Karagöz Karagöz’dür.
Hayâl Oyunu’dur.
Perde oyunudur.
Perdede deri tasvirlerle oynatılır.
Usta çırak yoluyla mesleği öğrenen, sanata yıllarca emek vermiş sanatını özümsemiş sanatçılar tarafından icra edilir.
Bunun dışında hangi isimle ve ne şekilde yapılırsa yapılsın ucubeliktir, sahtekârlıktır, yozlaşmadır.
Yapan da yaptıran da bu sıfatlar üzeredir.
Karagöz tiyatrodur.
Zor, özgün kendinden menkûl bir tiyatro formudur.
Türk Tiyatrosudur, Türk tiyatrosunun evrensel formudur.
Tiyatronun yanında yöresinde, önünde arkasında, gerisinde berisinde duran başka bir ‘’şey’’ değildir.
Tiyatronun kendisidir.
Karagöz ölü değildir.
Kurtarılmaya, yaşatılmaya, acınmaya, korunup kollanmaya ihtiyacı yoktur.
Karagözü ‘’korumak, yaşatmak’’ kimseye kalmamıştır.
Kimsenin de haddi değildir.
Karagöz bizden önce de vardı, bugün de var bizden sonra da var olacak.
Karagöz yaşatmak, korumak kollamak Karagöz’ün ihtiyacı değil, ancak hepimizin görev ve sorumluluğudur.
Karagöz’ün acınmaya değil anlaşılmaya ihtiyacı vardır.
Karagöz’ün korunmaya değil inkar edilmemeye ihtiyacı vardır.
Karagöz’ün sahip çıkılmaya değil, korkulmamaya ihtiyacı vardır.
Karagöz’ün korunmaya değil özümsenmeye ihtiyacı vardır.
Karagöz’den korkmayınız.
Korkmayınız Karagöz’den.
Karagöz perdesi aynadır.
Ayine-i devran’dır.
Geçin aynanın karşısına.
Korkmayınız.
Göreceğiniz sadece kendinizsiniz.
Korkmayınız.
Ayna kendinize çeki düzen vermenizi sağlar ancak.
Sırma saçınızı taramanıza yarar, dudaklarınızı boyamaya belki…
Fiyakanızı derlemenize toplamanıza yarar ayna.
Korkmayınız.
Şapkaları önünüze koyup düşünün efendiler.
Karagöz yoksa sanatımız yaralıdır.
Biliniz, Karagöz yoksa görevler, sorumluluklar yerine getirilmemiştir.
Anlayınız, Karagöz yoksa tiyatromuz aksaktır.
Kabûl ediniz, Karagöz yoksa; tiyatroculuğunuz yarımdır, eksiktir…
Cengiz Samsun