Sadeliği, huzuru ve yalnızlığı keyfiyle yaşarsın. Gereksiz rekabetler, dalaşmalar yoktur artık. Bir oh çekersin… Kurtulmuşsundur… ne kırgınlık kalmıştır ne de zaman kaybı.
“Dünya varmış!” dersin…
Betül FIRAT