BAŞLAR Başlar, öne eğilmiş Yorgunluktan !! Yoksulluktan!! Çaresizlikten!! Gözler, ışığını yitirmiş Umutların küllerinde Gecenin en koyu renginde Ummanın, bilinmezliğinde BAŞLAR!! Yönetimi ele geçirmiş Kemiklerde ki ilik bitmiş Kemiklerin beli bükülmüş Yürüyecek gücü tükenmiş BAŞLAR!! Her gün, karanlık ile başlar Aydınlık er geç, ortaya çıkar Karanlıklar, Gün’den korkar Bir gün, ama...
Ne idik, ne olduk nereye geldik Hayalin umdun bitişi bizde. Ağlaya ağlaya Dünyaya geldik Bülbülün goncaya ötüşü bizde. Ömür biter asla gülmez yüzümüz Sabah kederliyiz akşam üzgünüz Biraz öfkeliyiz biraz kızgınız Kaderin dertlere katışı bizde. Biziz işte ezenlerin ezdiği Biziz işte yazanların yazdığı Biziz işte bozanların bozduğu Namerdin dürüstü satışı...
Güzel sözlerin tek başına bir anlamı yoktur, içini doldurmak gerekir Sevgiyi hissettirmek gibi Yaşamı, hayatı ve insanı anlamak için sadece sözler de yetmez! Zihnini bilgilerle dolduracaksın, Yeni buluşları, ilk icatları merak edip okuyacak, İnsanlığa yön verenleri tanıyacak, bildiklerini çevrene anlatacaksın. Başlaman gereken yer aslında yok basit, Mesela bir türkünün yazılış...
Ahlak yoksa ahlak…! Beden, abdest mi tutar…; Abdest…., Abdest olur mu ki, o zaman…?! Zàten riyã dolu…, Koskoca bir zahmetle…, Taşınması; Nâfile bir yük.. .! Etmedikçe sahibi…, Edep için…., Tövbeyi istiğfâr…. Ahlaksızın…; Ne abdestini, ne secdesini; Etmez ki kâbûl…, Vallâhi toprak bile o zaman… ! Böyle bir cesedin varlığı…, Leşten...
Yeşili mavisi karışık gözü, Sanki oğul balı tatlıdır sözü, Huri melek gibi masumdur yüzü, Ben dağım başımın karı sevdiğim, Yaralı gönlümün, yarı sevgilim İnce kaşlarında sürme yay gibi, Yüzünde nur parlar sanki ay gibi, Ömrü, ömrüm gibi geçmiş zay gibi, Ben dağım başımın karı sevdiğim, Karalı gönlümün, yarı sevgilim Sevgilim...