DOLAR
18,5082
EURO
18,2635
ALTIN
990,18
BIST
3.146,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cuma Açık
26°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C

Yazar İnci YILMAZ ŞİMŞEK Röportajı

Yazar İnci YILMAZ ŞİMŞEK Röportajı

B.F. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Merhabalar Betül Hanım ve kıymetli okuyucular. Ben İnci Yılmaz Şimşek. Hükümsüz Kimlikler, Ölümüne Aşk, Öğretmenler için Yaratıcı Yazarlık El Kitabı ve Şen Yuva adlı kitapların yazarı, anı toplayan bir öğretmen, eğitimci yazarım. 1983 yılında Siirt’te doğdum. Çukurova Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği ve Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde lisans eğitimleri aldım. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Uzaktan Öğretim alanında yüksek lisansımı yaptım. Mersin, Aksaray, Adıyaman ve Kırklareli’nde öğretmenlik yaptım. Hayatıma 2006 yılından beri görsel sanatlar öğretmeni, 2009 yılından beri öykücü, 2019 yılından beri uzaktan öğretim uzmanı olarak devam etmekteyim. Bir potada hepsini birden eritmeye çalışan yarı zamanlı anne, eş ve öğretmen tam zamanlı öğrenciyim.


B.F. Yazmaya nasıl başladığınızdan ve ne kadar zamandır yazdığınızdan bahseder misiniz biraz? Yazmaya başlamadım aslında, ben yazmayı öğrendiğimden beri yazıyorum. Kendimi çocukluğumdan beri yazarak ifade ediyorum. Günlükler, anılar, şiirler, denemeler, incelemeler, eleştiriler hayatımın farklı dönemlerinde farklı yazı formları olarak bana eşlik ettiler. Kitap haline gelen yazılarımdan bahsedecek olursam; öykü uydurmaya çocukluğumda başladım, yazmaya ise ilk çocuğumu kucağıma aldığımda. 2007 yılında hamile olduğumu öğrendiğimde bir sürü çocuk kitabı aldım; kitapçılarda, marketlerden, sahaflardan… Anne karnından itibaren çocuğuma öyküler, masallar okudum. Çocuğum bir yaşlarına girmek üzereydi o dönem içinde derleme masallar olan renkli kalın kapaklı büyük bir masal kitabı aldım. İçinde okuduğum masallarda, ilk sayfalardan itibaren beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Sonrasında bir masalda kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran ve bunu açık açık anlatan ifadeler olduğunu gördüm, bir başka masalda pedofiliye övgüler vardı, çocuk istismarı ile ilgili örtük ifadeler vardı. Ben de kitabı okumaya devam ediyormuş gibi yaparak kendim uydurmaya başladım. Sonrasında her kitaptan tek bir satır bile okumadan kendi uydurduğum öykülerle oğlumu yatırdım. Anlattıklarımı ara ara kaleme de alıyordum, ama açıkça söylemem gerekirse kitap olarak bastırmayı hiç düşünmemiştim. Edebiyat tutkum bana ikinci üniversiteyi okuttu. Ardından Yaratıcı Yazarlık dersi alarak çocuğuma daha iyi öyküler uydurmaya başladım. 2020 yılındaki pandemi ise hayatımızda büyük kararlar almamızı sağladı. Kimi evliliğini, kimi işini, kimi kendini sorguladı. Ben de aynayı kendime çevirdim, evde eski şiirlerimi, öykülerimi, denemelerimi ve günlüklerimi okuyordum. Daha küçücük bir çocukken günlüğüme yazdıklarımla karşılaştım, kendime verdiğim sözü tuttum. 2009 yılından beri yazdığım öyküleri derledim. Tabii bu okuduğum Türk Dili ve Edebiyatı bölümünün ve Yasemin Erbek’ten aldığım çevrimiçi yaratıcı yazarlık derslerinin de ufkumu açtığını söyleyebilirim. 


