Ant İçtim Bil ki senden önce sararmış solmuş kurumaya yüz tutmuş çiçektim Gelişinle yeniden yeşerdim rengarenk muhteşem bir bahara erdim Sen de beni sevince kalmadı gamım tasam kederim bir tek derdim Her sabah bahçelerden çiçekler topladım geçeceğin yollara serdim Senin aşkınla her zaman her yerde göğsümü gururla onurla gerdim Sen sevgi olsaydın ben seni gönül bağıma inan ki ömürlük ekerdim Senin yanında olsaydım güz mevsiminde bile harika bahara ererdim Ben bir sevda rüzgarı olsaydım senin gönül dağında delice eserdim Estikçe derin sevgimle efsanevi aşkımla ayaklarını yerden keserdim Ömrümce seni sevmeye ant içtim yemin ettim kendime söz verdim Ölünceye dek senden seni sevmekten vazgeçersem eğer namerdim
19 Haziran Babalar Günü vesilesiyle; başta sevgili babacığım olmak üzere, ebediyete göç eden babalarımıza Yüce Allah’ımdan gani gani rahmet diliyorum. Mekânları Cennet, ruhları şad olsun.) CENNET ORTA KAPISI: BABA Cennet orta kapısı; veda edip giderken, Gölgesi yeten Çınar; yaprağını dökerken, Bugün de hatıranı; kalbimde hissederken, Babasız ocak, evde; akşamlar olur...
Halide Halid Araştırmacı yazar “ÖNCE VATAN” serisinden: Belki geri dönemedim… Anne…Evladı için dünyanın tüm zorluklarını omuzlarına alan kadın. Anne…Kalbinden bir pınar gibi akarak gelen ninnilerle bebeğine mutluluğun senfonisini duyuran varlık. Anne…Adı duyulunca yüreklerde nice hasret, nice sevgi, onunla geçen günlerin anısından haber veren insan. Anne…Dünya var olduktan...
İhtiyar, elinde eski bir tahta sopası, sırtındaki rengi solmuş hırkasıyla geçip gidiyordu. Aniden hayır! diye bağırdı yaşlı adam. Daha fazla nefes alamadığım bu dünyada yaşamak istemiyorum derken gözlerine yaşlar doluyordu. Hayatın kitabını okuduğunu düşünürken, hayat onu çoktan okumuş ve bir köşeye fırlatmıştı. Bitmeyen yoksulluğu, bitmeyen hırslarıyla kaybediyordu tüm zenginliklerini. “Devam...
Bahtiyar Hidayet – Ey dilenci kadın, Benim için dua okuma. Dualarının bir gücü olsaydı, Kendin dilenci olmazdın. Yapabiliyorsan bana beddua et. – Çünkü ben senden de beter durumdayım. Maaşım dört günde bitti. Kredi, cezalar, vergiler, düğünler, tedavi — hepsi bu. Şimdi benim Senin avucundaki kadar bile param yok. Talihsizlik bu...
Küçük Ali ve annesi yıkık dökük bir gece kondu da kıt kanaat geçinip yaşıyorlardı. Ali o yağmurun şakır, şakır yağdığı gün ekmek almak için mahalle bakkalı Hasan abinin bakkalına gitmek zorundaydı. Çünkü iki gündür hasta yatan annesinin bunları yapabilecek takati yoktu. Komşuları Ayşe teyze durumu bildiğinden ve komşuluk bunu gerektirdiğinden...
Sarmal şeklinde, kırçıllı granit merdivenden yukarı doğru sert adımlarla bir kadın çıkıyordu. Adımları öylesine gürültü patırtı koparıyordu ki evinin alt katında oturan komşusunun tüylü, iri köpeği rahatsız olmuş uluyordu. Köpeğin sesinin geldiği eve dönüp baktı, ardından gözüne bastığı merdivenlerde bıraktığı ıslak ayak izleri dikkatini çekti. Dışarıda yağan şiddetli yağmur onu...