Devletin vatandaşları karamsardır. Karamsardır, çünkü vatandaş olma vasıflarını kaybetmiştir. Bu itibarla vasıfsız vatandaş daima tehlikeli bir ütopyadır. Devletin fakirleşmesiyle vatandaşın haklarının korunamayacağı zaten kimse yalanlamak cesaretini gösteremez. Cesareti kaybolan her vatandaş için sosyal hakların kaybı önlenemez artık. Daha doğrusu vatandaşlar bir köleler topluluğu olmak tehlikesiyle karşı karşıya… Zaten kölelerin bir...
İnsanları kırmaktan vazgeç, Gideceksin öbür dünyaya er geç, Üzme kimseyi, sev herkesi, Ölüm var, kaybetme ebediyeti. Hayrına işlerini yürütmeye devam et, Bulaşma harama, günaha, sabret, Gerçekleştir ibadetlerini her daim, Ölüm var yaptıklarına dikkat et. Sinem Şahin
Akraba evliliği deli dolu yanlışlarla doludur. Yakın akrabalarla evlenenler hep kendi irfan ve kendi adetlerinde kalırlar. Bildiği kültür ve irfan yine bildiği irfanla evlenince hayatiyetini kaybeder. Düşünce dumura uğrar ve yozlaşır. Yozlaşma yetmediği gibi çocuklarda geri zekalılık başlar. Bu aynı toprakta daima aynı mahsulü yetiştirmeye benzer. Aynı toprakta hep aynı...
Yola adam tek başına çıktı. Adam yarı yolda kaldı. Yarı yoldaki adam yaralıydı. Her önüne çıkan çelme atıp tokatlamıştı. Adam başını gökyüzüne kaldırdı. Dua için avuçlar açıldı. Avuçları açılan adam yalnız başınaydı. Yolda yoldaşı yoktu. Yoldaş olmadan yola çıkılmazdı. Onun yoldaşı korku ve o da günahı gibi sırtındaydı. Ona gelene...
19. asrın başlarına kadar aydının kaderi ya padişahın ya da kralın elindedir. Namık Kemaller, Tevfik Fikretler, M. Akifler, Nazımlar ve Kemal Tahirlerin başında ya hapishane kuşu konmuştur ya da sürgün… On dokuzuncu asrın sonunda Avrupa’da kralların nüfuzu; yazarların kolektif mücadeleleri sonucunda yavaş yavaş azalırsa da ülkemizde hala devam etmektedir. Halbuki...
Türkçe çok zengin… Ama zengin Türkçe kendi ediplerinden yoksun… Yosunken, bugün yeni gençlerle ve gençlerin yazdıklarıyla tanıştım. Dürüst olmak gerekirse, gençlerin yazdıklarını büyük bir zevkle okudum. Türkçenin keşfi için ortaya çıkan bu genç edebiyatçılarla ortak vasıflarda olmak zevk verdi bana. Panayır hokkabazlarının sahneye çıktığı bugünkü edebiyat dünyasında Türkçenin hala mümkün...
Tarihin geçmişinde altın çağ varmış. Altın çağa inanmak gelmiyor içimden. Altın çağ geçmişte miydi, yoksa gelecekte miydi? Geçmişte olmadığı kesindir, çünkü tarih böyle bir çağı yaşamadığını söylemektedir. Altın çağı ve altın çağı yaşayanları arıyordum. Yaşayanları bulamayınca, altın çağa inananları aramaya başladım. Altın çağa inananlarla tanışınca, hepsi de geleceğin ümidi içinde...
Elli altmış yıl önce Şahinkaya bölgesindeki Yörük damlarında yaşayan aileler, inek koyun ya da keçi gibi sağmal hayvanlar beslerler, mevsimine göre bu hayvanları sağınırlardı. Hemen her ailede az çok “Ağartı” yani günümüzdeki deyimiyle süt ve süt ürünleri bulunurdu. Evlerde elektrik ve dolayısıyla buzdolabı olmadığı için, özellikle yaz aylarında bu yiyecekler...
Toplum, üzerine düşeni düşünmekten vazgeçirildi. Vazgeçirilen toplum düşünmediği için ülke yangın merdivenine düşürüldü. Yangın merdiveni iki yönlü bir çıkmaz sokaktır. Her iki çıkmaz da korku ve endişe vermektedir. Korku ve endişedir ki ülkede herkes zengin olmak istemektedir. Kısaca ve açıkça zenginliğe doğru koşarken, vatandaşlar birbirinin yakasına paçasına yapışıp birbirini sömürmektedir....
Aydın her devirde tepki görmüştür. Kimileri darağacında, kimileri de hapislerde çürümeye terk edilmiştir. Ama aydın yine susmamıştır…Aydına göre susmak nerede başlar, nerede biter? Aydına sorarsanız; Tarih mutlak bir tarafsızlık ister. Aydının amacı insanlarla olayları doğru tespit etmek ve tespit ettikleri doğruları okuyucularına iletmektir. Daha doğrusu görevi çağdaşlarına kılavuzluk etmek, çağdaşlarının...
Vatandaş olarak belki farklı mezheplere ve farklı ırklara mensup olabiliriz ama hepimiz üzerinde yaşadığımız topraklardan fışkıran mahsullerden besleniyoruz. Bu durumda birbirimizi sevmek zorundayız. Zaten birbirimizi sevmek zenginleşmektir. Ve birbirimizi sevmek çoğalmaktır. Belki düşmanımız ayrılıklarımızı çaresizliğimize verip faydalanmak istemektedir. Peki, biz niye kendimizi çaresizliğimizden kurtarmamaktayız. Kurtarmasak, bizi birbirimizle bağdaşmayan hale getiren...