B.F. Yayınladığınız kitap sayısı ve konuları nelerdir? Şimdiye kadar dört kitabım yayınlandı. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında kolektif bir kitapta öyküm yer aldı. İkinci kolektif kitap da düzenleme aşamasında. Kitaplarımın konusuna gelecek olursak;  Hükümsüz Kimlikler Hükümsüz Kimlikler ilk öykü kitabım. Kitapta; her gün yanından geçip gittiğimiz, öldüğünde sadece istatistik rakamlar olarak görülen, hayatın içinde var olan fakat kimsenin görmediği, fark etmediği insanların hikayesi yer alıyor… Bizim belki de beddua ettiğimiz hayatlarımıza sahip olmak için dua eden insanların hikayesi diyebilirim. İnşaat işçisi Ahmet, gündelik ev temizlik işçisi Piraye, atama bekleyen öğretmen Yılmaz, ev hanımı Zeynep, ayakkabı boyacısı Boran ve atık kağıt toplama işçisi Önder’in hikayesi bu kitapta sizleri bekliyor. Sizler de ‘Hükümsüz Kimlikler’ i okuduğunuzda karakterlerle birlikte iş arayacak, umutlanacak, iş bulacak ve ilk paranızı kazanmanın hazzını, eve ekmek götürebilmenin değerini sizler de yaşayacaksınız.
Ölümüne Aşk İkinci kitabım olan Ölümüne Aşk kitabı sürekli artan, bir türlü önlem alınamayan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine dikkat çekmek için kaleme alındı. Üç ay gibi kısa bir sürede romanın yazımı tamamlandı. Belleğimde biriktirdiğim kadın hikayelerini bu kitapla birlikte azat ettim. Kitabın yazımında akademik taramanın yanı sıra, gazete haberleri, videolar, filmler de inceleyerek bir yandan araştırmaya, bir yandan da konuyla ilgili çalışmaları özümseyerek yazmaya devam ettim. Bir çok gece uykusuz kaldım, sabahladım; yazarken ağladım, ağlarken yazdım ama içimden fışkıran bu yazma duygusuna engel olamadım. 
Öğretmenler için Yaratıcı Yazarlık El Kitabı Bu kitabım da meslektaşlarım için hazırlanmış bir etkinlik kitabı. Kıymetli meslektaşlarım! Bu kitapta çeşitli sınavlarla bilişsel ve görsel zekalarının üstün olduğu tanılanmış Lüleburgaz Ticaret ve Sanayi Odası Bilim Sanat Merkezi öğrencileri ile iki yıldır sürdürdüğüm yaratıcı yazarlık etkinlikleri kapsamında yaptığımız çalışmalar ve öğrencilerin ders sonunda yazdıkları özgün öyküler yer almaktadır. Sevgili meslektaşlarım da adım adım etkinlikleri takip ederek öğrencilerinin içindeki minik yazarları uyandırabileceklerdir. Etkinlikler için özel bir maliyet gerekmemektedir, kalem, kağıt, biraz da yaratıcılık yetmektedir. Ülkenin en ücra köşesindeki okullarda dahi kullanılabilen bir kitaptır. Yurt içi ve yurtdışından çok fazla rağbet gören bu kitabım derslerde öğrenci ve öğretmenlerin yaratıcılıklarını kullanarak eğlenceli vakit geçirmelerini sağlıyor. 
Şen Yuva Çıkış öyküsü olan Şen Yuva’yı 2009 yılında kaleme almıştım. Ebeveynlik, kadın-erkek ilişkisi, benlik problemi, özentilik, narsisim, görgüsüzlük gibi yaşamın içinden, hepimizin karşılaştığı ve çokça yaşadığı konular hakkında yer yer esprili bir anlatım, yer yer ise acı gerçekleri insanların gözünün tam da içine sokarak, acılı ve ağrılı bir dil kullandığımı söyleyebilirim. On sekiz öyküden oluşan kitap; eskiden hafta sonları ailece izlediğimiz Yeşilçam filmleri gibi hem keder hem de sevinç barındırıyor. Öyküleri okurken tıpkı benim yaşadığım gibi; bazen gülümseyecek, bazen sinirlenecek, bazen de göz yaşı dökeceksiniz.  


B.F. Yazarken karşılaştığınız zorluklar oldu mu? Yazmak ve yayınlamak; sizin için hangisi daha zordu? Yazarken karşılaştığım zorluk kadın olmamdan ileri geliyordu. En büyük sorunum zaman problemim oldu. Onun dışında yaratım ya da yazım olarak hiçbir zorlukla karşılaşmadım. Yani evimi temizleyen, çocuklarımla ve eşimle ilgilenen, yemeğimi yapan, benim yerime okula giden bir kaç kopyam olmasını çok istedim. Gerçek hayat ile kurgu hayatın birbirine karışmasını o sularda yüzmeyi canım istediğinde uyanıp yazmayı, uyuyup öykülere dalmayı, sokaklarda avare gezmeyi, kuşlarla kedilerle konuşmayı, hayatımda hiçbir sorumluluk ve kaygı olmamasını isterdim. Hem maddi hem de manevi olarak kadın olmak zor diyebilirim. Üstüne üstlük bir de eril bu dünya düzeninde koca sunum tepsilerinde sunuluyor erkeklere imkanlar, kadınlar ise dişi ile tırnağı ile kazıya kazıya başarıyor. Erkek bir kelime yazdığında süslü billboardlarda geziyor ismi de kadının onca mücadelesine rağmen, bütün zorlukları göğüsleyerek ürettiği onca eser göz ardı ediliyor. Sorunuza dönecek olursam benim için yayınlamak da yazmak da kolay oldu çünkü imkanım vardı, bana güvenen ve destekleyen ailem ve arkadaşlarım vardı. Onlar olmasa başaramazdım. Buradan hepsine teşekkür etmek isterim. 


