Bir kitap bazen bir öğretmenden daha uzun süre konuşur. Çünkü öğretmenin anlattığı ders biter ancak çocuğun okuduğu hikâye yıllarca hafızasında yaşamaya devam eder. Bu yüzden çocuk kitaplarını değerlendirirken sadece baskı kalitesine, renkli çizimlerine ya da çok satmasına bakmak yeterli değildir.
Asıl sorulması gereken soru şudur: Bu kitap, çocuğuma nasıl bir dünya sunuyor?
Son yıllarda yabancı dillerden çevrilmiş eserlerin sayısı arttı. Dünyanın farklı kültürlerinden gelen kaliteli eserlerin Türk çocuklarıyla buluşması elbette sevindirici bir gelişmedir. Ancak her toplumun yetiştirmek istediği insan modeli, aile ilişkileri ve kültürel değerleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle bir kitabın başka bir ülkede ilgi görmüş olması, aynı etkiyi bizim çocuklarımız üzerinde de olumlu şekilde bırakacağı anlamına gelmez.
Çocuklar yetişkinler gibi okumaz. Bir yetişkin, romandaki yanlış davranışları eleştirebilir, karakterleri sorgulayabilir ve kurgu ile gerçek yaşam arasındaki sınırı rahatlıkla çizebilir. Fakat ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar, çoğu zaman hikâyenin kahramanını kendilerine örnek alırlar. Cesur buldukları karakter gibi konuşmaya, onun kullandığı ifadeleri tekrar etmeye ve olaylara onun bakış açısıyla yaklaşmaya eğilim gösterirler. Bu nedenle çocuk edebiyatı, eğitimin de önemli bir parçasıdır.
Bazı kitaplarda aile bireyleriyle kurulan ilişkiler dikkat çekici biçimde ele alınmaktadır. Anne ve babanın sürekli küçümsendiği, büyüklerin sözünün değersiz gösterildiği ya da kurallara uymamanın zekânın ve özgürlüğün göstergesi gibi sunulduğu örneklerle karşılaşılabiliyor. Elbette çocuklara sorgulamayı öğretmek gerekir. Ancak sorgulamak ile saygıyı tamamen ortadan kaldırmak arasında önemli bir fark vardır. Sağlıklı bireyler yetiştirmenin yolu hem düşünebilen hem de karşısındaki insana değer verebilen çocuklar yetiştirmekten geçer.
Çocuk kitaplarında dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise fantastik unsurların sunuluş biçimidir. Masallar insanlık tarihi kadar eskidir ve hayal gücü çocuk gelişiminin vazgeçilmez parçalarından biridir. Ancak günümüzde bazı eserlerde cadılar, vampirler, büyüler veya dilekleri gerçekleştiren doğaüstü varlıklar, gerçek hayatın doğal bir parçası gibi ayrıntılı ve ikna edici şekilde anlatılmaktadır. Özellikle gelişim çağındaki çocuklar için kurgu ile gerçeğin sınırlarını doğru kurabilmek her zaman kolay değildir. Bu nedenle yaş grubuna uygunluk ilkesi hem dil açısından hem de içerik bakımından önem taşımaktadır.
Çocuk kitaplarının en önemli görevlerinden biri ise çocuklara dil sevgisi kazandırmaktır. Kelime hazinesi zenginleşen çocuk, düşüncelerini daha rahat ifade eder. Okuduğunu daha iyi anlar ve yazma becerisi gelişir. Ne var ki son yıllarda bazı eserlerde son derece sınırlı bir kelime dağarcığı, özensiz cümleler ve konuşma dilinin basit kalıpları öne çıkmaktadır. Oysa çocuk, her okuduğu kitapta yeni kelimeler öğrenmeli ve dil gelişimini artırmalıdır.
Yabancı eserleri bütünüyle reddetmek doğru değildir. Nitelikli çeviri eserler dünya çocuk edebiyatına önemli katkılar sağlamaktadır. Aynı şekilde her yerli kitabın da kusursuz olduğunu söylemek mümkün değildir. Ölçü, kitabın hangi ülkede yazıldığından ziyade çocuğun zihnine, diline ve karakter gelişimine ne kattığı olmalıdır.
Burada en önemli görev ebeveynlere ve eğitimcilere düşmektedir. Çocukların okuyacağı kitabı önceden incelemek, yaşına uygun olup olmadığını değerlendirmek ve mümkün olduğunca birlikte okuma alışkanlığı kazanmak büyük önem taşımaktadır. Çünkü çocuk, okuduğu her hikâyeden farkında olmadan bir parça alır. Kimi zaman bir cümleyi, kimi zaman bir karakteri, kimi zaman da bir davranışı hayatına taşır.
Bugünün çocukları yarının yetişkinleri olacaklar. Onların okuyacağı kitaplarda güçlü bir dil, sağlam karakterler, gerçek hayatta karşılığı bulunan değerler ve düşünmeye sevk eden anlatılar yer aldığında, vicdan sahibi, sorgulayan ve kültürel kimliğinin farkında bireyler yetişecektir. Çocukların hayal dünyasını zenginleştiren, dil becerilerini geliştiren ve insani değerleri destekleyen eserlerin çoğalması ise hem edebiyatın hem de toplumun geleceği adına umut verici bir adım olacaktır.
Ayşe Can