Kim bilir ne kadar şanslı yürüdüğün toprak, Gördüğün insanlar, baktığın kuşlar, Ne kadar şanslı bulunduğun şehir, ev. İçtiğin su, yediğin yemek ne kadar şanslı.
Yanında yürümek, kokunu almak, Seninle muhabbet ne kadar hoş, Sana bakmak ne kadar hoş, Hele ki sana âşık olmak ne kadar zor.
Dokunduğuna dokunmak ne kadar hoş, Yürüdüğün yolda seninle yürümek ne kadar hoş, Gözlerimin seni görmesi ne kadar hoş, Seni özlemek ne kadar zor.
Soğuk rüzgarlar misali aşığım güneşe, Yürürüm seninle ebediyete, kıyamete, Sesini duymak ne hoş, Ne şanslı seninle konuşmak.
Ne şanslı sana tenezzül eden hava, Kim bilir ne güzel seni yaratan, Ne hoş seni sarıp, sarmalayan, Ne şanslı senin olduğun ev olmak.
Ne şanslı bu ağır beden, Aşık oldu bir hayale, Kopamıyor düşlemekten, Korkuyor sevilmemekten. Umut Çetinbaş
Öncelikle hoş geldiniz diyor ve söyleşimizin başlangıcında bir iki cümleyle sizi tanımak istiyoruz. Meral Kurulay, eğitimci, yazar. İstanbul Kadıköy doğumluyum. Yabancı Diller Yüksek Okulu Almanca bölümü mezunuyum. THY ve MEB’ de çalıştım 2022 yılında emekli oldum. Yazmaya nasıl başladığınızdan ve ne kadar zamandır yazdığınızdan bahseder misiniz biraz? Klasik bir söylem...
Vahşi Evrene Yolculuk, Sinus Taşı’nın Laneti ve Ölüm Diyarları kitapları yazarı Yusuf ÖZTÜRK’TEN Karanlığın Efendisi kitabı yayınlandı. 1. Alıntı “Bazı şeyleri bilmenin ağırlığını hissedince onları bilmemeyi diliyor insan.” Sayfa 111 2. Alıntı”Bir annenin tüm çocuklarını eşit sevdiğine dair bir yalan vardı. Bir çocuğun annesiyle babasını eşit sevdiğine eşdeğer bir yalan…” Sayfa...
B.F. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Ben Abdülhamit Toy. 1985 Karabük Safranbolu doğumluyum. Ailenin üç çocuğundan ilkiyim. Selçuk Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü mezunuyum. Şu an Helen Cast Menajerliğin sahibiyim. Mevlâna Celalettin Rumi de Cast TRT Dijital Dizisi, İmam Serahsi Belgeseli TRT Avaz çekimlerine oyuncu sağladık. Aynı zamanda tiyatro...
Süleyman Güzel Edebiyat… Kimi zaman bir çobanın dağ başında söylediği türküde, kimi zaman bir şairin gecenin kör vaktinde kalbinden dökülen mısralarda gizlidir. İnsanın kendini ve dünyayı anlamak için tuttuğu aynadır. Bu ayna bazen kırılır, bazen buğulanır; fakat ne olursa olsun insanı ve toplumu hakikate çağırmaktan hiç vazgeçmez. Bir milletin hafızasıdır...
SEN VE BEN Ali Akın (Albazoğlu) … Sonbahara döndü bizim aşkımız, Yaprak yaprak dökülüyor sevdamız. Aşka uygun değil yaptıklarımız, Ne sen eski sensin ne ben eski ben. Farkındayım biten aşkın, sevdanın, Sevgi yoksa aşkı biter insanın, Bu gün değil amma mutlaka yarın, Ne sen eski sensin ne ben eski ben....