

Bir gün sosyal medyada bir kız tanıdım.
Adı Zühre’ydi.
Adı gibi parlak, adı gibi gökyüzüne ait.
Ama hayat ona kolay bir yol çizmemişti.
Zühre engelliydi.
Fakat bedenine konan sınırlar, ruhuna asla konamamıştı.
İçinde dimdik bir hayat mücadelesi taşıyordu.
Ben Facebook tarafından cezalı olduğum günlerde, videolarımı o
paylaştı.
“İyi ki varsın” der gibi, sessizce.
İnsanların fotoğraflarına Atatürk resimleri ekleyerek ekmeğini kazanıyor.
Oturduğu yerden hayatla pazarlık etmiyor.
Üreterek, direnerek, okuyarak ilerliyor.
Üniversite okuyor.
Şiirler yazıyor.
Köşe yazıları kaleme alıyor.
Sessiz çığlıklarını kelimelere dönüştürüp insanların kalbine bırakıyor.
Modern dünya bize çok şey verdi belki.
Ama çok şeyi de unutturdu:
Sabır.
Empati.
Merhamet.
Yardımlaşma.
Karşılıksız iyilik.
Sessiz fedakârlık.
Minnettarlık.
Zühre, unuttuğumuz o değerlerin canlı hatırlatıcısı gibi.
Her paylaşımı bir bağ, her yazısı bir köprü, her küçük çabası kocaman bir insanlık dersi.
O bize şunu gösteriyor.
Azim sessiz olabilir ama güçlüdür.
İyilik gösterişsiz olabilir ama kalıcıdır.
Ve insan, şartları ne olursa olsun hayata anlam katabilir.
Belki de en büyük kayıp,
böyle insanları görmeden yaşamaktır.
En büyük kazanç ise
Zühre gibi bir ışığın varlığını fark etmek ve unuttuğumuz değerleri yeniden hatırlamaktır.
Çünkü bazı insanlar yüreğiyle iz bırakır.
İyi ki varsın Zühre.
Ayşen ÖZGÜR
Esas sen iyi ki varsın. Çok teşekkür ediyorum ablacım.