

“En Gizli ve En Güvenli Sığınak”
Herkesin bir sığınağı vardır. Kimi deniz kenarındaki bir taşra evini düşler, kimi kalabalık bir şehrin karmaşasına karışmayı. Bu arayış, insanın kaçınılmaz bir içgüdüsüdür. Ruhun, dünyanın hoyrat gerçeklerinden azade olabileceği bir liman bulma çabasıdır. Ancak benim sığınağım ne dört duvarla çevrili bir mekân ne de coğrafi bir koordinattır. Benim en gizli, en güvenli ve en büyülü dünyam, kitaplardan örülmüştür.
Kitaplar, somut dünyanın katı kurallarının eridiği, zamanın büküldüğü ve mantığın sınırlarının kalktığı kapılardır. Bir kitaba dokunduğum an, avucumda sadece ciltli kâğıtlar değil, yüzlerce ruhun, binlerce deneyimin ve yaşanmışlıkların yoğunlaştırılmış özünü tuttuğumu bilirim. Raflar, benim için sessiz duran, ama her an konuşmaya hazır, bilgelikle dolu yaşlı dostlardır. Dışarıdaki dünya acele eder, yargılar ve tüketirken, bu kâğıt sığınakta ise sükûnet ve anlama çabası hüküm sürer.
Bir romanın ilk sayfasına adım attığımda, sadece bir hikâyeye değil, başka bir yaşamın derisine bürünme lüksüne de sahip olurum. Kimi zaman 19. yüzyılın puslu Londra’sında bir dedektif, kimi zaman uzayın sonsuz boşluğunda kaybolmuş bir pilot olurum. Bu, sadece bir kaçış değil aksine, kendime doğru derinleşen bir yolculuktur. Zira başkalarının hayatlarını ve düşüncelerini okumak, kendi düşüncelerimi ve duygularımı daha keskin bir netlikle görmemi sağlar. Kitaplar, bana empatiyi, eleştirel düşünceyi ve en önemlisi, insan olmanın karmaşık güzelliğini öğretir.
Bu sığınakta, gürültü kesilir. Yazarın sesi, en mahrem fısıltılarım kadar yakındır. Her sayfa, dışarıda inşa edilen sanal duvarları yıkar ve beni evrensel bir sohbete davet eder. Bu dünyanın en büyük lüksü ise, yalnızlığın asla can sıkıcı olmamasıdır. Yüzlerce karakter ve ses yanı başımda hazır beklerken, yalnızlık bir yük değil, yaratıcılığın ve iç huzurun kaynağı haline gelir.
Kitaplar, sadece geçmişin bilgeliğini taşımaz, aynı zamanda geleceğe dair umutları ve hayalleri de içinde saklar. Bu sığınağa ne zaman dönersem döneyim, her zaman daha bilge, daha sakin ve en önemlisi daha tamamlanmış hissederim. Onlar benim limanım, şöminem ve bitmeyen maceralarımın yoldaşıdır.
Ayşe Can