Aşık Mahzuni Şerif VEKİL BEY Aldığın maaşın bilmem helal mi Otur bunu gerçek düşün vekil bey Meclise geldiğin yılda on defa Dışarda ne ola işin vekil bey Meydan meydan kafamızı patlattın Arılar besledin atlar otlattın Biraz utan sabrımızı çatlattın Amma senin keyfin peşin vekil bey Oy alırken oyum oyum oynadın...
Katığıma kan doğradın edepsiz Bir gün olsun sana nazım olmadı. Ne idi bu kadar zulmün sebebi? Sözüyün üstünde, sözüm olmadı. *** Kaçtım, göçtüm bırakmadın peşimi Taş koydun da, sarpa sardın işimi Zehir, zıkkım ettin; helal aşımı. Onca zulmün varken sızım olmadı. *** Düş artık yakamdan, dahası yeter. Bıçak, kemiğe dek...
Sanki çok birikti; giysiler, anılar, insanlar. Yeni başladı ellili yaşlar. Sanki sırada bekliyor biri daha eleyecek kendini galiba. Ne bir söz, ne bir hareket etmemeli. gidecekse kendi gitmeli. Sonra giysilere bakarım, varsa gereksize çıkan yükü hafifletmeli. Ya, anılar? Nasıl elenir ki? Onlara ne etmeli? Mehtap Balta
SESSİZ HASTA KİTAP TANITIMI Gülzar Ahmedova “Ne annem ne kendim ne de o evsiz için ağlıyordum. Hepimiz için ağlıyordum. Her yerde çok fazla acı var ve biz, görmezden geliyoruz.” Kasım ayında ikinci kitap yorumu ile geldim. Havalar soğuk, ara sıra yağmur yağıyor, günlerde çok kısa böyle bir günde yazar @alex.michaelides...
Düşüncelerden kaçmak için ne gerekir? Bir beden mi, bir ruh mu yoksa düşünceleri boşluğa doğru bırakacak istek mi gerekir insana? Kaçabilmek için ilk önce bir kovalayan gerekir. Düşünceler arasında derya deniz olmak gerekir. Çoğalan düşüncelerin her biri asansör olup seni semaya çıkarır nazikçe. Yeryüzünde bıraktığın düşüncelerinin ağırlığından kurtulursun, hafiflersin. Sanki o hafiflik...
Ne gurbetler gezdim, hiç böyle yorulmadımNe derdimi söyledim ele, hiç te sorulmadımDerdimi açacak tek seni aradım, bulamadımBen şimdi burada uzaklarda garibim ABLA Sana anlatacak dertler öyle çok ki bende Özlemlerim her gece sel olup aktı gözümde Artık karanlıktan bahsetme bana sen de Bu ayrılıklar önceden oldu nasibim ABLA Sana öz...