Bir varmış, bir yokmuş Evvel zaman içinde, masallar diyarında birbirini hiç tanımayan üç genç kız yaşarmış: Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel ve Rapunzel. Hikayeleri ayrı ayrı anlatılsa da kaderleri tuhaf bir biçimde birbirine benzer, yolları ise görünmez bir yerde kesişirmiş. Bu hafta o masallardan birine, Pamuk Prenses’e biraz daha yakından bakalım....
Beklenen Sıddık Sert .. Denizin üstündeki sis yavaş yavaş kalktı. Aniden kanatlanan martıların çirkin çığlıkları göğü yırttı. Sahilde, birbirine benzer kafelerden birinin denize bakan terasında, her zamanki yerime oturmuş kahvemi karıştırırken yine o kız göründü. Güleç yüzünde telaş ve tedirginlik… Her zamanki masaya yönelip oturdu. Pinekleyen garsonlar ayaklandı. Hafif bahar...
Bir masal eridi yapraklarında Şimdi zaman güzde yas tutar Lara Bir yorgun şarkı ki dudaklarimda Dinle ki sızısı hala kanıyor Şafak söktü yine gün uyanıyor Dinle kurşun değmiş yorgun sesimi Karşı sahillerde uyurken sızın Limanlardan topla benim yasımi Dışımdan içime alev iniyor İyice bak Lara deniz yanıyor Masallar da biter...
“Kitap yazmak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum,” diyorsanız bu yazıya hoş geldiniz. Bu yazı da size “kitap yazmaya nasıl başlanır?” sorusunun cevaplarını madde madde sıralayacağım ama öncelikle beni dinlemek ister misiniz? Şu ana kadar gördüğünüz tüm yazarları düşünün… Onlar da ilk yazmaya başladıkların da eminim ki, en az sizin kadar...
Sen sandalla okyanusun üzerinde seyahat ettiğimsin . Bulamayacağımı bildiğim halde uçsuz, bucaksız sahillerde aradığım kum tanesi. Geceleri uykuya daldırmayanım…Sen var ya sen! karanlık buz gibi sokakları, cıplak ayakla gezdiren…Koca şehri dar sokakları zindan edenimsin !. Düşlerimde bile kurduğum hayalim, kirpiklerime asılı göz yaşım, saçlarımdaki akımdın!.. Hayalin burnumda kalan koku ,tenimin...