B.F. Yazılarınızda sizi besleyen kaynaklar nelerdir, ilham kaynağınız nelerdir; biraz bahseder misiniz? Açıkçası ben öyle ilhama inanmıyorum, daha çok kalbe ve beyne inanıyorum. Kalbinde diğer insanların acılarını hissetmeyenler, beyninde duyguları kurgulayamayanlar yazamaz. Bu sebeple kalbimizi sevgi ile, beynimizi kitapla beslemek gerekir. Benim hikayelerim yolda karşılaştığımız, yanından geçtiğimiz silik insanlar ve hayvanlarla ilgili daha çok. Hepimiz birbirinizin hayatında silik siluetleriz, birbirinizin hayatından geçip gidiyoruz. Bakmak ve görmek gerekir. Beni besleyen kaynaklar başta kitaplar ardından da insanlar, hayvanlar ve bitkileri ile tüm yaşam formlarıdır. 

B.F. Kitap okur musunuz? Bulunduğumuz dönemde yayınlanan kitaplarla ilgili düşünceleriniz nelerdir?   Kusura bakmayın sesli güldüm Betül Hanım. Açıkçası bu soruya hayır diyen bir yazar ya da şair zaten yazmasın. Okumadan nasıl yazılsın. Sadece beğendiğiniz yazarları değil, tarzınız olmayan yazarları da okumalısınız, günümüzde diğer yazarlar ne yazmış nasıl bir yazın dili var bunu da takip etmek gerekir. Sadece kitap olarak da değil; dergiler, köşe yazıları, edebi makaleler, bildiriler, kitap eleştirileri, yazar röportajları da okunmalı. Bulunduğum dönemde çok güzel kitaplarla karşılaştım, yoğun bir çalışmanın, okumanın, emeğin olduğu çok iyi kitaplar okudum. Öyle ünlü yazarlar da değillerdi üstelik ve tabii bir de diğerleri var; yani sizin bu sorunuza hayır diyenlerin yazdıkları kitap formunda metinler. Kitap okuyan insan her şekilde kendisini belli ediyor yani günlük hayatta karşılaştığınız bir insanın nasıl ki kitap okuduğunu anlayabiliyorsanız; bir kitapla karşılaştığınızda kitabı yazan kişinin kitap okuyup okumadığını da kolaylıkla anlayabilirsiniz. 


B.F. Yazmanın sizin için ne ifade ettiğini öğrenebilir miyiz? Öğretmenler İçin Yaratıcı Yazarlık El Kitabı adlı eserimin giriş kısmında yazmak dünya cehenneminden kaçış biletim, diye minik bir şiirle yazmanın benim için önemine değinmiş oldum. Bence bu soru için yeterli bir cevap Betül Hanım. Az ve öz bir cevap oldu.


B.F. İyi yazmak için bir formül var mıdır size göre? Tabii ki var. Olmaz olur mu? Bunu siz de çok iyi bilirsiniz Betül Hanım. Yazmanın formülü okumak. Hatta şöyle bir reçete yazayım. Her gün en az yarım saat kitap okuyun, okuduklarınızın altını çizin, notlar alın, beğenmediğiniz cümleleri yeniden yazın. Her gün en az bir saat yazmaya ayırın. Kendinize belirlediğiniz bir yerde gün içinde tuttuğunuz notları temize çekerek yazmaya başlayabilirsiniz. Bir de yaratıcı yazarlık kitaplarından edinip oradaki taktikleri uygulayabilirsiniz. Şimdiye kadar yüzün üzerinde yazara ilham veren kitabımı da alabilirsiniz. Bende farklı yazarlara ait yaratıcı yazarlık kitapları var hepsi de birbirinden kıymetli. Daha bu hafta Can Akkiriş’in üç adet Yaratıcı Yazarlık kitabını aldım. 


B.F. Yazmak isteyenlere önerileriniz nelerdir? Çok okusunlar. Dil, din, ırk, cinsiyet ya da siyasi eğilim gözetmeksizin her tür yazarı ve şairi okusunlar. Kendi yazım zevki ve tarzı oluştuktan sonra dilediklerine kütüphanelerinde daha fazla yer verebilirler. Benim kitaplığımın vazgeçilmezi toplumcu gerçekçi yazarlardır. Çünkü ben de modern öykücülük ile toplumcu gerçekçi sanat anlayışını bir arada kullanıp kendi tarzımı oluşturdum. En beğendiğim yazarlar arasında Kemal Tahir, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal gelir. Bunu yanı sıra Rus klasiklerini ve Cengiz Aytmatov’u da severim. Çizgisini beğendiğim yazarlar ise Kerime Nadir, Leyla Erbil, Tezer Özlü, Latife Tekin, Aslı Erdoğan ve diğer tüm ufuk açan yazarlarımızdır. 

B.F. Buradan okurlarımıza mesajınız nedir, ne söylemek istersiniz? Öncelikle Betül Hanım, bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür etmek isterim. İlk kitabım Ocak ortasında yayınlandı üzerinden daha bir yıl bile geçmeden olağanüstü bir okuyucu kitlesine ulaştım. Belli bir çizgisi olan, hayat görüşü olan kıymetli okuyucularıma buradan sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Son olarak da şunu belirtmek isterim; kitaplığınızda yer açın çünkü yazmaya devam ediyorum. 2022’ye iki kitabı taslağı hazırlandı bile. Bir romanın da yazım çalışmalarını sürdürüyorum. Sevgiyle, sanatla, edebiyatla kalın…

Yorumlar