Tarih kitaplarının soğuk, mekanik askeri kronolojisinden sıyrılıp 26 Ağustos 1922 sabahına, saat 04.30’a döndüğümüzde, Afyon Kocatepe’nin o keskin ayazında bir başkomutandan ziyade, tarihin yükünü omuzlamış yalnız bir adamın adımlarını görürüz; bugüne kadar ezberletilen klişe kahramanlık retoriklerinin ötesinde, Meclis’in gizli zabıtlarından cephe gerisindeki gazete manşetlerine, generallerin uykusuz gecelerinden İtilaf devletlerinin kibirli...