UMUT MERİÇ BERBEROĞLU
Çanakkale Cephesi (1915), yalnızca Osmanlı ordusunun askeri direncinin sınandığı bir meydan muharebesi olmanın ötesinde, imparatorluğun sosyal ve eğitimsel yapısını da derinden etkileyen bir olay olarak tarih sahnesine yansımıştır. Özellikle İstanbul ve Anadolu’nun önde gelen liselerinde öğrenim gören gençler, vatanın savunulması önceliği nedeniyle eğitim hayatlarını yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Bu durum, yalnızca asker toplama hareketi değil, aynı zamanda bir neslin entelektüel birikiminin savaş sahasında kaybedilmesi olarak da değerlendirilebilir. İstanbul Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi, Vefa Lisesi, Çapa Lisesi ve İstanbul Sultanisi gibi köklü eğitim kurumları, 1915 baharında öğrencilerinin çoğunu gönüllü olarak veya ihtiyat zabiti olarak cepheye göndermiştir. Özellikle İstanbul Sultanisi’nin bu dönemde mezun verememesi, savaşın eğitimli genç kuşak üzerindeki dramatik etkisinin somut bir göstergesidir. Bu gençler, Kanlısırt, Conkbayırı ve Arıburnu gibi cephelerde hayatlarını kaybetmiş, Osmanlı’nın ve ilerleyen dönemde kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin yetişmiş insan kaynağı ciddi biçimde azalmıştır. Anadolu’da Balıkesir, Sivas ve Kastamonu liseleri de benzer şekilde boşalmış; öğretmenler öğrencileriyle birlikte siperlerde yer almıştır. Birçoğu, “İhtiyat Zabiti” statüsüyle cephenin kritik noktalarında görev almış ve eğitimli olmalarının getirdiği sorumlulukla diğer askerlerin yönlendirilmesinde aktif rol oynamıştır. Bu durum, savaşın sadece askeri değil, toplumsal ve eğitimsel etkilerini de ortaya koymaktadır. Çanakkale’de verilen bu büyük fedakarlık, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde önemli bir sonuç doğurmuştur. Ders verecek muallim, çalışacak mühendis veya hastanede görev alacak doktor eksikliğinin temelinde, bu gençlerin savaşta hayatlarını kaybetmesi yatmaktadır. Bu bağlamda, Çanakkale Savaşı’nda kaybedilen “mektepliler”, yalnızca birer asker değil, aynı zamanda yeni devletin yetişmiş insan kaynağı açısından önemli bir boşluğu temsil etmektedir. Sonuç olarak, Çanakkale Cephesi’nde eğitimin ve genç kuşağın yarıda kesilmesi, savaşın toplumsal yapıyı ve entelektüel sermayeyi nasıl dönüştürdüğünü göstermektedir. Eğitim kurumlarının boşalması ve öğrencilerin cepheye gönderilmesi, hem Osmanlı toplumunun hem de yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal ve eğitimsel dokusunda kalıcı izler bırakmıştır.