Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
18°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Çok Bulutlu
15°C
Cuma Çok Bulutlu
15°C

Yazar Nezihat KERET Röportajı

Yazar Nezihat KERET Röportajı

Betül FIRAT: Öncelikle hoş geldiniz diyor ve söyleşimizin başlangıcında bir iki cümleyle sizi tanımak istiyoruz. Nezihat Keret kimdir?

Nezihat KERET: Her şeyden önce; ailenin lokomotifi olan, daima yetişecek bir işi bulunan bir anne… Her dizede hayatı sorgulayan, anlatacak öyküsünden çok anlaşılacak hayalleri olan bir şair… Kararlı hale gelebilmek için zaman zaman ödün vermiş, karşılığında ilham bulmuş bir kimya mühendisiyim.

Betül FIRAT: Yazmaya nasıl başladığınızdan ve ne kadar zamandır yazdığınızdan bahseder misiniz biraz?

Nezihat KERET: Yazmak, benim için bir başlangıçtan çok bir uyanıştı. 90’lı yıllarda elime geçen saman kâğıtlı bir kitapla başladı her şey.

Bir elimde cımbız / Bir elimde ayna; / Umurunda mı dünya!

Bu dizelerle karşılaşmam, içimde bir kıvılcım yaktı ve kaleme sarıldım. İlk şiirim “Merhaba” ile aslında dünyaya seslendim. O günden beri yazıyorum; bazen kendime merhem olmak için, bazen de başkalarının yarasına dokunabilmek için.

Betül FIRAT: Edebiyat alanında ilk eseriniz nedir ve ilk yayınlanan eseriniz hangisidir?

Nezihat KERET: İlk eserlerim, kimseyle paylaşmadığım, defter aralarında kalan yazılardı. Yayınlanan eserlerim ise bu iç sesin görünür hâli oldu. “Strese Huzur Aşıladım” ile yazdıklarım somutlaştı; ardından “Dargın Mutluluk” ve “Kafa Dengi Ruhlar” ile iç dünyamın farklı katmanlarını anlatmayı sürdürdüm.

Betül FIRAT: Ailenizde sizden başka sanatın herhangi bir alanıyla ilgilenen var mı?

Nezihat KERET: Sanatla profesyonel olarak ilgilenen yok belki ama herkesin içinde bir üretme arzusu olduğuna inanıyorum. Kimisi susturmuş, kimisi görmezden gelmiş… Ben ise o sesi bastıramayan tarafta kaldım.

Betül FIRAT: Sizin için en önemli olan eseriniz hangisidir?

Nezihat KERET: Henüz yazmadığım eser.
Çünkü insan yazdıkça fark ediyor; anlatamadıkları, anlattıklarından daha fazla. Bu yüzden en kıymetli olan, hâlâ içimde büyüyen ve beni yazmaya devam ettiren.

Betül FIRAT: Bir yazar sanatını icra ederken en çok neye dikkat etmeli?

Nezihat KERET: Yazdıklarımızın sorumluluğunu taşıyarak üretmeliyiz. Bu sorumluluğun en temel unsuru ise samimiyettir. Okuyucu her şeyi affedebilir; ancak yapaylığı asla. Bir metin teknik olarak kusursuz olabilir ama içten değilse mutlaka bir yerde eksik kalır. Yazarken en büyük sorumluluk, kendine karşı dürüst olabilmektir.

Betül FIRAT: Kitaplarla aranız nasıldır? En son hangi kitabı okudunuz? En çok tavsiye edeceğiniz kitap hangisi olurdu?

Nezihat KERET: Kitaplarla aram, çoğu zaman insanlarla kuramadığım bağı kurduğum özel bir alan gibi. Bazen bir cümlede yakalanıyorum, bazen bir sayfada kayboluyorum. Belirli bir kitap önermektense şunu söyleyebilirim: İyi bir kitap, insanın kendini fark etmesini sağlayandır. Herkesin yarası farklı olduğu için, her okurun kitabı da kendine özeldir.

Betül FIRAT: Sizi etkileyen şair, yazar veya sanatçılar kimlerdir?

Nezihat KERET: Beni en çok etkileyen şairler arasında Orhan Veli Kanık ve Cahit Sıtkı Tarancı yer alıyor. Yazar olarak ise Halide Edip Adıvar’ın kalemi benim için kıymetli. Ancak şunu da belirtmeliyim ki; isimlerden çok hisler etkiliyor beni. İçten ve derinlikli yazan herkes, bir şekilde iz bırakıyor.

Betül FIRAT: İyi yazmak için bir formül var mıdır? Yazmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Nezihat KERET: Yazmanın kesin bir formülü yok. Yazmak, nefes almak ve yaşamak kadar doğal bir süreç. Ancak elbette bir düşünme ve kurma disiplini gerektiriyor. Bazen tümevarımla ayrıntılardan bütüne ulaşırız, bazen de bütünden detaylara ineriz. Bu noktada Çiğdem Ülker’in “Yazmak en üst bilinç seviyesidir.” sözü benim için çok anlamlı. Yazılan her metin, topluma sunulan bir armağandır. Yazmak isteyenlere ise İlber Ortaylı’nın şu sözünü hatırlatmak isterim: “Hiçbir yılınızı yeni bir yer görmeden, yeni bir şey öğrenmeden kapatmayın.” Okumak, gezmek, gözlem yapmak ve merak etmek… Hepsi birbirini besler. Ama en önemlisi, insanın kendini okuyabilmesidir. Çünkü yazı, taklitten değil, içten doğar.

Betül FIRAT: Gençlerimizi edebiyata ve sanata kazandırmak için neler yapılabilir?

Nezihat KERET: Gençlere hazır cevaplar sunmak yerine soru sormalarına alan açmalıyız. Keşfetme arzularını desteklemeli ve yargılanmadan kendilerini ifade edebilecekleri ortamlar oluşturmalıyız. Çünkü sanat, çoğu zaman o özgür alanlarda filizlenir.

Betül FIRAT: Sizi okumak isteyen, takip etmek isteyen dostlarımız nerelerden ulaşabilirler?

Nezihat KERET: Instagram: nezihat keret

Facebook: Nezihat Keret

Martı Dergisi ve Hayrendiş Kültür ve Edebiyat Sitesi’nde yayımlanan yazılarım üzerinden de bana ulaşabilirler.

Betül FIRAT: Şu ana kadar sohbetimizi okuyan ve bizlere eşlik eden dostlara son olarak ne söylemek istersiniz?

Nezihat KERET: İçinizdeki çocuğu asla kaybetmeyin. Çünkü o çocuk merak eder, soru sorar ve üretir. Yaratıcılık da tam olarak burada başlar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.