Bendim gecelerin uykusuzluğuna direnen Kaldırım taşları oldu yastığım Seni görmek için katlandım ayazlara Pencerenin önündeki karartı bendim Gaipten duyduğun sesler Kabul edemediğin sevgili Bendim beynine giren ben Hiç farkında olmadın mı
Seni bekledim sokak başlarında Bir umutla dolandım caddeleri Doğrusu kıskandım sevgilileri Kenet kenetti elleri Işıl ışıldı gözleri Dopdoluydu yürekleri Sen kıskanmadın mı
Kıskanarak onlara baktığım bir anda Seni gördüm birden bire karşımda Ezildi yüreğim ayaklarının altında Hissetmedin mi yüreğimdeki burukluğu Duymadın mı derinden ah çekişimi Ben sana tutkunum anlamadın mı
Kıyamet kopmaz elbette, Dünya döner yine, Gün kendini tamamlar Ama zaman ağır aksak yürür bende… Deprem olmaz elbette, Sarsıntılar meydana gelir, Yürek hasar alır biraz Ama taş taşın üzerinde durmaz bir daha… Gökkubbe çökmez elbette, Kara bulutlar dolaşır, Gözyaşı peydah olur biraz Ama o göz pınarlarından damla düşmez bir daha…...
LİDER ERŞAN’IN SETENAY-BİR ÇERKES KIZI ADLI KİTABI ÜZERİNE NOTLAR Arzu ORTAÖREN … İki ırmağın kesiştiği yerde yemyeşil bahçede ulu ağacın altında, kara taşın üstünde otururken Azamet’e bir kız torununun doğduğu haberi geldi. Azamet gökyüzüne baktı. Fazla düşünmeden, “Setenay olsun adı, ateşten oğlanlar doğursun” dedi. Çerkesya Sadşe’de evlerinin önündeki bahçede oynarken...
Yazılarım silindi. Ben de mi hata bilgisayarda mı bilemiyorum. Ne önemi var, diyemiyorum; dünya kadar bilgi düşüncelerim aktarmak istediklerim ruhumun derinliklerinden derin sezgilerimin yol gösterici yol haritası gibi, yazılarımı yazmak için günlerce beklediğim anlarda üstelik emek verdiğim her harfine her tümcesine anlam yüklediğim emek verdiğim yazılarımı koruyamam benim hatamdı elektrik kesintisi...
İki türlü insan daima var: hür olanlar ve köle olanlar. Hür olanlar başında taçla, köle olanlar ayağında prangayla doğar. Hürriyet sadece başında taçla doğanlar için var. Ve tüm savaşlar daima tek cephede baştaki taç içindir. Daha doğrusu savaşlar bir avuç bahtiyarın, milyonlarca bedbahtın köleliği içindir. Köleler de hürriyet için tepinirler...
Şehir, eski dokusuyla hâlâ ayakta duruyordu. Rüzgâr, taş sokakların arasından geçerken eskiden burada yankılanan çocuk seslerini getirmeye çalışıyordu ama başarıya ulaşamıyordu. Mehmet, eski ahşap kapıyı açtığında, zamanın içeriye ne denli sinsice sızdığını fark etti. Raflarda hâlâ annesinin koyduğu porselen tabaklar vardı; eski radyosu, çalmasa da bir köşede duruyordu. Ama...
MİLLÎ DESTANDIR ÇANAKKALE Ramazan AĞIRTAŞ … Dünya üstümüze geldi her yandan Siperler kazıldı Çanakkale’de Toprak kızarmıştı dökülen kandan Bir destan yazıldı Çanakkale’de Modern ordularla sarıp denizden Türk-Islam yurdumuz soldu benizden Fransız’dan yamyam, Hind,İngiliz’den Gelmişti, rezildi Çanakkale’de Arıburnu merkez, Kemal Paşa’ya Şehit olur, dönmez Ordu kışlaya Taarruz denildi gence yaşlıya Düşmanlar...